<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Patika Yolcuları</title>
	<atom:link href="http://patikayolculari.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://patikayolculari.wordpress.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Feb 2012 20:00:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='patikayolculari.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Patika Yolcuları</title>
		<link>http://patikayolculari.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://patikayolculari.wordpress.com/osd.xml" title="Patika Yolcuları" />
	<atom:link rel='hub' href='http://patikayolculari.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>GDO Nedir? Nasıl Yapılır? Neden Korkulur?</title>
		<link>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/02/17/gdo-nedir-nasil-yapilir-neden-korkulur/</link>
		<comments>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/02/17/gdo-nedir-nasil-yapilir-neden-korkulur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 19:40:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kampanyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://patikayolculari.wordpress.com/?p=2060</guid>
		<description><![CDATA[Çok tartışılan ancak anlaşılması zor bir şey GDO. Bu sebeple bu yazımda bunun ne olduğunu, olabildiğince anlaşılabilir bir şekilde anlatmaya çalışacağım. Temel olarak kısaca şu iki tanımı yapalım: Genetik değişim (GD) modern biyoteknoloji teknikleri kullanarak bitki veya hayvan gibi bir organizmanın genlerini değiştirmektir. Genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) genetik değişim yolu ile farklılaştırılan bir bitki, hayvan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=2060&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left;" align="center">Çok tartışılan ancak anlaşılması zor bir şey GDO. Bu sebeple bu yazımda bunun ne olduğunu, olabildiğince anlaşılabilir bir şekilde anlatmaya çalışacağım.</p>
<p>Temel olarak kısaca şu iki tanımı yapalım:</p>
<p><strong>Genetik değişim (GD)</strong> modern biyoteknoloji teknikleri kullanarak bitki veya hayvan gibi bir organizmanın genlerini değiştirmektir. <strong>Genetiği değiştirilmiş organizma (GDO)</strong> genetik değişim yolu ile farklılaştırılan bir bitki, hayvan ya da diğer bir organizmadır. GD, geleneksel ıslah teknikleri ile yapılamayacak yollardan bir organizmanın genlerini değiştirebilir.</p>
<p>Benim birçok kişiye sorup doğru düzgün cevap alamadığım bir soru var:</p>
<p><strong>Gen nerededir?</strong></p>
<p>Evet sürekli bahsedilen, genetik bilgiyi de taşıyan bu çok önemli/gerekli şey gen nerededir ve nedir?</p>
<p>Bunu açıklamak için gelin büyükten küçüğe gidelim, temel biyoloji bilgilerimizi tazeleyelim:</p>
<p><strong>Organizma:</strong> Canlı bir varlığı oluşturan organların tümüne denir. Örneğin insan organizması, kurbağa organizması, Elma ağacı organizması (ağacın bütünü)</p>
<p><strong>Sistem:</strong> Aynı amaç için bir yapı sisteminde çalışan organların bütünüdür. Örneğin insan sindirim sistemi, kurbağa solunum sistemi, Elma Ağacı kök sistemi</p>
<p><strong>Organ:</strong> Canlı bir vücuttaki dokuların bir araya gelerek anatomik ve işlevsel bir bütün oluşturduğu, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş vücut bölümüne organ denir. Örneğin insan midesi, kurbağa akciğeri, elma meyvesi</p>
<p><strong>Doku:</strong> Organları meydana getiren, şekil ve yapı bakımından benzer olup, aynı vazifeyi gören, birbirleriyle sıkı alâkaları olan aynı kökten gelen hücrelerin topluluğudur. Örneğin insan mide bağ dokusu, akciğer zarı, elma epidermis dokusu</p>
<p><strong>Hücre:</strong> Bir canlının yapısal ve işlevsel özellikleri gösterebilen en küçük birimidir. Hücreler bir araya gelerek dokuları oluşturur.</p>
<p>Hücre, diğer yukarıdakilerden farklı olarak kendi başına da bir canlıdır.</p>
<p>Gelin şimdi hücrenin resmine bakıp genin ne ve nerede olduğuna buradan bakalım:</p>
<p align="center"><img src="cekirdek.jpg" alt="" width="477" height="421" border="0" /></p>
<p><strong>Resim 1:</strong> Teorik bir canlı hücrenin, teorik çizimi.</p>
<p>Evet, genin nerede olduğunu bulmak üzereyiz. Az kaldı.</p>
<p>Hücre bölünerek çoğalır. Yukarıdaki resimde gördüğünüz çekirdekçik, kromatin ipliğin yoğunlaşmış şeklidir. Bunlar hücre bölünmesi anında kısalıp, kalınlaşarak belirginleşir ve <strong>kromozom</strong> adını alırlar. Kromozom sıkışmış DNA&#8217; dır. Görevleri, hücrenin yönetimini ve kalıtımı sağlamaktır. Her canlı türünde belli sayıda olup, zamanla değişmez.</p>
<p>Normal zamanda kromatin iplikçikleri halinde çekirdek içerisinde bulunan DNA, hücre bölünmesi sırasında sıkışarak kromozom şeklinde eşlenmiş hale gelir. Bir çizim ile anlatacak olursak:</p>
<p align="center"><img src="kromozom.gif" alt="" width="367" height="457" border="0" /></p>
<p><strong>Resim 2:</strong> Teorik bir canlı hücrenin, teorik bir kromozomunun teorik olarak çizimi ve DNA sarmalı.</p>
<p><strong>DNA (D</strong>eoksiribo <strong>N</strong>ükleik<strong> A</strong>sit<strong>) :</strong> Tüm organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan bir nükleik asittir.</p>
<p>İşte bir organizmanın nasıl oluşup nasıl işleyeceğinin tüm bilgisi bu DNA zinciri içerisindedir. Gen ise sözlük anlamı ile,</p>
<p><strong>Gen:</strong> Bir kromozomun belirli bir kısmını oluşturan dizidir. (Yani kromozom üzerinde bir bölgedir)</p>
<p align="center"><img src="hucre.jpg" alt="" width="444" height="354" border="0" /></p>
<p align="left"><strong>Resim 3:</strong> Gen(ler)in nerede olduğunun basit tarifi</p>
<p>Yani gen kromozomun ya da DNA zincirinin uzun ya da kısa olabilen bir parçasıdır ve her bir gen organizmanın oluşumu veya işleyişi ile ilgili bir bilgi taşır. Kimi zaman organizmanın belirli bir özelliğinin bilgisi tek bir gen tarafından belirlenirken kimi özellikler birden çok gen tarafından belirlenebilir.</p>
<p>İşte bu noktadan sonra işler daha da karmaşıklaşıyor. Bir genin, bir canlının hangi özelliklerini yönettiğini ya da bir özelliğin bilgisinin hangi genlerde olduğunu bilmek çok zor. Örneğin insanlarda göz rengi:</p>
<p><strong>İnsanlarda Göz Renginin Genetik Durumu</strong></p>
<p><em>&#8220;Önceleri bilim adamları insanın göz rengini sadece bir çift genin belirlediğini düşünüyorlardı. Dolayısıyla bu düşünceye göre kahverengi göz dominant (baskın), mavi ise resesif (çekinik) olarak tanımlanmıştı. Günümüzdeyse artık bu düşüncenin doğru olmadığı, göz rengini belirleyen mekanizmanın daha karışık olduğu ve en az üç farklı gen tarafından kontrol edildiğini biliniyor. Bu genlerden ikisi 15. kromozom (bey 1 ve bey 2 genleri) biri ise 19. kromozom (gey geni) üzerinde bulunuyor. Bey 1 geni kahverengi göz rengi koduna, bey 2 geni kahverengi ve mavi göz rengi kodlarına (kahverengi ve mavi aletler), gey geni ise mavi ve yeşil göz rengi kodlarına (mavi ve yeşil aleller) sahip.</em></p>
<p><em>Her ne kadar bu bilgiler mavi yeşil ve kahverengi göz renginin genetik geçişini açıklasa da, diğer göz renklerinin nasıl oluştuğunu veya mavi göz rengine sahip ebeveynlerden nasıl olup da kahverengi göz rengine sahip çocukların doğduğu açıklanamıyor. Bu da henüz daha kanıtlanamamış ve göz renginin belirlenmesi mekanizmasında görev yapan başka genlerin de olabileceği mesajını veriyor.&#8221;</em></p>
<p>Burada vurgulamak istediğim asıl nokta, <strong>bırakın bir bitkinin ya da hayvanın genetiği değiştirildiğinde üretebileceği bilinmez maddelerin ne olabileceğini tahmin etmeyi; bilim şu anda insan göz renginin bile nasıl oluştuğunu ve hangi genlerce nasıl yönetildiğini net olarak bilememektedir</strong>.</p>
<p>Evet şimdi GDO&#8217; nun nasıl yapıldığı ve dolayısı ile ne sonuçlara yol açabileceğini aydınlatabiliriz:</p>
<p><strong>GDO Nasıl Yapılır?</strong></p>
<p>GDO yapmak için temelde 2 yöntem var. Daha sık kullanılan &#8220;Ti plazmid&#8221; yolu ile ve diğer, &#8220;gen bombardımanı&#8221;. Daha net anlatabilmek için bir çizime bakalım:</p>
<p align="center"><img src="gdo_yapimi.jpg" alt="" width="508" height="603" border="0" /></p>
<p><strong>Resim 4:</strong> Bitkilerde GDO yapımı. [Kaynak: Mirkov (2003) / http://bch.cbd.int/cpb_art15/training/module1.shtml indirme (30.01.2012) Tercüme Hakan Ozan Erzincanlı]</p>
<p><strong>1. Safha: İstenen genlerin bitki hücresine verilmesi</strong></p>
<p><strong>Ti plazmid (Agrobacterium) Metodu:</strong></p>
<p>Burada özellikle patates bitki köklerinde tümör yaptığı bilinen ve bitki hücrelerine sahip olduğu Ti plazmid (tumor inducing plazmid) aracılığı ile gen aktarabilen &#8220;<em>Agrobacterium tumefaciens</em>&#8221; adlı bir toprak bakterisi kullanılır.</p>
<p><strong>Plazmid:</strong> Bakteri sitoplazmalarında (hücre duvarı ile çekirdeği arasındaki kısım) bulunan ve kromozom gibi davranan DNA’lar. Plazmid, kendi kendini eşleyebilen, kromozomdan ayrı bir DNA parçasıdır. Tipik olarak dairesel ve çift sarmallıdır.</p>
<p>Bu Ti plazmide bitkiye aktarılmak istenen gen (örneğin ot ilaçlarına dayanıklılık geni. Böylece örneğin mısır bitkisi yetiştirilirken üretici, otlara ve mısır bitkilerine dilediği kadar ilaç atacak ancak GDO mısırlara bir şey olmazken otlar ölcektir), bunun yanı sıra belirli bir tip antibiyotiğe direnç geni eklenir. Bu Ti plazmid, Agrobacterium Tumaficens&#8217; e konulur. Sonra bir besi ortamında bitki hücreleri ve Agrobacterium Tumaficens birlikte yaşatılır. Agrobacterium Tumaficens özelliği gereği bu tümör yapıcı plazmidi bu sırada bazı bitki hücrelerine aktarır.</p>
<p>Bundan sonrası iki metotta da aynı olmakla beraber bu aktarım bir de gen bombardımanı metodu ile yapılır.</p>
<p><strong>Gen Bombardımanı (parçacık tabancası) Metodu</strong></p>
<p>İçerisinde belirli bir tür antibiyatiğe dayanıklılık geni de içeren istenilen genlerin DNA kodu ile kaplanmış parçacıklar (bunlar özel enzimlerle, örneğin <em>Bacillus thuringiensis</em> bakterisinden, alınır. Bu gen mısır iç kurduna zehir üretme bilgisini taşıyan DNA kodudur ve bu tip GDO&#8217; lu mısırlara bakteri adının ilk harfleri eklenerek &#8220;Bt mısır&#8221; deniyor) bitki hücrelerine bir parçacık tabancası ile püskürtülür. Yani bu DNA parçaları bitki hücrelerine bombardıman yapılır.</p>
<p><strong>2. Safha: İstenen genleri DNA&#8217; sına eklemiş hücrelerin tespiti ve ayrıştırılması</strong></p>
<p>Çizimde detayı verilmemiş olmasına karşın istenen gen parçacığının eklenmiş olduğu hücreleri tespit için hücreler antibiyotik ile muamele edilir. Genlerine antibiyotiğe direnç geni de içeren genleri almış olan bitki hücreleri yaşarken, genleri değişmemiş olan bitki hücreleri ölür. Canlı kalan hücreler ayrılarak alınır.</p>
<p><strong>3. Safha: Seçilmiş hücrelerin çoğaltılması</strong></p>
<p>Bu aşamada çeşitli besin ve hormonlarla bitki hücreleri yapay ortamda çoğaltılır ve kallus elde edilir. Kallus, organize olmamış parankinma hücrelerinin kitlesel yapısıdır. (örneğin ağaçların yaralanan kısımlarında yarayı kapatmak için oluşan kısımlar kallustur.)</p>
<p><strong>4. Safha: Kallustan köklü filizcikler elde edilmesi</strong></p>
<p>Kallusa önce kök geliştirici ve ardından yaprak geliştirici bir hormon verilir. Böylece filizcikler elde edilir. Bu aşamada totipotensi ilkesi çalışır. İnternette iyi bir tanım bulamadığım için tanımını ben yapayım:</p>
<p><strong>Totipotensi:</strong> Tek bir hücrenin, sahip olduğu DNA bilgisi sayesinde tam bir organizma meydana getirebilme potansiyeli.</p>
<p><strong>5. Safha: Köklü filizciklerden bitki elde edilmesi</strong></p>
<p>Bu aşamada köklü filizcikler büyütülür ve zamanla toprağa aktarılır. Böylece genetiği değiştirilmiş bir organizma olan bitki oluşmuştur.<strong> </strong>Artık, örneğin bir Bt mısır ise,  bu bitkiyi yemeye çalışan mısır iç kurtları ölecektir. Çünkü bu bitkiye, aslında <em>Bacillus thuringiensis</em> bakterisinin sahip olduğu mısır iç kurduna zehir üretme yeteneği insan tarafından bahşedilmiştir. (Ve bu yeteneğe sahip bitki artık, bu çalışmaya yatırım  yapmış olan firmanındır.)</p>
<p><strong>Peki GDO&#8217; nun Tüketene Etkisi Ne Olabilir?</strong></p>
<p>Tüm bu yukarıdakileri okuduysanız artık siz de bu konuda bir uzman sayılırsınız ve şimdi açıklayacağım kısımlar umarım daha kolay anlaşılır olacaktır.</p>
<p>Yukarıda insan göz renginin nasıl ve hangi mekanizmalarla oluştuğunun tam olarak bilinememesi (ve uzun süre tam olarak bilinmesinin mümkün olamaması, bilinse bile &#8220;tüm mekanizmadan&#8221; emin olmanın çok zor olması) gibi;</p>
<blockquote><p><strong>1-</strong> Bir bitki veya hayvanın da bir kromozomunda bir bölgenin değiştirilmesi sonucunda &#8220;o organizma ne üretir ya da önceden ürettiği neyi üretmeyi keser?&#8221; sorularının cevabını yanıtlamak çok çok zordur.</p>
<p><strong>2-</strong> Genetiği değiştirilmiş organizma daha önce hiç bilinmeyen ve bir ihtimal doğada hiç var olmamış yeni maddeler (proteinler) üretebilir. Bunların özellikle uzun dönemde bu canlıları yiyenlerde ne gibi etkilere yol açacağını bulmak çok çok zor ve zaman alıcıdır.</p>
<p><strong>3- </strong>GDO (transgenik) gıdaların özellikle tüketenin sağlığına zararlı etkilerinin olup olmadığını anlamak için risk analizleri yapılmaktadır. Ancak iyi bir risk analizi yapabilmek için metottan ziyade gerekli en önemli bilgi, olası etkilerdir. Örneğin 20 kromozomunda 50.000 gen içeren 2,5 milyar baz taşıyan mısır DNA&#8217; sının bu genler aracılığı ile tam olarak neler ürettiğini (insan gözü örneğinde görüldüğü gibi bazı özellikler birden çok genin birbiri ile etkileşimi ile ortaya çıkar), bu genlerin korelasyonu ile neler üretebileceğini, genlerin yeri ve yapısında yapılacak yapay bir değişikliğin ne gibi sonuçlara yol açacağını bilmek mümkün müdür? Bu bilinse bile bundan emin olmak çok ama çok zor olacaktır. Çünkü bu bahsettiğimiz 50.000 gen içeren mısır da çalışmadan çalışmaya farklı çeşitlerde olduğundan (yani farklı mısır türleri ile GDO çalışmaları yapıldığından), ortaya akıl almaz bir olasılıklar listesi çıkacaktır ve bu olasılıkları tam olarak bilmeden, yetkin bir risk değerlendirmesi yapılamaz. Çıkan sonuçlardan bilimsel açıdan, istatistiki güvenilirlik payları ile bile emin olunamaz.</p></blockquote>
<p><strong>Durum Bu iken Neden Israrla GDO Yapılıyor?</strong></p>
<p>Bence şu sebeplerden GDO yapılıyor:</p>
<blockquote><p>1- Yukarıda anlattığım bu teknik bilgileri elde edecek teknolojik seviyeye ulaşmak büyük masraflara sebep olur. Temel olarak bilimciler, yapılan bu çalışmaların dünyaya ve insanlığa faydalı olduğuna önceleri kendileri ikna olur (yoksa meslekleri ve kendileri işlevsiz kalacaktır) ve sonra bu çalışmalar için finans desteği sağlayacak kurumları, şirketleri sonrasında beraberce hükümetleri ikna ederler. Bilimciler çalışmalarına para bulamazlarsa bu konuda gelişme olmaz (ya da finans kaynakları bulundukça, yavaş yavaş olur), bilim hazla ilerlemez ve bu bilimcilerin bildikleri bu kadar bilgi ve emek boşa gider. Ayrıca bilimciler bu yavaş giden gelişmeleri bekleyecek kadar sabırlı değillerdir. Bulunacak bu ilginç şeyler onlar hayattayken kendileri tarafından bulunmalı ve isimleri tarihe geçmelidir.</p>
<p>Öğrendiğiniz bir bilgiyi kullanmamanın bedeli var. Örneğin ben biyoteknoloji yüksek lisansı yaptım. Ancak GDO&#8217; nun zararlı olduğunu ve asla yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu sebeple bu konuda çalışıp gelir elde etmekten feragat etmeyi göze almak zorundayım. Doğruları savunmak kolay değil&#8230;</p>
<p>2- Bir firma bir mısıra sahip olamaz normalde. Örneğin A firması çıkıp da &#8220;xx mısırı&#8221; benimdir. Ben izin vermedikçe kimse bu mısırı ekemez, dikemez. Ancak benden satın aldıklarınızı ekip, dikebilirsiniz&#8221; diyemez. Derse saçma olur çünkü o mısır insanlığın hatta dünyanın hatta evrenin ortak mirasıdır. Ancak ilgili firma bu mısırın genlerini belirli bir yatırım yapıp da doğada asla var olamayacak şekilde değiştirirse bu mısırı sahiplenebilir. Evet genlerin 50.000&#8242; de 1&#8242; ini değiştirse de yeni mısır varyetesini sahiplenerek patentleyebilir ve bunun alımı-satımı ile ilgili tüm gelirlere talip olabilir.</p></blockquote>
<p>Bu iki maddeden ötesi (GDO&#8217; ların açlığa çare olacağı, verimi arttırdığı, daha sağlıklı gıdalar üretilmesine sebep olabileceği) firmaların ve bilimcilerin olası gelirlerini kaybetmemek için buldukları çeşitlemelerdir ve tümü kolayca çürütülebilir.</p>
<p><strong>Sonsöz</strong></p>
<p>GDO&#8217; nun zararları ile ilgili soru geldiği zaman, cevabı yeteri kadar verebilmek için bu işin içeriğini de detaylı anlamak, anlatmak gerekiyor. Yoksa dinleyicilerin, uzmanlar grubu karşısında sürekli bir sorular yumağı içerisinde kafası karışıyor. Söz konusu bilgi eksikliği boşluğundan faydalanan konuşmacılar da nereden tutarlarsa istedikleri gibi konuyu anlatıyorlar.</p>
<p>Bu yazıda GDO yapım safhalarının sonuna kadar olan kısım (insan gözünün kalıtımı ile ilgili yaptığım kısa yorum hariç) tamamen yorumlarımı içermeyen bilimsel bilgidir. Burayı okuyarak GDO&#8217; nun ne olduğunu, ne gibi etkileri olabileceğini kendiniz değerlendirebilir; uzmanlara soru sorarken bu bilgilerden faydalanabilirsiniz.</p>
<p>İnanılamaz bir karmaşa içerisinde akıl almaz bir düzen sağlayan DNA&#8217; ya, insanların zorla ve hile ile müdahalesinin son bulması dileğimle&#8230;</p>
<p>Sevgiler ve saygılar Hakan Ozan Erzincanlı</p>
<p><a href="http://www.tarimsal.com/makaleler/gdo_nedir_nasil_yapilir_neden_korkulur.htm">http://www.tarimsal.com/makaleler/gdo_nedir_nasil_yapilir_neden_korkulur.htm</a></p>
<p>sitesinden Sevgili Ozan ardaşımızın yazısıdır.</p>
<br />Filed under: <a href='http://patikayolculari.wordpress.com/category/kampanyalar/'>Kampanyalar</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/patikayolculari.wordpress.com/2060/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/patikayolculari.wordpress.com/2060/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/patikayolculari.wordpress.com/2060/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/patikayolculari.wordpress.com/2060/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/patikayolculari.wordpress.com/2060/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/patikayolculari.wordpress.com/2060/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/patikayolculari.wordpress.com/2060/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/patikayolculari.wordpress.com/2060/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/patikayolculari.wordpress.com/2060/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/patikayolculari.wordpress.com/2060/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/patikayolculari.wordpress.com/2060/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/patikayolculari.wordpress.com/2060/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/patikayolculari.wordpress.com/2060/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/patikayolculari.wordpress.com/2060/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=2060&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/02/17/gdo-nedir-nasil-yapilir-neden-korkulur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1ce05f3465c176a10e2b9704c4604710?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">erol2009</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Genetiğiyle oynanan kültür&#8221;</title>
		<link>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/02/05/genetigiyle-oynanan-kultur/</link>
		<comments>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/02/05/genetigiyle-oynanan-kultur/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 19:34:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kampanyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://patikayolculari.wordpress.com/?p=2036</guid>
		<description><![CDATA[Bilmem haberin var mıdır Prenses ama Türkiye’de Eylül ayının sonunda “gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair yönetmelik” diye bir yönetmelik çıktı. Bu yönetmeliğin izniyle Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) artık ülkeye rahat rahat girebilecek, ithal ve ihraç edilebilecek. Süreç şöyle gelişti: Haziran ayında -tam da [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=2036&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilmem haberin var mıdır Prenses ama Türkiye’de Eylül ayının sonunda “gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair yönetmelik” diye bir yönetmelik çıktı. Bu yönetmeliğin izniyle Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) artık ülkeye rahat rahat girebilecek, ithal ve ihraç edilebilecek.</p>
<p>Süreç şöyle gelişti: Haziran ayında -tam da ben Türkiye’deyken- bir GDO (Ulusal -güya- Biyogüvenlik) yasa tasarısının taslağı ortaya atıldı bir anda (?!). Esasında, Ocak ayının başında</p>
<p>Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nde tasarı ile ilgili bir bileşenler toplantısı yapılıyor ve bu toplantıya -yeterince bileşen gibi görünmediklerinden olacak- Ziraatçiler Derneği, Çiftçi-Sen, <a href="http://www.gdoyahayir.org/">GDO’ya Hayır Platformu</a>, <a href="http://www.bugday.org/">Buğday</a> gibi bizim anladığımız dilde “biyogüvenlik” üzerine çalışmaları olan sivil toplum kuruluşları yerine Cargill, Monsanto gibi ülkemizde ve tüm dünyada GDO üreten, ithal eden ağa baba şirket temsilcileri davet ediliyor. Arada neler dönüyor bürokrat-işadamı ortamlarında bilemiyoruz ama sonra Nisan ayı oluyor ve bu yasa tasarısı dillere pelesenk edilmeden hemen önce TBMM’den beş milletvekili ile bir TÜBİTAK temsilcisi, ABD Tarım Bak<a href="http://4.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SwqByHCvTUI/AAAAAAAAAIU/KU75s1-p9p8/s1600/monsan_dees.jpg"><img class="alignleft" style="border:0 none;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SwqByHCvTUI/AAAAAAAAAIU/KU75s1-p9p8/s320/monsan_dees.jpg" alt="" width="320" height="284" border="0" /></a>anlığı’nın ve dünyadaki GDO’lu tohum üretiminin %71ini elinde tutan Monsanto şirketinin sponsorluğunda ABD’ye gidiyor ve dönüşte ismini basında bulamadığım bir milletvekilimiz, Meclis’e gelmesi beklenen biyogüvenlik yasa tasarısı ile ilgili çok şey öğrendiğini, Türkiye’nin ABD’ye tarımsal ürün ihracatı için çok sağlam kaynak olduğunu, “pamuk, mısır ve yağlı tohumlarda halihazırda ABD ihracatında ikinci sırada olduğumuzu” anlatıyor. Şimdi ne alaka hakkaten deme Prenses. Adam önce diyor Biyogüvenlik Yasasıyla ilgili çok şey öğrendim, sonra anlatıyor ABD’ye ihracat, yağlı tohum, yağlı müşteri, canavar tohum… Ekonomik güvenlik konusunda bir şeyler öğrendikleri kesin de biyogüvenlik konusu pek anlaşılamamış gibi geldi sanki bana. Neyse, sonra tasarı geçti, geçmedi, iptal davası açıldı vesaire derken, bu arada sivil toplum kuruluşları uyanıp, kapılar ardında nelerin döndüğünden emin olmadıkları halde insanları bir dolaplar döndüğü konusunda uyandırmak suretiyle harekete geçiyorlar ama Ekim ayının sonlarında zırt diye yönetmelik çıkıveriyor.</p>
<p>Peki bu yönetmelik sayesinde başımıza ne şekil çoraplar örülebilir?</p>
<p>En öncelikli açmazı, ürünleri bu ürün GDO’ludur veya GDO’suzdur diye etiketleme iznini vermiyor bu yönetmelik. Şimdi, esasında epey bir zamandır zaten çaktırmadan GDOlu ürün yemekteyiz, Prenses. Marketten aldığın ürünlerin bir çoğunda genetiğiyle oynanmış soya olsun, şeker, palmiye yağı olsun -ha bir de şu Arı Domates denilen şirin mi şirin dallı domates var ya, o da öyle- her türlüsü mevcut ama üzerinde “GDO içerir” ibaresi olmadığı için memlekete girebiliyordu. Şimdi bu yazsa da girebilecek ve ayrıca burada üretilenlerin de üzerinde böyle bir şey yazmayacak. Ben en çok bu noktada takılıyorum. Hayır yönetmelik çıkartılırken halka sordun mu? Hayır. İlgili sivil toplum kuruluşlarına? Hayır. Ee şimdi zorla yedirecen de bari haberi olsun milletin, bilsin ne yiyor çoluğu çocuğu, bilsin karaciğer yetmezliği olursa niye oldu, hamileyse niye düşük yaptı…Haa bu arada hamileyse demişken… Bu yönetmelikte özellikle bebek mamalarında GDO’lu ürün kullanılmayacağı belirtilmiş. Demek fena bir şey bu… O zaman hamile veya süt vermekte olan anne de yemesin, di mi? Bebek doğar doğmaz mama yemeye başlamaz ki, anne sütü içer.</p>
<p>Benim canımı en çok sıkan şu ki, gurbet ellerde yaşayan herbivorous (otobur) bir homo-sapiens (insan) olarak Türkiye benim için “iyi” sebze-meyvenin olduğu yerdi hep. Şimdi GDO’lu tohumla ilgili en büyük sorun bu şeyin çok hızlı bulaşması. Yani toprak bir kere GDO’lu tohum yüzü görsün, bir daha ecüş bücüş biberleri, çatlakları olan nefis Çanakkale domatesini o toprakta bulamazsın. Yakınlardaki başka toprakta da bulamazsın, tozlaşma (bkz. orta okul fen bilgisi dersi. Ama bu tozlaşma sadece rüzgar vasıtasıyla olabiliyor çünkü börtü böcek bile GDO’lu mahsüle gitmiyor) sebebiylen. Her yediğin tornadan çıkmış gibi.</p>
<p>Çiftçiye edilen vaatler çok cazip: ucuz fiyata alabiliyorsun, verimli tohum, ilaç masrafı filan yok. Evet cazip ama eksik bu bilgi…. Efendim, bu tohum kısırdır. Yani bu sene ürün alırsın ama seneye alamazsın. E bu tohumlar zaten doğada bulunmadıkları, laboratuarlarda üretildikleri için, çiftçi mısır mı ekiyor, gidip her yıl çok mutemelen Monsanto firmasından tohum alması gerekecek. Tabi düşük fiyatla pazarlama amaçlı satılan tohumlar her yıl biraz daha pahalanacak. Bir yandan tohum verimli diye çiftçi toprağında olduğu gibi monokültür yapmaya başlayacak. Yani diyelim mısır…Ekti ve bu yıl offf acayip verim aldı, aldığı gibi sattı tonlarca mısırı diyelim Kelloggs firmasına mısır gevreği olsun diye. Tabi müşteri yağlı olunca seneye de bunu yapmak istiyecek ve yine aynı işlem, git Monsanto’dan tohum al, önceden 15 çeşit mevsimsel ürün hasadı yapıp götürüp pazarda sattığın arazinin yüzde yüzüne bu sefer bu genetiğinde ne olduğunu bilmediğin mısırı ek, sonra sat yine Keloggs’a. Kolay gibi görünüyor değil mi? Gelsin paralar ohhhh….Monsanto kazansın, çiftçi kazansın, Kelloggs kazansın. Yanlızzz……Tabi şöyle bir gerçek var ki GDO’lu ürün monokültürü tarımsal istihdama pek ihtiyaç duymuyor. Yani şöyle ki… Çiftçilik ya da bahçecilik, yaylacılık bilgi, ilgi, sevgi ister. Bağında, bahçende hangi sebze meyveden ne kadar var, ne kadar su ister, hasatı ne zaman olur, ne çeşit sulama gerekir veya yaylandaki büyükbaş, küçükbaş h<a href="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2012/02/soya_monoculture.jpg"><img class="alignright" style="border:0 none;" src="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2012/02/soya_monoculture.jpg?w=320&#038;h=236" alt="" width="320" height="236" border="0" /></a>ayvanların sağlığı nasıl, süt veriyor mu, peynir ne zaman yapılır vs. gibi… Ama mesela bilmem kaç dönüm arazine göz alabildiğince mısır (veya Latin Amerika’da olduğu gibi soya) ektiğinde hiç böyle bir bilgiye, ilgiye, sevgiye ihtiyacın olmayacak. Her şey tıkır tıkır, börtü böcek, fare, hiçbişiy gelip didiklemiyor ürününü, yani zaten halihazırda süper endüstriyel yöntemlerle yapılan tarım faaliyetleri daha bir teknolojik hale gelecek, ve makineler sürecek tarlanı, bahçeni, bir müddet sonra sana da ihtiyaç kalmayınca tarlan için güzel bi fiyat biçecek bir zengin iş adamı, sen de satıp şehre göçeceksin. Sonrası da bildiğimiz Türk filmi hikayesi ancak bu sefer kendi ekip biçtiğin bir şey olmadığı için elinde, süpermarkete gidip içinde ne olduğunu bilmediğin ürünleri alan sen olacaksın ve muhtemelen için cız edecek…</p>
<p>Bu senaryoyu popomdan uydurmuyorum Prenses. Bunun yaşandığını Dünya defalarca gördü. Latin Amerika, Hindistan… Brezilya’daki topraksızlaşmanın hızlanması, gezegenimizin en muhteşem, biyoçeşitliliği en yüksek ormanı Amazonlar’ın tahribatını kat be kat arttıran menet bu GDO ekimi. Kaldı ki bir de <a href="http://www.foeeurope.org/agrofuels/index.html">biyoyakıt mevzusu</a> pek moda şimdi. Büyük, çok uluslu firmalar yeşil-yıkama (greenwash) amacıyla daha çok biyoyakıta sardırdığı için ve de genetiği değiştirilmiş organizmaların insan sağlığı üzerindeki zararları üzerine kampanyalar yapıldığından, bu şirketler dönümlerce araziye soya, palmiye, mısır gibi ürünler ekmek suretiyle orman ve biyoçeşitlilik alanlarını, “iklime faydalı” araba yakıtı üretmek için talan ediyorlar.</p>
<p>Ha, ne diyordum, Brezilya’daki topraksızlaşma…. Mafyöz toprak ağaları üç (birbirine uluslararası finans kuruluşlarının da destekleriyle göbekten bağlanmış) ana sektörde çalışan çok uluslu şirketlerle elele verir, halaybaşını da tarım bakanı çeker. Mc. Donalds, Burger King gibi burger üreticilerinin talep ettiği büyükbaş hayvan üretimi, GDO (hem beslenme ve yem amaçlı, hem biyoyakıt üretimi için) ve kerestecilik. Böyle böyle zaten yüzyıllardır önce Avrupalıların istilasıyla daha sonra da feodal yapının sillesini yemek suretiyle kölelikten kurtulamamış yerli halk, 70′lerde başlayıp 90′larda hızlanan ekonomik/ekolojik tahribat taktiğini benimsemiş neo-liberal kapitalizmin kölesi konumuna düşer. Halkın elinde avucundaki topraklara toprak ağaları tarafından el konulup, devletin emri, uluslararası finans kuruluşlarının kavliyle çok uluslu şirketlerin hizmetine sunulur. Tabi nesillerdir çiftçilik yapan milyonlarca yerli, bir anda yersiz haline düşünce ver elini Sao Paulo, Rio de Janeiro gibi büyük şehirler. Ee çiftçi adam okumuş, yazmış ve çiftçilik dışında profesyonel deneyimi olmayan birisi olarak, halihazırda popülasyonu yüksek olan bir şehre gidince de tabi işte gelişmekte olan ülkelerin “büyük” sorunu olarak ortaya çıkan gettolar yani varoşlar büyüdükçe büyür, evsizlik, açlık, işsizlik ve doğal olarak paralelinde suç oranı artar.</p>
<p>Bu uzunca yazının kıssadan hissesi, Prenses, hiç bir şey tesadüf değil ve de durup dururken çıkmıyor yasalar, yönetmelikler. Ve maalesef çoğunluğun ve en önemlisi yasanın doğrudan etkileyeceği kişilerin fikri sorularak da çıkmıyor…. Mesela bakalım 2009′da Istanbul nasıl dünya gündeminde ilk sayfaya oturdu: Mart ayında<a href="http://alternatifsuforumu.org/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=53&amp;Itemid=33"> Dünya Su Forumu</a> için Birleşmiş Milletler delegeleri ile bilimum devlet başkanı ve büyük çok uluslu şirket yöneticisi İstanbul’da toplanıp su kaynaklarının nasıl en “yararlı” şekilde paylaşılabileceğini tartışıyor, Eylül ayında sel felaketi oluyor ve konutlandırılmış dere yataklarını sel alıyor götürüyor, bir sürü can ve mal kaybı oluyor, Ekim ayında IMF ve DB toplantısı için yine bir sürü şirket temsilcisi ve onların lobilediği bürokratlar Istanbul’da buluşup krizin daha da korkunç olacağını, gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasının zorlaşacağını, işsizliğin artacağını konuşuyor, IMF ve DB yetkililerinin gitmesinin akabinde hükümetin Amerika’dan <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=954124&amp;Date=23.11.2009&amp;CategoryID=81">7.8 milyarlık füze</a> alma anlaşmasını duyuyoruz, Eylül ayının sonunda da GDO’lu ürünlerin rahatça ama sessizce girip çıkmasına izin veren bu yönetmelik patlıyor.</p>
<p>Hani gerçekten komplo teorilerinden filan hoşlanmam ama Prenses, aynı mekanda buluşan, çıkarları aynı aktörler ve bir sürü doğrudan etkilenen kişinin sürekli itirazlarına kulak asmayan siyasetçiler…. Yani hiç bir şey tesadüflerden ibaret değil. Umarım bu uzun mektubum içini daraltmamıştır. Sadece uzaktaki gözlemci olarak, içinde olup net göremiyorsan diye durumu netleştirmek istedim.</p>
<p>Hepimize afiyet olsun.</p>
<p>Elif</p>
<p>Not: Bu yazı kardeş sitemiz &#8220;prensese mektuplar&#8221; dan alınmıştır</p>
<p>(http://www.prensesemektuplar.com/2009/11/genetigiyle-oynanan-kultur.html)</p>
<br />Filed under: <a href='http://patikayolculari.wordpress.com/category/kampanyalar/'>Kampanyalar</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/patikayolculari.wordpress.com/2036/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/patikayolculari.wordpress.com/2036/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/patikayolculari.wordpress.com/2036/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/patikayolculari.wordpress.com/2036/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/patikayolculari.wordpress.com/2036/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/patikayolculari.wordpress.com/2036/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/patikayolculari.wordpress.com/2036/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/patikayolculari.wordpress.com/2036/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/patikayolculari.wordpress.com/2036/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/patikayolculari.wordpress.com/2036/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/patikayolculari.wordpress.com/2036/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/patikayolculari.wordpress.com/2036/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/patikayolculari.wordpress.com/2036/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/patikayolculari.wordpress.com/2036/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=2036&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/02/05/genetigiyle-oynanan-kultur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/faa5c0bd826f54c174ff2ceece7452a3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">patikafaralaya2009</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://4.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SwqByHCvTUI/AAAAAAAAAIU/KU75s1-p9p8/s320/monsan_dees.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2012/02/soya_monoculture.jpg?w=300" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Patika&#8217;da Etkinlikler</title>
		<link>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/27/patikada-etkinlikler/</link>
		<comments>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/27/patikada-etkinlikler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 12:05:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Patika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://patikayolculari.wordpress.com/?p=1332</guid>
		<description><![CDATA[Patika her yıl bedenimizi ve iç dünyamızı keşfettiğimiz yoga ve sağlıklı beslenme kamplarına, ekolojiyi, doğadaki dengeleri ve döngüleri, yerel değerleri öğrendiğimiz, doğayı keşfettiğimiz çocuk kamplarına, çocuklu aileler için temalı tatillere, “permaculture” tekniklerini öğrendiğimiz ve uyguladığımız atölye ve modern dans kamplarına ev sahipliği yapıyor. Mevsiminde gelirseniz bağ bozumu ve şarap yapımına katılabilir, pekmez, tarhana, zeytin gibi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1332&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Patika her yıl bedenimizi ve iç dünyamızı keşfettiğimiz yoga ve sağlıklı beslenme kamplarına, ekolojiyi, doğadaki dengeleri ve döngüleri, yerel değerleri öğrendiğimiz, doğayı keşfettiğimiz çocuk kamplarına, çocuklu aileler için temalı tatillere, “permaculture” tekniklerini öğrendiğimiz ve uyguladığımız atölye ve modern dans kamplarına ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>Mevsiminde gelirseniz bağ bozumu ve şarap yapımına katılabilir, pekmez, tarhana, zeytin gibi ürünlerin işlenmesine katkıda bulunabilirsiniz.</p>
<p>Patika&#8217;nın günlük akışı içerisinde hem sanat çalışmaları yapmanız, hem de yürüyüş rotalarını izleyerek büyülü Likya yollarını keşfetmeniz mümkün.</p>
<p>Konulu bir kampa gelmek yerine alternatif tatilinizi kendiniz oluşturmak isterseniz yanınızda getireceğiniz malzemelerle bunu yapmanız da mümkün. Kitaplarınız, yürüyüş ayakkabılarınız, dalış malzemeleriniz, fotoğraf makineniz, aikido kıyafetleriniz ilk aklımıza gelenler. Yaratıcılığınızla bu yelpazeyi oldukça genişletebilirsiniz.</p>
<p>Orman ve denizin birleştiği ilham veren bu eşsiz coğrafyanın tarihteki uygarlıklara ev sahipliği yapmasına şaşmamak gerek!</p>
<p>Patika’da var olan etkinliklerimizden bazıları:</p>
<ul>
<li>Patika çevresinde yürüyüşler</li>
<li>Yoga kampları</li>
<li>Çocuklu Ailelere Yönelik Bilgi ve Tecrübe Paylaşım Kampları</li>
<li>Çocuk Kampları</li>
<li>Sanat Aktiviteleri</li>
<li>Permaculture Aktiviteleri</li>
<li>Kozalak Aktiviteleri (Tarhana, Şarap yapımı gibi)</li>
</ul>
<p><strong>&gt;&gt;&gt;</strong> <strong><a href="http://patikayolculari.wordpress.com/etkinlikler/">Bu yılın etkinlik takvimi (sezon içinde eklemeler olacaktır)</a></strong></p>
<p>&gt;&gt;&gt; Patika Projesini incelemek için <a href="http://www.patikadayolculuk.com/">tıklayın</a>.<strong></strong></p>
<br />Filed under: <a href='http://patikayolculari.wordpress.com/category/patika/'>Patika</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/patikayolculari.wordpress.com/1332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/patikayolculari.wordpress.com/1332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/patikayolculari.wordpress.com/1332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/patikayolculari.wordpress.com/1332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/patikayolculari.wordpress.com/1332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/patikayolculari.wordpress.com/1332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/patikayolculari.wordpress.com/1332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/patikayolculari.wordpress.com/1332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/patikayolculari.wordpress.com/1332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/patikayolculari.wordpress.com/1332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/patikayolculari.wordpress.com/1332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/patikayolculari.wordpress.com/1332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/patikayolculari.wordpress.com/1332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/patikayolculari.wordpress.com/1332/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1332&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/27/patikada-etkinlikler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f0f35383b96a426034302941b9cc9249?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">editor</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çok sevdik Anadolu’yu.</title>
		<link>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/27/cok-sevdik-anadoluyu/</link>
		<comments>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/27/cok-sevdik-anadoluyu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 22:52:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Patika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://patikayolculari.wordpress.com/?p=2013</guid>
		<description><![CDATA[Çok sevdik Anadolu’yu. Gittik gördük pek çok yerini dünyanın , Anlar olduk başka dillerinden, Keşfettik başka mutfakların tadlarını da. Kitaplar okuduk başka coğrafyalardan, Filmler izledik, Neruda’da Nazım’ı bulduk biraz, Garcia Marquez’de Yaşar Kemal’i. Bizden uzakta bir memlekete yazılmış sevda ya da burukluk kokan dizelerde, Biz de bir kez daha anımsadık bu toprakları niye sevdiğimizi, Ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=2013&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok sevdik Anadolu’yu.<br />
Gittik gördük pek çok yerini dünyanın ,<br />
Anlar olduk başka dillerinden,<br />
Keşfettik başka mutfakların tadlarını da.<br />
Kitaplar okuduk başka coğrafyalardan,<br />
Filmler izledik,<br />
Neruda’da Nazım’ı bulduk biraz,<br />
Garcia Marquez’de Yaşar Kemal’i.<br />
Bizden uzakta bir memlekete yazılmış sevda ya da burukluk kokan dizelerde,<br />
Biz de bir kez daha anımsadık bu toprakları niye sevdiğimizi,<br />
Ve kıyamadığımızı ona yapılanlara.<br />
Mevlana’nın, Yunus Emre’nin dizeleriyle yanyana oturdu<br />
yeri geldi Buddha’nın hikayeleri.<br />
Harmanladık kendimizce,<br />
Dünyadan<br />
Bize akanları.<br />
Ama<br />
Hep döndük,<br />
Dolaştık,<br />
Anadolu’ya,<br />
Mayamızın çalındığı yere.<br />
Çünkü,<br />
Anadolu’ya sevdalıydık.<br />
Anadolu’nun yaratma gücünün<br />
Ete, kemiğe durmuş haliydik.<br />
Anadolu doğurmuş, beslemişti bizi.<br />
Zamanı geldiğinde de Anadolu’ya karışacaktı bedenimiz.<br />
Nazım gibi<br />
Anadolu’da bir ağacın altına gömülmeyi istemekten doğalı var mıydı?</p>
<p>Derinden bu sevda ve bu bilgiye<br />
Rağmen,<br />
Kahrolası bir YABANCILAŞMA!<br />
Bu altımızdaki zeminin kayıp duruşu,<br />
Yüzüne tükürülüşü bize anlamlı gelen,<br />
Kutsal ve yaşatılmayı hak ettiğini düşündüğümüz<br />
Çok şeye!<br />
Tükendiğini hissetmek bazen<br />
Umudun<br />
Zamanın.<br />
Anadolu’nun zincirlendiğini görmek<br />
Yüreklerin, hayallerin, nefeslerin<br />
Hapsedildiğini görmek.<br />
Yoruyor ınsanı!</p>
<p>Bugün<br />
Can Yücel’i Anma Gecesi’ndeydim.<br />
Anladım ki bu aile yüceltmek için<br />
Gönderilmiş<br />
Anadolu’yu<br />
Köy Enstitüleriyle<br />
Şiirle, isyanla.<br />
Behice Boran<br />
Nazım Hikmet<br />
Yaşar Kemal<br />
Sebahattin Eyüboğlu<br />
Ve nicelerinden hikayeler dinlemek,<br />
Hele de Yeni Türkü’den Can Yücel şiirlerinin<br />
Ezgiye karışmış hallerini<br />
Soylemek<br />
Ne iyi geldi!</p>
<p>Bir de Titi Robin’den<br />
Gül Yaprakları albümü<br />
Bugün karşıma çıktı<br />
Karacaoğlan<br />
Yaşar Kemal<br />
Yunus Emre<br />
Bağlama<br />
Zurna<br />
Akordion<br />
“Gün yavaşça ağarıyor<br />
Derin bir uykudan uyanan bir genç kız gibi<br />
Bu gece düşümde<br />
Yunus Emre<br />
Yaşar Kemal’i omzundan tutmuş<br />
İki kardeş misali dünyayı geziyorlardı”<br />
İşte<br />
Anadolu’yu hissetmek için<br />
Buralarda doğmanın da şart olmadığının<br />
Kanıtı Thierry Robin<br />
Buralarda doğup da<br />
Buraları hiç anlayamayanlar olduğu gibi<br />
Çokça.</p>
<p>Anadolu’nun<br />
Bu epey bayat kokan zamanlarda<br />
Tarihin bu noktasında<br />
Doğmak için seçtiği<br />
Bizlere bir kaç<br />
Naçizane<br />
Önerim olacak<br />
Bitirmeden önce<br />
Bu hepimize yazdığım<br />
Günlük sayfasını.</p>
<p>Bir arada duralım<br />
Şiirler okuyalım<br />
Şiirde başka bir direniş var<br />
Bize iyi gelecek<br />
Anadolu’yu bize yeniden yeniden<br />
Anımsatacak<br />
Sözler dinleyelim, söyleyelim.<br />
Hatırlayalım<br />
Neden sevdalıyız buralara<br />
Canımız yanıyor anımsadıkça<br />
Ama biz inadına anımsayalım<br />
Çünkü<br />
Unutulmadıkça<br />
Beslendikçe<br />
Hissedildikçe<br />
Sağlamdır Anadolu’nun ruhu<br />
Buğday’ın birden bin yaratma gücü<br />
Bize de bulaşır<br />
Gece Anadolu’nun ninnileriyle uyuruz mışıl mışıl<br />
Herşeye rağmen<br />
Ve sabah<br />
Gece boyu anasının sütünü emmiş bir bebek gibi<br />
Uyanırız!<br />
Usul usul büyümeye<br />
Serpilmeye<br />
Mucizeler yaratmaya<br />
Hazır!<br />
Gözümüzde muzip bir gülüş<br />
Düşsek de ayağa kalkmaya<br />
Niyetli<br />
Yılmayan<br />
Ve yaşamı yudum yudum içen<br />
Çocuklar gibi!</p>
<p>Anadolu’nun tüm çocuklarına<br />
Ne yaşta olursa olsunlar<br />
Selam ola!</p>
<p>Ebru Tokuç</p>
<br />Filed under: <a href='http://patikayolculari.wordpress.com/category/patika/'>Patika</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/patikayolculari.wordpress.com/2013/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/patikayolculari.wordpress.com/2013/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/patikayolculari.wordpress.com/2013/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/patikayolculari.wordpress.com/2013/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/patikayolculari.wordpress.com/2013/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/patikayolculari.wordpress.com/2013/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/patikayolculari.wordpress.com/2013/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/patikayolculari.wordpress.com/2013/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/patikayolculari.wordpress.com/2013/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/patikayolculari.wordpress.com/2013/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/patikayolculari.wordpress.com/2013/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/patikayolculari.wordpress.com/2013/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/patikayolculari.wordpress.com/2013/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/patikayolculari.wordpress.com/2013/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=2013&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/27/cok-sevdik-anadoluyu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/faa5c0bd826f54c174ff2ceece7452a3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">patikafaralaya2009</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yalan Dünya&#8221;</title>
		<link>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/20/1990/</link>
		<comments>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/20/1990/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 19:14:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Sürdürülebilirlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://patikayolculari.wordpress.com/?p=1990</guid>
		<description><![CDATA[Birey ve topluluk düzleminde, birey mi topluluk mu dendiğinde ben topluluğa emek verilmesi gerektiğini, bireyin aileye-topluma doğduğunu düşünüyorum. Eğer topluluklar kendilerini geliştirebilirlerse, zaten bireyin de kendi iç gücünü arttırabilmek için yeteri kadar model, motivasyon ve denge bulacağına inanıyorum. Bireyin toplumdan soyutlanmaya çalışılmasını, yalnızca bu son yüzyılda kişiyi kendi başına bırakarak mutsuz etme çalışması olarak görüyorum. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1990&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1994" class="wp-caption alignright" style="width: 122px"><a href="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2012/01/440.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-1994" title="Patika Arşivinden" src="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2012/01/440.jpg?w=112&#038;h=150" alt="" width="112" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">Patika Arşivinden</p></div>
<p>Birey ve topluluk düzleminde, birey mi topluluk mu dendiğinde ben topluluğa emek verilmesi gerektiğini, bireyin aileye-topluma doğduğunu düşünüyorum. Eğer topluluklar kendilerini geliştirebilirlerse, zaten bireyin de kendi iç gücünü arttırabilmek için yeteri kadar model, motivasyon ve denge bulacağına inanıyorum. Bireyin toplumdan soyutlanmaya çalışılmasını, yalnızca bu son yüzyılda kişiyi kendi başına bırakarak mutsuz etme çalışması olarak görüyorum. Çocukların şiddete maruz kalmaları/bırakılmaları (her anlamda) yerine sosyal becerilerinin arttırılması gerektiğini düşünüyorum. Çözemedikleri konuların bir yılgınlık (frustration) değil; üstesinden gelinmesi gereken hoş bir olay (challange) haline getirilmesi gerektiğini ve sorun çözme becerilerinin, ekolojik değerler, müzik, dans, yoga, yaratıcı drama kullanılıp olaylara başka açılardan bakarak, hem kendi bedenlerindeki hem bulundukları topluluğun, hem de doğanın ritmini izleyerek bir akış bulmalarıyla geliştirilebileceğini; böylelikle çok daha mutlu çocuklar ve bireyler oluşacağını düşünüyorum (insan ekolojisi).</p>
<p>Çevremizde sürekli gözlemlediğimiz yılgınlıklar (saçımızı başımızı yolacak hale gelen durumlar), aslında çok uzun yıllardır toplumların ihmal ettikleri konuların birikimi. Eğer bir şekilde topluluklar oluşturulabilirse, bu bir şekilde var olan gruplar bir şekilde silkelenip sosyal sürdürülebilirliğe biraz daha fazla yatırım yapıp geldikleri kök kültüre daha çok eğilirlerse, bu toplulukların müthiş bir zenginlikle pek çok olaya çözüm bulabileceklerini düşünüyorum. Bireyin tek başına bir şeyler başarabilmesi gerçekten daha zor, hatta uzaylı gibi bir durumda kalması çok sık gözlemlediğimiz bir durum. Hatta toplumumuz çok fazla insan harcıyor gözlemlediğiniz gibi.</p>
<p>Ortada bir sorun, bir çaresizlik, bir yaşam varsa çözümün sağlıklı toplumlar (group, community) oluşturularak çözümler getirilebileceğini görüyorum, biraz eskiye ya da sağlıklı &#8220;community&#8221; lere baktığım zaman.</p>
<p>Tek endişem elimizdeki muazzam kültürün: Mevlana’ sıyla, köy enstitüleri deneyimiyle, imecesiyle binlerce kültüre ev sahipliği yapmış olan Anadolu’ nun her gün değerlerini yitiriyor olması ve çok değerli bilgilerin, biz daha onlara ulaşamadan unutulup gitmesi.</p>
<p>Çocuklarımızın şu anda yaşanan yalan dünyayı hiç hak etmediklerini düşünüyorum ve bizim bir an önce küçük gruplar halinde bir araya gelip canla başla çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>erol b. scott<br />
www.erolbenjamin.blogspot.com</p>
<br />Filed under: <a href='http://patikayolculari.wordpress.com/category/sosyal-surdurulebilirlik/'>Sosyal Sürdürülebilirlik</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/patikayolculari.wordpress.com/1990/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/patikayolculari.wordpress.com/1990/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/patikayolculari.wordpress.com/1990/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/patikayolculari.wordpress.com/1990/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/patikayolculari.wordpress.com/1990/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/patikayolculari.wordpress.com/1990/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/patikayolculari.wordpress.com/1990/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/patikayolculari.wordpress.com/1990/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/patikayolculari.wordpress.com/1990/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/patikayolculari.wordpress.com/1990/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/patikayolculari.wordpress.com/1990/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/patikayolculari.wordpress.com/1990/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/patikayolculari.wordpress.com/1990/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/patikayolculari.wordpress.com/1990/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1990&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/20/1990/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/faa5c0bd826f54c174ff2ceece7452a3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">patikafaralaya2009</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2012/01/440.jpg?w=112" medium="image">
			<media:title type="html">Patika Arşivinden</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Geri  Dönüşüm Çevrecilik midir?</title>
		<link>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/17/geri-donusum-hareketi-cevrecilik-midir/</link>
		<comments>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/17/geri-donusum-hareketi-cevrecilik-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 22:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel -sürdürülebilirlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://patikayolculari.wordpress.com/?p=1997</guid>
		<description><![CDATA[Geri dönüşüm eğer arkasında atık azaltma kampanyası yoksa yalnızca bir aldatmacadır. Çevrecilik konusunda ödül almış bir okulda başarı öykülerini dinlemek üzere çocuklarla sohbete koyuldum. Sınıflar arası yapılan yarışmada bir sınıf büyük bir farkla öne geçmiş. Başarıları da bol bol gazlı içecek içmiş olmaları ve bunun sonucunda da geri dönüşüm için diğer sınıflardan daha fazla atık [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1997&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2012/01/4r.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-2003" title="En son seçenek &quot;geri dönüşüm&quot;" src="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2012/01/4r.jpg?w=150&#038;h=150" alt="" width="150" height="150" /></a>Geri dönüşüm eğer arkasında atık azaltma kampanyası yoksa yalnızca bir aldatmacadır. Çevrecilik konusunda ödül almış bir okulda başarı öykülerini dinlemek üzere çocuklarla sohbete koyuldum. Sınıflar arası yapılan yarışmada bir sınıf büyük bir farkla öne geçmiş. Başarıları da bol bol gazlı içecek içmiş olmaları ve bunun sonucunda da geri dönüşüm için diğer sınıflardan daha fazla atık çıkartmalarıydı.</p>
<p>Geri dönüşüm elbette kaynak ayrılması gereken bir konu fakat örneğin bir okul ya da belediye geri dönüşüm konusunda bir birim kaynak ayırıyorsa atıkları azaltmak üzere on birim kaynak ayırmalıdır. Geri dönüşüm en son çözüm olarak kafalarda kalmıyorsa atık azaltmaya göre geri dönüşüm konusuna daha çok zaman daha çok enerji ayrılıyorsa burada ciddi bir hata yapılıyor demektir. Asıl yapılması gereken sorun daha başlamadan çözüm yaratabilecek düşünen, yaratıcı, çözüm bulabilen çocuklar yetiştirmek, yetişkinleri örgütlemektir.</p>
<p>Bir evden, okuldan ya da mahalleden atık çıkmasını nasıl azaltabilirsiniz?  Buna kafa yormak dururken petleri, tetrapakları geri dönüştürmek üzerine çalışmak sosyal düzene kafa yormadan dilenciye para vermek gibidir. Hastalığın daha fazla yayılmasına katkıda bulunmaktan başka bir şey değildir.</p>
<p>Aslında kullandığımız ambalajların, kapların yani atık olabilecek her şeyin “çöp” olmadan öncesinde de bizleri maruz bırakabileceği pek çok sorun var. Örneğin gıdaları hangi ambalajlarda sakladığımız çok önemli. Çünkü tüm gıdalar içinde bulundukları ambalajlardan etkilenme potansiyeline sahip.</p>
<p>PETROkimya endüstrisinin bir ürünü olan pet şişeler içinde bulundurduğu sıvılar için sorunlu bir kaptır. Tetrapak içi alüminyum, karton ve plastik içeren 6 kattan oluşur. Bu maddelerin birbirinden ayrılıp dönüştürülmeleri farklı maddeler içerdiği için çok zordur. Bu atıkların ancak yüzde 15’i toplanıp ancak ekonomiye kazandırılabilmektedir.  Bunun önemli boyutta ekonomiye kazanç olduğunu kabul ederek daha çok bu tip atık projeleri (geri dönüşüm projeleri) ambalajcılar sektörü için pazarlama projeleridir. Hem ekonomik açıdan pahalı hem de sağlık açısından tartışmalı olan pet şişe ve tetrapak gibi ürünleri üretmeye ve kullanmaya devam ediyor olmak zaten bir sorun teşkil ediyorken atık haline getirdiğimiz bu ambalajları geri dönüştürmeden önce  asıl yapmamız gereken aldığımız, yediğimiz, içtiğimiz ürünün daha en başından atık olmamasına kafa yormak olmalıdır.</p>
<p>En başta petlerin, tetrapakların, camların, metallerin, kağıtların gerçek geri dönüşüm hikayelerini öğrenmemiz ve bunların geri dönüşürken de enerji gerektirdiklerini unutmamamız gerekiyor. Benim aklımı durduran bazı araştırmalar gösteriyor ki bugün bir kilo atıktan söz ederken aslında bu bir kilo atığın yetmiş kere daha fazlası bu atığı oluşturan ürünü çıkartırken oluşturuyoruz. Yani bir pet şişe üretilirken ne kadar atık çıkartıldığına, geri dönüştürürken  ne kadar enerji harcandığına baktığımızda bu pet şişelerin geri dönüşümünden yeniden pet şişe elde edilememekte ve sanayide başka ürünlerde kullanılmaktadır.</p>
<p>Bu akıl almaz tüketim çılgınlığına karşı hiçbir önlem almadan atık yönetimi yürütülemez. Yerli mallar haftasından tutun semt pazarlarının önemine kadar pek çok konuya eğilmek gerekiyor. Daha önemlisi çocuklarımızın içine çekilen yaşam tarzına bakılması gerekiyor. Çocuklarımız hiç gereksinmeleri olmadığı halde tükettikleri gıdalardan pilli oyuncaklara kadar sürekli tüketmeye teşvik eden reklamların, bilgisayar oyunlarının ve filmlerin (yani propagandanın)  kurbanı olmaktadırlar.</p>
<p>Genç beyinler <strong>&#8220;beşikten beşiğe tasarıma</strong>&#8221; yönlendirilmeli; tüketerek değil üreterek, sanatla, güzel dostluklarla mutlu olunması için ortamlar oluşturulmalı. Doğadan aldığımızı doğaya vermemiz ve Anadolu’nun unutulmakta olan pek çok değerini yeniden gündeme getirmemiz gerekiyor. Üretim ve tüketim mekanizmalarını gözden geçirmeden el atılan atık projelerinin havada kalacağını düşünüyorum.</p>
<p>Bugün bir okulda bir atık projesi oluşturulacaksa bu geri dönüşüm projesi değil atık azaltma projesi olmalı ve bez torba kullanımından söz edilmeli ayrıca yeniden kullanılan şişelerde ürünlerin alınması teşvik edilmelidir. Buna benzer pek çok yaratıcı atık azaltma projeleri vardır.</p>
<p>Geri dönüşüm bu şekliyle bize batıdan geldi. Bizim köylerimizde atıklarımız çöp olmadan bir şekilde ya toprağa geri dönüyor ya da bugünkü şekliyle bir çöp sorunu yaşanmıyordu. Geri dönüşüm sistemleri uygarlaşma sırasında doğadan aldıklarını doğaya veremediklerini anlayanların çöp gibi inanılmaz boyutlara ulaşan sorunlara çözüm bulabilmek amacıyla atıkları ekonomiye katma çabalarıdır. Batı ve doğu hiç atık çıkarmama üzerine endüstrilerini şekillendirmeye çalışırken geri dönüşüm iyi bir şey olmasına rağmen bizim buna takılıp kalmamamız gerekmektedir.</p>
<p>Çevreciliğin bir aldatmacaya dönüşme eğiliminde olduğu günümüzde gerçek çevrecilik ekolojik değerleri gözetmektir. Nasıl çevrenin temiz tutulması çevreciliğe pek yetmiyorsa aynı şekilde atık azaltma üzerinde yeterince yoğunlaşmadan geri dönüşüm üzerine çalışmak da çevreciliğe kesinlikle yetmemektedir.</p>
<p>Eğer atık azaltmaya 6 birim çaba harcanıyorsa, yeniden kullanmaya 3 birim harcanıyorsa ancak o zaman geri dönüşüm için bir birim harcanması önerilebilir.</p>
<p>Atıklardan proje üretmek pek akıllıca gözükse de, arkasında atıkların hiç oluşturulmamasına dair ne kadar çalışma yapıldığına bakmak gerekiyor. Eğer bu çalışma yeterince yapılmıyorsa nasıl olsa atıklar bir şekilde değerlendiriliyor, benim de atık çıkarmamda hiç sakınca yok diye düşünebiliyoruz. Bunu ne yazık ki ekoloji çalışmalarında üzülerek gözlemedik.</p>
<p>Hata yaptığımızda tabi ki özür dilememiz gerekiyor. Ama asıl yapmamız gereken bu hatanın oluşmasına neden olan ortama neden olmamak, neden olunduysa bu hatanın yeniden oluşmaması için olması gerekeni yapmaktır. Sürekli özür dileyerek pek bir yere varılmayacağı gibi sürekli geri dönüşüm projelerini üretmek de bizi bir yere götürmeyecektir.  Bunun yerine sorunun baştan çıkmaması için genç beyinleri yönlendirmemiz gerekiyor.</p>
<p>Bu konuyu dilim döndüğünce sevgili eğitimcilerin ve dostların dikkatine sunmak istedim.</p>
<p>Erol B. Scott<br />
www.erolbenjamin.blogspot.com</p>
<p>Not: Okunması önerilen bir yazı:<br />
<a title="http://patikayolculari.wordpress.com/2009/08/05/besikten-besige/" href="http://patikayolculari.wordpress.com/2009/08/05/besikten-besige/">http://patikayolculari.wordpress.com/2009/10/12/kompost-yapimi/</a></p>
<br />Filed under: <a href='http://patikayolculari.wordpress.com/category/genel-surdurulebilirlik/'>Genel -sürdürülebilirlik</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/patikayolculari.wordpress.com/1997/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/patikayolculari.wordpress.com/1997/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/patikayolculari.wordpress.com/1997/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/patikayolculari.wordpress.com/1997/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/patikayolculari.wordpress.com/1997/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/patikayolculari.wordpress.com/1997/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/patikayolculari.wordpress.com/1997/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/patikayolculari.wordpress.com/1997/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/patikayolculari.wordpress.com/1997/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/patikayolculari.wordpress.com/1997/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/patikayolculari.wordpress.com/1997/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/patikayolculari.wordpress.com/1997/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/patikayolculari.wordpress.com/1997/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/patikayolculari.wordpress.com/1997/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1997&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://patikayolculari.wordpress.com/2012/01/17/geri-donusum-hareketi-cevrecilik-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/faa5c0bd826f54c174ff2ceece7452a3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">patikafaralaya2009</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2012/01/4r.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">En son seçenek &#34;geri dönüşüm&#34;</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Naz Sarman ve Mey Elbi ile Kurban Bayramında Patika&#8217;da Yoga Tatili</title>
		<link>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/10/30/naz-sarman-ve-mey-elbi-ile-kurban-bayraminda-patikada-yoga-tatili/</link>
		<comments>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/10/30/naz-sarman-ve-mey-elbi-ile-kurban-bayraminda-patikada-yoga-tatili/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 09:49:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cigdem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yoga ve Diğer Kamplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://patikayolculari.wordpress.com/?p=1881</guid>
		<description><![CDATA[Mey, 2000 senesinde New York&#8217;ta Om yoga&#8217;nın kurucusu Cyndi Lee ile ilk hocalık eğitimini yaptıktan sonra ders verme pratiğine başlamış ve 2010 senesinde Godfrey ile yaptığı 300 saatlik eğitim ile yoga anlayışının daha köklendiğini ve derinleştiğini hissetmektedir. 11 senedir hem kendi kişisel uygulamasını, hem de hocalık uygulamasını, tutku ile ilk günkü heyecanı ile sürdürmektedir. Mey, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1881&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1889" class="wp-caption alignright" style="width: 109px"><a href="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2011/06/mey-elbi.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-1889" title="Mey Elbi" src="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2011/06/mey-elbi.jpg?w=99&#038;h=150" alt="" width="99" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">Mey Elbi</p></div>
<p>Mey, 2000 senesinde New York&#8217;ta Om yoga&#8217;nın kurucusu Cyndi Lee ile ilk hocalık eğitimini yaptıktan sonra ders verme pratiğine başlamış ve 2010 senesinde Godfrey ile yaptığı 300 saatlik eğitim ile yoga anlayışının daha köklendiğini ve derinleştiğini hissetmektedir. 11 senedir hem kendi kişisel uygulamasını, hem de hocalık uygulamasını, tutku ile ilk günkü heyecanı ile sürdürmektedir. Mey, bu kursta tematik vinyasa uygulamalarının yanı sıra, beden bütünlüğü nedir, beden somatik olarak nasıl öğreniyor, bandhalar nedir, ve yoga pozları uygulamasında bandhaların öneminden bahsedecek, zihnin yapısı nedir ve meditasyonun öneminden bahsedip, içsel alan araştırması içinde şimdinin bütünlüğünü hissetmemizde yardımcı olan uzun meditasyonlar yaptıracak.</p>
<div id="attachment_1890" class="wp-caption alignleft" style="width: 154px"><a href="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2011/06/naz-3.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-1890" title="Naz (3)" src="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2011/06/naz-3.jpg?w=144&#038;h=150" alt="" width="144" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">Naz Sarman</p></div>
<p>Naz, 2003 yılından itibaren sürdürdüğü Anusara yoga calışmalarını 2008&#8242;den beri Beden Zihin Bütünleşmesinden öğrendiği bilgiler ile pekiştirerek devam ettirmektedir. Bu kursta kendi Anusara pratiğini derinleştirmeye yardımcı olmuş Beden Zihin Bütünleşmesi öğretilerinden alıntılar yaparak katılımcıların iç beden farkındalıklarının artmasını amaçlar. Kurs konularından bazıları nefes almada akçiğer loblarının kullanımı; birden fazla diyafram farkındalığı; öne, arkaya bükülmelerde ve çevirmelerde organ farkındalığı; sindirim sistemi ve kuvveti merkeze toplama; psoas kası sayesinde ters duruşlara hazırlık; kalça açıcı duruşlarda leğen kemiği tabanını detayli inceleme olacaktir.</p>
<p>İlk kez beraber bir yoga kursu düzenlemenin heyecanı içinde olan Mey ve Naz Fethiye&#8217;nin en dingin aylarından biri olan Kasım&#8217;ın ilk günlerinde sizleri aralarında görmekten mutluluk duyacaklar. Tarihler : Kurban bayramı 5 Kasım &#8211; 9 Kasım Kurs 5 kasım cumartesi günü 17.00&#8242;de başlayacak ve 9 Kasım Çarşamba 12.00 gibi bitecektir. Kurs yeri : Patika, Fethiye Faralya köyünde Yoga saatleri: 8.00 &#8211; 11.00 / 17.00 &#8211; 19.00 (Yoga pratiği uygulamasına pranayama ve meditasyon çalışmaları dahildir.)</p>
<p><strong>Patika hakkında biraz bilgi</strong></p>
<p>Patika, Fethiye’nin Faralya köyünde deniz ve ormanla kucaklaşmış bir coğrafyada yer alıyor. Yürüyüş mesafesindeki Kelebekler Vadisi ve Kabak Koyu ziyaretçilerin en işlek yürüyüş parkuru. Sabahları yogayla başladığımız güne dileyenler tarihi Likya Yolu patikalarını da keşifle devam edebilir, ya da orman içinden sessizce uzanan patikadan 10 dakika yürüyerek denize kavuşabilirler.</p>
<p>Konaklama için Patika sakinlerinin kendi elleriyle yaptıkları, içinde duşu ve tuvaleti olan taş odalardan çadırlara kadar çeşitli konaklama seçenekleri mevcut. Yerel ürünlerin kullanılmaya çalışıldığı, vejeteryan ağırlıklı, sağlıklı ve lezzetli yemekler de sizi bekliyor&#8230; Organik tarım yapılan 5 dönümlük alanda, yoga kamplarından çocuk kamplarına kadar pek çok etkinliğin yer aldığı patika projesiyle ilgili özet bilgiye http://patikayolculari.wordpress.com/patika/ den fotoğraflarla birlikte daha fazla bilgiye ise www.patikadayolculuk.com dan ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Diğer Bilgiler</strong></p>
<p>–Kamp her seviyedeki yoga uygulayıcısına açık olup, aileniz veya bir refakatçiniz ile geliyorsanız, yoga derslerine katılmayacak bireylerden yalnızca konaklama ücreti alınacaktır.</p>
<p>–Ders içeriği ile ilgili her türlü sorunuz için meyelbi@gmail.com ve nazsarman@gmail.com e-posta atabilirsiniz.</p>
<p>–Konaklama, rezervasyon ve Patika ile ilgili soruları Erol Scott’tan telefonla (533 650 80 70) ya da patikafaralya@yahoo.com dan e-posta ile öğrenebilirsiniz .</p>
<p>&#8211; Ulaşım için http://www.patikadayolculuk.com/konaklama-ulasim.htmlden bilgi alabilirsiniz ek bilgi için bizi arayın.</p>
<p>–Yanınızda yoga matınızın dışında getirmek isteyeceklerinizle ilgili bilgileri aşaığdaki linkten alabilirsiniz: (http://www.patikadayolculuk.com/sikca-sorulan-sorular.html)</p>
<br />Filed under: <a href='http://patikayolculari.wordpress.com/category/yoga-ve-diger-kamplar/'>Yoga ve Diğer Kamplar</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/patikayolculari.wordpress.com/1881/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/patikayolculari.wordpress.com/1881/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/patikayolculari.wordpress.com/1881/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/patikayolculari.wordpress.com/1881/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/patikayolculari.wordpress.com/1881/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/patikayolculari.wordpress.com/1881/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/patikayolculari.wordpress.com/1881/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/patikayolculari.wordpress.com/1881/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/patikayolculari.wordpress.com/1881/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/patikayolculari.wordpress.com/1881/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/patikayolculari.wordpress.com/1881/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/patikayolculari.wordpress.com/1881/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/patikayolculari.wordpress.com/1881/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/patikayolculari.wordpress.com/1881/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1881&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/10/30/naz-sarman-ve-mey-elbi-ile-kurban-bayraminda-patikada-yoga-tatili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/b58fcdf22db4e4a0b75e8043d8437823?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">cigdem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2011/06/mey-elbi.jpg?w=99" medium="image">
			<media:title type="html">Mey Elbi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2011/06/naz-3.jpg?w=144" medium="image">
			<media:title type="html">Naz (3)</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Burslu bir katılımcıdan mektup</title>
		<link>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/09/01/burslu-bir-katilimcidan-mektup/</link>
		<comments>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/09/01/burslu-bir-katilimcidan-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2011 09:29:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Patika Anıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://patikayolculari.wordpress.com/?p=1925</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Patika Yolcuları, Ben ve benim kuşağım ve bizden sonra gelecek olanlar kirletilmiş ve kar hırsıyla didik didik edilmiş bir dünyaya açtık gözlerimizi ve böyle bir dünyada hayata atıldık. Ben değil ama benim kuşağımdan bir çok genç en fazla annelerinin anlattığı masalardan öğrendi yeşili, maviyi, toprağı ve doğayı. Biz beton binalar ve rutinleşmiş, kendine ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1925&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2011/09/zozan.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-1929" title="zozan" src="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2011/09/zozan.jpg?w=112&#038;h=150" alt="" width="112" height="150" /></a>Sevgili Patika Yolcuları,</p>
<p>Ben ve benim kuşağım ve bizden sonra gelecek olanlar kirletilmiş ve kar hırsıyla didik didik edilmiş bir dünyaya açtık gözlerimizi<br />
ve böyle bir dünyada hayata atıldık. Ben değil ama benim kuşağımdan bir çok genç en fazla annelerinin anlattığı masalardan öğrendi yeşili, maviyi, toprağı ve doğayı. Biz beton binalar ve rutinleşmiş, kendine ve doğaya yabancılaşmış insanlarla tanıdık “insanı”. Oysa içimizde bir yerde bir his vardı bize usulca fısıldayan; diyordu ki: ”Böyle olmak zorunda değildir belki de, belki de daha insanca bir dünya olabilir hatta olmalı sanki…”</p>
<p>Belki de buydu bizi kendimize ve “insana” dair düşünmeye zorlayan. Sabah 8’de işe giden akşam 6 dedin mi eve gelen, yorgunluktan ve karmaşadan robota dönen annelerimizi babalarımızı gördükçe dedik ki “Biz böyle olmayalım,biz hayata bir gedik<br />
açalım. Güzel insanlar tanıyalım,güzel bir dünya hayal edelim.”</p>
<p>İşte beni Patika’yla, oradaki güzel insanlarla tanıştıran yine böylesine güzel bir insandı,sevgili hocam… Biz de şehir insanıydık<br />
neticede, burun kıvırdığımız o rutinin tam orta yerindeydik. Ama hala kaybetmediğimiz, kaybetmemek için kendimizle savaştığımız güzellikler vardı içimizde. Diyorduk ki nihayetinde üniversitedeyiz,özgür düşünceler üretmeli özgürce konuşabilmeliyiz. Ama her seferinde bizim küçücük yumruklarımızla yıkamayacağımız duvarlara çarpıyorduk. Biz doğayı sevelim istiyorduk, doğa vahşice talan edilirken bir şey yapalım istiyorduk, Anadolu’nun güzel insanları suyunu toprağını kaybetmesin Anadolu Anadolu olarak kalsın istiyorduk ama bize diyorlardı ki daha önemli şeyler var,memleketimiz kar etsin! Hiç pes etmek istemesek de bazen duvarlar çok güçlü geliyordu. Kendimizle ve bütün bir dünyayla uğraşırken yoruluyorduk. Halbuki bir durup dinlenebilsek bir bizim gibi insanların varlığını hissedebilsek güç toplayacaktık yine, inancımız çoğalacaktı. Üretebilsek,bir şeyin de ucundan biz tutsak bir delik açacaktık kendi dünyamızda ki bu gedik büyürdü biliyorduk. Çocukluğumuzdan kalmış toprak kokusunu özlüyorduk, bahçeden kopardığımız domatesin kokusu hala anılarımızdaki en güzel kokuydu. Bir yer olmalıydı o kokuyla tekrar buluşabileceğimiz. Sevgili Hocam Patika’dan ilk söz ettiğinde çocukluğumdaki kokular doldu burnuma yine. Şanslı olmalıyım her şeye rağmen çok güzel insanlar çıkarıyordu önüme.</p>
<p>Böylece bir tatil günü bavulumu yanıma alıp garlarda, duraklarda geçirdiğim birkaç geceden sonra o güzelim Faralya’ya ulaştım, hayatım boyunca üzerimde iz bırakacak birkaç gün geçirdim orada.</p>
<p>Bence Patika’nın en güzel tarafı hiçbir zaman kendinizi misafir gibi hissetmemeniz. Patika&#8217;ya bir ziyaretçi olarak gitmiştim ama kendi evimde gibiydim hatta uzun zamandır rahat olabildiğim ilk yerdi. Sabah kalkıp o güzel deniz ve toprak kokusunu içine çekmek, odanın kapısını açtığında karşına ilk çıkan şeyin pırıl pırıl bir gökyüzü ve masmavi bir deniz olması insanın içini mutlulukla dolduruyordu. Şehir hayatının kaskatı hale getirdiği vücutlarımızı esnetmek için Erol’un yaptığı yoga eğitimleri, beraber yoga platformu için diktiğimiz etekler, herkesin emeğiyle hazırlanan yemekler, hep beraber yıkadığımız bulaşıklar… Patika’da hiçbir şey çöp değildi hiçbir şey işlevsiz değildi. Patika unuttuğumuz belki de hiç tanıyamadığımız güzelim doğayla buluşturdu bizi. Hem gönüllü olarak orada bulunanlar hem Patika’nın daimi yolcularıyla tanışmak çok büyük bir zevkti. Hepsi ayrı bir dünya hepsi ayrı bir güzellik barındırıyordu içinde…</p>
<p>Hayatımda açtığınız küçük gedik için teşekkürler… İşte tam ihtiyacımız olan şey…</p>
<p>Zozan</p>
<br />Filed under: <a href='http://patikayolculari.wordpress.com/category/patika-anilari/'>Patika Anıları</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/patikayolculari.wordpress.com/1925/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/patikayolculari.wordpress.com/1925/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/patikayolculari.wordpress.com/1925/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/patikayolculari.wordpress.com/1925/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/patikayolculari.wordpress.com/1925/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/patikayolculari.wordpress.com/1925/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/patikayolculari.wordpress.com/1925/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/patikayolculari.wordpress.com/1925/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/patikayolculari.wordpress.com/1925/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/patikayolculari.wordpress.com/1925/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/patikayolculari.wordpress.com/1925/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/patikayolculari.wordpress.com/1925/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/patikayolculari.wordpress.com/1925/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/patikayolculari.wordpress.com/1925/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1925&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/09/01/burslu-bir-katilimcidan-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f0f35383b96a426034302941b9cc9249?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">editor</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://patikayolculari.files.wordpress.com/2011/09/zozan.jpg?w=112" medium="image">
			<media:title type="html">zozan</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dilimin sustuğu, ruhumun konuştuğu bir yerdeyim!</title>
		<link>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/09/01/dilimin-sustugu-ruhumun-konustugu-bir-yerdeyim/</link>
		<comments>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/09/01/dilimin-sustugu-ruhumun-konustugu-bir-yerdeyim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2011 09:01:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Patika Anıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://patikayolculari.wordpress.com/?p=1957</guid>
		<description><![CDATA[Büyüleyici güzellik yolla başlıyor. Kıvrıla kıvrıla dağ  yolunda giderken, minibüsün sağ arka tekeri her an yoldan kayıp gidecek gibi. Zor  ulaşılan yerleri severim çünkü  kolaya kaçanlar oralara hiç uğramazlar. Camdan baktığınızda aşağısı alabildiğine turkuaz, pırıl pırıl bir deniz. İrili ufaklı minik adacıklar bir göz ucu ötesinde.. Bir tabloya sığdırılmış harika bir manzara gibi. Oysa ufka [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1957&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left;">Büyüleyici güzellik yolla başlıyor. Kıvrıla kıvrıla dağ  yolunda giderken, minibüsün sağ arka tekeri her an yoldan kayıp gidecek gibi. Zor  ulaşılan yerleri severim çünkü  kolaya kaçanlar oralara hiç uğramazlar. Camdan baktığınızda aşağısı alabildiğine turkuaz, pırıl pırıl bir deniz. İrili ufaklı minik adacıklar bir göz ucu ötesinde.. Bir tabloya sığdırılmış harika bir manzara gibi. Oysa ufka kadar uzanıyor bu güzellik..  Her yol kıvrımında farklı bir manzara heyecanı, gözler hep camın dışına odaklı. Şimdi ne göreceğim<br />
merakı. Kelebekler Vadisi’ni geçerken yolcular ayakta, fotoğraf makineleri iş başında J Ve yol sonunda varıyor Patika’ya.</p>
<p style="text-align:left;">İner inmez önce bir durup bakıyorum denizden yana.. Yine o müthiş duygu. Bir adada gibiyim adeta. Ağaçların denizle buluşması, sanki bir kıyı şeridi hiç yokmuşçasına. Hemen ardından yaşadığım o boşluk hissi ve rahatlama. Enerji bir anda içimde yükseliyor, tebessüm yerleştirip dudağıma ufak ufak adımlıyorum yoldan aşağı doğru Patika’ya. İşte hemen orada! Şu halattan öteye attım mı adımımı , gerçek dünyaya “merhaba” J Ah tabii ufak bir burukluk var tabii aslında, ne de olsa özlüyorum Koza’yı hâlâ, yokluğu hemen belli etti kendini, halatı aştım ama o gelmedi!  Güler yüzle, sevgiyle kucaklıyor  insanı Patika dostları. Buranın hem<br />
sohbetlerine doyulmaz, hem de sessizliğine! Dilediğiniz renkler mevcut hem doğasında hem insanında; sevdiğinizden, ilediğinizden sürünün, boyanın özgürce. “Sen” in ve “Ben”in olmadığı, “Biz”in var olduğu bu yerde yaşanan yolculuğun tadı duyumsanıyor ancak kalpte! Gece iyice çöktüğünde, günün manzarasındaki o boşluk hissi yine sarmaya başlıyor beni, bu defa biraz daha düşünceli.  Şehir ortamının her türlü kalabalığından yorulan gözlerim ve ruhum bu boşluk hissiyle arınıyor gecenin  ıssızlığında. Yoldaşım ay ve yıldızlar, seyrim deniz ve orman.   Bazı gecelerse el ele gönül gönüle tüm günümü geçirdiğim dostlar J<br />
Ardından gelen  dinginlik, huzur  ve uyku… Uyku dedim ya öyle saatlerce değil, az! Yetiyor!  Beden dinlenmiş, enerji tazelenmiş olarak yani kısacası demem o ki tertemiz bir sayfa gibi başlıyor insan yeni güne… Umutlu, mutlu, huzurlu, capcanlı ve bugün neler getirecek heyecanıyla…</p>
<p style="text-align:left;">Günler dönüp de dönüş vakti yaklaştığında yine gözlerim fotoğraf makinesi gibi çalışıyor, beynim kayıtta. Kucaklaşmalarla ayrılırken “patika” yı var etmeye çalışanların, toprağın ve yağmurun  emeği olan Melisa çayım çantamda, sağ olsunlar!  Dostların<br />
sevgisi  ve dilediğimce sürünüp boyandığım renkleriyse yüreğimde ayrılıyorum. Şimdilik!PATİKA hakkında öyle çok söz var ki aslında, ama uzun uzun anlatmak boşa çaba. Sadece git, gör ve YaŞa!</p>
<p style="text-align:left;"> Sevgiyle…</p>
<p style="text-align:left;" align="right">Tûbâ  Işık Eroğlu, Ağustos 2011</p>
<br />Filed under: <a href='http://patikayolculari.wordpress.com/category/patika-anilari/'>Patika Anıları</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/patikayolculari.wordpress.com/1957/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/patikayolculari.wordpress.com/1957/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/patikayolculari.wordpress.com/1957/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/patikayolculari.wordpress.com/1957/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/patikayolculari.wordpress.com/1957/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/patikayolculari.wordpress.com/1957/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/patikayolculari.wordpress.com/1957/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/patikayolculari.wordpress.com/1957/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/patikayolculari.wordpress.com/1957/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/patikayolculari.wordpress.com/1957/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/patikayolculari.wordpress.com/1957/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/patikayolculari.wordpress.com/1957/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/patikayolculari.wordpress.com/1957/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/patikayolculari.wordpress.com/1957/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1957&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/09/01/dilimin-sustugu-ruhumun-konustugu-bir-yerdeyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f0f35383b96a426034302941b9cc9249?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">editor</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir altın madeninin getireceği yıkım&#8230;</title>
		<link>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/08/30/bir-altin-madeninin-getirecegi-yikim/</link>
		<comments>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/08/30/bir-altin-madeninin-getirecegi-yikim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Aug 2011 05:45:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kampanyalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://patikayolculari.wordpress.com/?p=1961</guid>
		<description><![CDATA[Kazdağları’nın kuzey yamaçlarında, Bayramiç’in doğusu, Evciler’in kuzeyi, Etili’nin güneyi ve Çan’ın güneybatısında yer alan Ağı Dağı ve çevresinde 10 yıllardır sürmekte olan altın arama çalışmaları belli bir aşamaya geldi. Birçok kere el değiştiren bu proje, sonunda iki yıldır Kanada’da kurulu ve Toronto Borsası’nda kayıtlı olan Alamos Gold Inc. adlı şirketin elinde. Şirketin kendi web sayfasında [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1961&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kazdağları’nın kuzey yamaçlarında, Bayramiç’in doğusu, Evciler’in<br />
kuzeyi, Etili’nin güneyi ve Çan’ın güneybatısında yer alan Ağı Dağı ve<br />
çevresinde 10 yıllardır sürmekte olan altın arama çalışmaları belli bir<br />
aşamaya geldi.</p>
<p>Birçok kere el değiştiren bu proje, sonunda iki yıldır Kanada’da<br />
kurulu ve Toronto Borsası’nda kayıtlı olan Alamos Gold Inc. adlı<br />
şirketin elinde.</p>
<p>Şirketin kendi web sayfasında ve Toronto Borsası’na sunduğu rapor ve<br />
bildirimlerde verdiği bilgilere göre 2013 yılında üretime geçilmeye<br />
hazırlanılıyor.</p>
<p>Şirketin Türkiye dışında bir de Meksika’da altın işletmesi var. Kendi<br />
ülkesinde faaliyet göstermiyor ama, ülkemizde Ağı Dağı dışında yine bu<br />
yörede Kirazlı’da da geliştirmekte olduğu sahalar var.</p>
<p>Şimdi ÇED süreci başlatılmış olan Ağı Dağı ruhsatlarında birçok yatak<br />
bulunmuş. Şimdilik masaya getirilen yalnızca Babadağ ve Delidağ<br />
yatakları. Burada ayrıca, en ileri gideni Çamyurt olmak üzere Tavşan,<br />
Ayıtepe, Ihlamur ve Yangın Kulesi sahalarının araştırmaları da sürüyor<br />
ve zaman içinde bunların da hepsi ya da çoğu işletme konusu olacak ve<br />
yavaş yavaş bugünkü dosyaya eklenecek.</p>
<p>Şimdilik bize küçük bir proje gösterilip bunun yıkımlarına alıştırılmaya, kanıksatılmaya çalışılıyoruz.</p>
<p>Babadağı ve Delidağı yataklarında birer açık maden ocağı açılacak;<br />
bunlardan çıkarılan cevher kırılıp Babadağı Ocağı yakınındaki işleme<br />
tesisine taşınacak, burada ufalanıp yakındaki yığın liçi alanına serilip<br />
siyanürlü sularla yıkanacak, bu sular başka kimyasallar, aktif kömürle<br />
işlenip ham altın çıkartılacak ve Avrupa’daki rafinerilere götürülecek,<br />
orada temizlenip borsalarda satılacak. Bu iş en çok sekiz yıl sürecek .<br />
Buradan giden altın, gümüş ve başka bazı nadir (ve çok değerli)<br />
metallerin tamamı 40 tonu bulmayacak.</p>
<p>Geride, içinde cevher var diye 68,5 hektar (yaklaşık 700 dönüm, 0,7 km<sup>2</sup>)<br />
yer kaplayacak olan iki büyük ocaktan kazılıp çıkarılan, ufalanıp<br />
işleme tesisine taşınan, orada öğütülüp siyanürlü sularla yıkanan ve 91<br />
hektar (910 dönüm, 1 km<sup>2</sup>’ye yakın) yere yayılıp 100 m<br />
yüksekliğe varacak kadar biriktirilen bir liç (sızdırarak yıkama) yığını<br />
kalacak. Bu amaçla 67 milyon ton kaya işlenecek ve yalnızca 40 ton katı<br />
madde yurtdışına gidecek, katılan kimyasallarla birlikte yer altından<br />
çıkarılandan fazlası, kirletilmiş olarak Söğütalan köyünün yukarısında<br />
bize bırakılacak.</p>
<p>Doğaya ve yaşam alanımıza olan müdahale bununla sınırlı kalmayacak. O, <em>“içinde altın var”</em> diye kazılıp çıkarılacak 67 milyon ton kayaya erişebilmek için, bir 58,5 milyon ton kaya daha kazılacak ama <em>“bunlar ekonomik değil”</em> diye ocakların yakınına, ekonomik olmayan kaya (EOK) depolama alanlarına, eski deyişle <em><strong>“pasa yığınlar</strong><strong>ı”</strong></em>na biriktirilecek ve orada bırakılacak.</p>
<p>Yani, Toronto Borsası’nda Alamos Gold paylarına para yatıranlar, 350<br />
dolara mal edilip bugünlerde 1800 dolara satılacak olan altından edilen<br />
kârdan para kazansın diye, Ağı Dağı’nda şimdilik 125 milyon ton kaya<br />
kazılacak; yarısı parçalanıp havanın oksijeni, yağmurun suyuyla çevreye<br />
asitli ve kanser yapıcı ağır metallerle yüklü sular (AKD) salacak<br />
şekilde hemen orada depolanıp bırakılacak. Yarısı Söğütalan’ın<br />
tepelerine taşınıp öğütülüp siyanür ve başka kimyasallarla kirletilmiş<br />
bir durumda 90 hektar alanda 100 m yükseklikte bir yığın halinde<br />
bırakılacak, sonsuza kadar çevreye kirlilik yayacak. İşletme sırasında<br />
kullanılacak olan siyanürün yarıya yakını daha o dönemde gazlaşıp<br />
çevreye yayılacak, yayılan hidrojensiyanür (HCN) yavaş yavaş azot<br />
gazlarına, o da nitrikasite dönüşecek ve çevredeki kayalarda durgun<br />
bekleyen arseniği çözüp sulara, tozlara salacak.</p>
<p>EOK depolama sahalarından sızan sular asitli, ağır metallerle yüklü<br />
(AKD) olacak, yakın köylerden başlayıp bütün Kocaçay ve Menderes akarsu<br />
havzalarına, bu arada Çanakkale çiftçisinin can damarı olan sulama<br />
barajlarına kirlilik taşıyacak; işletme sırasında Ağı Dağı’nın bütün<br />
ağaçları, 1744 hektar alandaki bütün ağaçlar kesilecek ve kim ne derse<br />
desin bir daha orada ağaç yetişemeyecek. İşletmeden çevreye yayılan<br />
tozlardan da kalan ağaçlar ve yakın köylerin tarımsal ürünleri zarar<br />
görecek. Ağı Dağı merkez olmak üzere geniş bir alanın yaban yaşamı göçe<br />
zorlanacak, yöreden her eksilen canlı türünün öteki hayvansal ve<br />
bitkisel yaşama olan katkıları eksildikçe kalanlar da ya yozlaşacak ya<br />
da göçecek.</p>
<p>Uşak Eşme’de olduğu gibi ilk kaçanlar arılar olacak, yaban ve meyve<br />
ağaçlarının döllenmesi aksayacak; daha sondajlar başladığında kirlenip<br />
kullanılamaz olan çevre köylerinin içme suyu kaynakları artık ölüm<br />
saçacak. Çevre köylerinin sulama suyu kaynaklarına Alamos Gold ortak<br />
olacak, şimdilik söylemeseler de yılda en az 3 milyon ton su<br />
tüketecekler ve bu su yöre çiftçisinin kullandığı sudan eksilecek…</p>
<p>Alamos Gold ve onun güzellemecisi Golder Associates’in sözüne<br />
bakarsanız ya bunu yapacaksınız ya da çok büyük getirilerden,<br />
kazançlardan olacaksınız. Onların söyleminde, “<em>bu işletme açılmazsa biz 1 milyar 715 milyon dolar kârımızdan oluruz</em>” denmiyor. Bunun yerine, <em>“Türkiye dışarıdan yılda şu kadar altın alıyor, bu işletme bunun bir bölümünü sağlar”</em><br />
diyorlar. Üstelik ülkemiz yılda 200 ton altın dışalımı yaparken, onlar<br />
kendi üreteceği metal, dışalımın daha büyük payı olarak görünsün diye<br />
dünya ekonomik bunalımı döneminde yılda 50 tona düşen dışalım anılıyor.<br />
Alamos Gold’un sekiz yılda üreteceği altının toplamı bizim 2,5 aylık<br />
altın dışalımımız. Yani, yılda dışarıdan aldığımız altının yalnızca<br />
40′ta biri, yılda yalnızca 9 günlük dışalımımız kadar altın üretecekler<br />
ve buna tamah etmemizi istiyorlar.</p>
<p><strong>Çalıştıracakları 350 kişi 10 yıl sonra kanserlerle boğuşacak</strong></p>
<p>Üstelik,  bizim toprağımızın altından çıkarılacak altın yurtdışına götürülüp yine<br />
bizim kuyumcularımıza dünya altın borsası fiyatlarından satılmayacak<br />
mı? Satılacak. Burada rafine edilse bile bizim kuyumcularımız altının<br />
onsunu maliyet fiyatı olan 350 dolardan değil, bugünkü gibi borsa fiyatı<br />
olan 1800 dolardan almayacak mı? Alacak. Çıkarıp satan, kazancını<br />
burada mı harcayacak, burada yeni yatırımlar mı yapacak? Hayır.<br />
Devletimize çok mu vergi verecek? Hayır. Burada kurulu olan Kuzey Biga<br />
Madencilik AŞ ham altını ana şirketi olan Alamos Gold Inc’e elbette<br />
düşük fiyattan satacak ve ya zarar gösterecek ya da çok az kâr gösterip<br />
çok az vergi verecek. Asıl vergiyi, Kanada Hükümeti toplayıp bize dua<br />
edecek.</p>
<p>Bu ülkeye yalnızca, derinlikleri 100 m’yi geçen ve 700 dönüm yeri<br />
kaplayan iki çukur, yüksekliği 100 m’ye ve kapladığı yer 900 dönüme<br />
ulaşacak olan siyanürlü atık yığınları, ormanları kesilmiş bir dağ,<br />
bunun yamaçlarında iki yerde çevreye asitli ve ağır metalli sular<br />
salacak olan toplam 800 dönüm yer kaplayacak olan EOK atık yığınları<br />
kalacak.</p>
<p>Bize bir faydası da sekiz yılda en çok 350 kişiyi çalıştıracak<br />
olmaları imiş. Bir de ihtiyaçlarını yöredeki marketlerden<br />
karşılayacaklarmış. Şimdi çalıştıracakları 350 genç ve güçlü insanın<br />
10-15 yıl sonra hangi kanserlerle boğuşacak olacağı ve bakımları için ne<br />
kadar para harcanacağı, daha önemlisi onların ve yakınlarının ne acılar<br />
çekeceği ve o düşkünlükleriyle nasıl geçineceklerinden söz etmiyorlar.</p>
<p><strong>Bu işletmenin ÇED süreci yeni başlatıldı</strong></p>
<p>Şimdilik yalnızca Temmuz ayında hazırlanıp Bakanlığa verilen “ÇED<br />
Başvuru Dosyası” var bilgi olarak. Son derece üstünkörü hazırlanmış.<br />
Kapağı bile 1,5 yıl önce uluslar arası uzmanların Alamos Gold bu sahayı<br />
alırken ona bilgi sağlamak için hazırladıkları raporun kapağıyla aynı.</p>
<p>Henüz hiçbir araştırma bilgisi vermiyorlar (biraz yörede yaşayan<br />
bitki ve hayvanlarla ilgili genel bilgiler var). Yapılmış ve yapılacak<br />
çalışmaların sonuçlarını hazırlanacak ÇED Raporu’nda vereceklermiş.</p>
<p>Çevreye verilecek zararlar, su tüketimi, yayılacak zararlı toz, gaz<br />
ve suların nerelere yayılıp nerelere ne kadar erişeceği, asitli su<br />
oluşumunu nasıl önleyebilecekleri, yamaçlarda oluşturacakları zehirli<br />
yığınların kayıp kaymayacağı, heyelanlanıp heyelanlanmayacağı,<br />
yeraltısularını kirlenmeden nasıl koruyacakları, depreme karşı ne önlem<br />
alacakları, Ağı Dağı’nı nasıl eski durumuna getirecekleri, kazıp<br />
eleyecekleri kayalarda altın ve gümüşten başka nelerin bulunduğu,<br />
atıklarda nelerin olacağı, market sahiplerinin dışındaki yöre halkının<br />
eline ne kalacağı, ne kadar siyanür kullanacakları, yöredeki barajlara<br />
ne gideceği, daha bir dizi sorunun yanıtı henüz yok.</p>
<p><strong>Bakanlık’tan gizlediklerini halka mı anlatacaklar?</strong></p>
<p>Pekiyi, Salı günü Söğütalan Köyü’nde ne anlatacaklar? Henüz<br />
kendilerinin bile bilmediklerini ya da Başvuru Dosyası’na yazmayıp<br />
Bakanlık’tan bile gizlediklerini ilk kez halka mı anlatacaklar.</p>
<p>Bu Dosya’da olan bilgiler daha şimdiden kadük oldu. Yukarıda<br />
alıntılanıp teşhir edilen sayılar hep değişti. Çünkü Şirket, değerleri<br />
düşen hisse senetlerini yeniden değerlendirebilmek ve bunlara zaten<br />
yatırım yapmış olan kendi müşterileri paylarını satmasın diye daha geçen<br />
hafta, 16 Eylül günü borsaya gönderdiği bilgi ile rezerv değerlerini<br />
arttırdı bile. Dosyada, bu değerleri değiştirdi. Kesin ve muhtemel<br />
rezervini biraz azalttı ama buna tahmini bir rezerv ekleyip toplamı 1<br />
milyon 373 bin 764 ons’tan 1 milyon 682 bin 649 ons altına yükseltti.<br />
Yarın ne olur, bilinmez.</p>
<p>Ama, öngörülen kazı miktarlarının, kimyasallarla işlenecek<br />
malzemenin, kullanılacak siyanürün, suların, enerjinin ve başka<br />
kimyasalların miktarlarının artacağı kesin.</p>
<p>Üstelik bunlar yalnızca Ağı Dağı’ndaki Baba ve Deli Dağ Ocaklarıyla<br />
ilgili. Ağı Dağı’ndaki Ihlamur, Ayıtepe, Tavşan, Yangın Kulesi ve hele<br />
hele Çamyurt yatakları da işletmeye girince bugün söylenenlerle<br />
kıyaslanamaz bir yıkım geliyor ama durun hepsi bu da değil. Şirket daha<br />
kendisinin ya da başkalarının Çan’ın kuzeyindeki Doğancılar, Etili’nin<br />
doğusundaki Tepeköy, Ağı Dağı ile Çanakkale arasında Kirazlı sahasındaki<br />
bir dizi, Ağı Dağı ile Kirazlı arasındaki Pirentepe ve Halilağa,<br />
Kirazlı ile Çanakkale arasındaki Bodurlar ve Dededağı, Ezine’nin<br />
kuzeyindeki Akbaba, Kartaldağ, TV Kulesi ile Karıncalı yataklarını da<br />
hedef gösteriyor. Kazdağları’nın, Biga Yarımadası’nın, Çanakkale’nin<br />
havasıyla, suyuyla, toprağı ile, tarımıyla, insan sağlığıyla, toplumsal<br />
huzuruyla ilgili fermanı hazır. Bunun ilk belgesi, ama hiçbir şey<br />
söylemeyip, <em>“sonra söyleriz”</em> diyen belgesi şimdi Bakanlık’ta ve Salı günü Söğütalan halkına bunun masalını anlatacaklar.</p>
<p>Herhalde bir de, böbürlene böbürlene, kendilerine hizmet eden bilim insanlarımızı anacaklar. ÇED Dosyasında yaptıkları gibi: :</p>
<p>ODTÜ Jeoloji Mühendisliği’nden    Prof. Dr. Vedat Toprak</p>
<p>Doç. Dr. Mehmet Lütfi Sözen</p>
<p>Doç. Dr. Bora Rojay</p>
<p>Prof. Dr. Hasan Yazıcıgil</p>
<p>Prof. Dr. Zeki Çamur</p>
<p>İYTE İnşaat Mühendisliği’nden       Doç. Dr. Alper Baba</p>
<p>ÇOMÜ Biyoloji’den                               Prof. Dr. Varol Tok</p>
<p>Prof. Dr. Ahmet Gönüz</p>
<p>Gazi Üni. Fen Fak. Biyoloji’den      Prof. Dr. Hayri Duman</p>
<p>Prof. Dr. Zeki Aytaç</p>
<p>Prof Dr. Abdullah Hasbenli</p>
<p>Hacettepe Üniv. Fen Fak. Biyoloji’den        Doç. Dr. Zafer Ayaş</p>
<p>O bilim insanlarımız, hiç zahmet edip bu projeye vermiş olduğu hizmetleri <em><strong>“bilimsel araştırma</strong><strong>“</strong></em> diye savunmasın. Hiç zahmet edip,<em> “Söylediklerimiz bilimsel ve teknik gerçeklerin ötesine geçmiyor, biz projenin bütünü için bir tavır almadık”</em> demesinler.</p>
<p>Alamos Gold ve Golder Associates’e omuz vermişler ve şimdi adlarının arkasına sığınılıyor.</p>
<p>Hocalar gelip Söğütalan, Bayramiç, Çan, Etili, Evciler, Çanakkale,<br />
Kazdağı halkına anlatsınlar verdikleri hizmet bu yöre halkına ve<br />
doğasına mı, kendilerine mi, yoksa Alamos Gold’un hisse senedi<br />
sahiplerine mi yarayacak? Ne yazık ki, yalnızca sonunculara yarayacak.</p>
<p>Anlatsınlar, üniversite öğretim üyelerinin yasal gelirleri<br />
geçinmelerine yetmeyecek denli az. Üniversiteler piyasanın, sermayenin,<br />
küresel kapitalizmin vereceklerine muhtaç. Onlar olmasa laboratuvarları<br />
kapanır, hiçbir araştırma yapamazlar. Söylesinler, Üniversiteler yeniden<br />
kamu kurumu olmadan, devlet desteği almadan yaşama dönemez, bağımsız<br />
bilimsel araştırma yapılamaz, gerçekler araştırılıp, gerçekler<br />
söylenemez.</p>
<p><strong>Onlara bu yakışır</strong></p>
<p>Bu ölümlü dünyada, bu kadarcık yürekli olunamazsa, bizlerden geriye ne kalacak?</p>
<p>Alamos Gold ve Golder Associates elemanlarının anlatmayacaklarını da<br />
Balıkesir Balya’da, Uşak Eşme’de, İzmir Bergama’da, Kütahya<br />
Gümüşköy’’de, Artvin Borçka’da, Erzincan Ilıç’ta yaşayan ve çok şey<br />
gören halk anlatabilir. Hele hele dünyanın değişik yörelerinde yaşayan,<br />
bir gün dünyanın başka bir yerlerinden gelen para babaları, iş<br />
makineleri ve kimyasallarla yaşamları alt üst olanların başlarına<br />
gelenler ne dersler taşıyor. Böylesi işletmelerden sinsi sinsi yayılan<br />
yıkım ve ölüm bir yana, kazalarla aniden ortaya çıkan yıkımlar bile<br />
olacakları bugünden bize gösteriyor. İspanya Sevilla’daki Los Fraies,<br />
Romanya’daki Baia Mare, Kırgızistan’daki Kumtor, Macaristan’daki,<br />
Bolivya’daki, Gana’daki, Tanzanya’daki, Şili’deki, Peru’daki, ABD’nin<br />
ortasındaki sayısız atık barajı ya da siyanür kazaları, artık Ağı<br />
Dağı’nın geleceğinde. Bunların hiçbirinde, buradaki liç alanlarının<br />
Söğütalan Köyü’nün tepesinde durduğu gibi tipik bir canavar yoktu.</p>
<p>Bir “<strong>cinayete teşebbüs</strong>” ile karşı karşıyayız.</p>
<p>Hem de “<strong>seri cinayet</strong>”</p>
<p><strong>TAHİR ÖNGÜR</strong></p>
<p>Jeoloji Yüksek  Mühendisi</p>
<br />Filed under: <a href='http://patikayolculari.wordpress.com/category/kampanyalar/'>Kampanyalar</a>  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/patikayolculari.wordpress.com/1961/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/patikayolculari.wordpress.com/1961/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/patikayolculari.wordpress.com/1961/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/patikayolculari.wordpress.com/1961/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/patikayolculari.wordpress.com/1961/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/patikayolculari.wordpress.com/1961/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/patikayolculari.wordpress.com/1961/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/patikayolculari.wordpress.com/1961/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/patikayolculari.wordpress.com/1961/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/patikayolculari.wordpress.com/1961/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/patikayolculari.wordpress.com/1961/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/patikayolculari.wordpress.com/1961/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/patikayolculari.wordpress.com/1961/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/patikayolculari.wordpress.com/1961/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=patikayolculari.wordpress.com&amp;blog=9408272&amp;post=1961&amp;subd=patikayolculari&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://patikayolculari.wordpress.com/2011/08/30/bir-altin-madeninin-getirecegi-yikim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/f0f35383b96a426034302941b9cc9249?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">editor</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
