Patika Yolcusu

by

duyguAdım Duygu ve ben bir “Patika yolcusu”yum!

Bir aile şirketinde Operasyon Grup Müdürü olarak çalışıyordum. Şirkette ciddi yönetim sorunları vardı ve aile ile tezat fikirlere sahiptim. Artık birçok konu kangren olmuş 5 yılı aşkın süredir biriken iletişim problemleri eşiğe ulaşmıştı. Boşanma vakti çoktan gelmişti ama bir türlü boşanamıyorduk; kınadığım boşanamayan karı kocalardan ne farkım vardı ki? Ben de sömürgen, duyarsız, vahşi şirketimden boşanamıyordum işte!  Hayaller, ötelenen planlar sonra her geçen gün mutsuzlaşan, kırgınlaşan ve küskünleşen ben bilinçsizce çırpınan bir çıkış yolu arayan ben!

Kriz ile birlikte şirkette sinirler daha da gerilmişti; yine böyle bir iş günü sabahı hayatımda ilk defa 3 hafta yıllık iznim var ama şirket maaş veremediği için ne yapabilirim ki tatile bile çıkamıyorum diye düşünürken hep hayalini kurduğum şeyi neden kısa süreli denemiyorum ki dedim kendi kendime. BUĞDAY DERNEĞİ’inin web sitesinde  TA-TU-TA linkini keşfettiğim günden beri bir hayalim bir gün işten ve şehirden ayrılıp organik tarım çiftliklerinde gönüllü olarak çalışarak Türkiye’yi gezmekti. Çok bunalmıştım ve bana uygulanabilir ve doğa ile köy ile yakın olabilmek için en ucuz ve uygun çözüm bu gibi gelmişti.

Sanırım aylardan Mayıs idi. Her zamanki gibi ofiste sabah hayallere dalmış bir şekilde internette geziniyordum. Yıllık iznimden 1 hafta almıştım ama ne yapacaktım? TA-TU-TA çiftliklerinin bilgilerini bir gün üşenmemiş tek tek bir dosyaya kopyalamıştım. Dosyayı açtım. Denizin olduğu, modern insanların olduğu bir iki çiftlik belirlemek ve  gönüllü olarak başvurup şansımı denemek istiyordum. Faralya/Ölüdeniz yazısını gördüğüm bir satırda durdum.

Kalbimi çalan adamla ben bir ormanda yol alırken “kaçmam lazım” kaçmam lazım!” diye zıp zıp zıplayan sincapları, tıslayan kaplumbağayı ve aşk kokan tenlerimizi hatırladım. Ayrılık ne tuhaftı severken, sevilirken ayrılmak ne kadar zordu… Ne kadar zor bazen nefes almak. ..Trenle Denizli’ye gelmiştik ne kadar da eğlenmiş, gülmüş, içmiştik yol boyunca. Sonra araba kiralamış ve çok heves ettiğim gibi 1 hafta boyunca Fethiye, Ölüdeniz, Faralya ve Kabak’ı karış karış gezmiştik.  Gözlerimden süzülen yaşları sildim.

Evet bu çiftlik dedim! Erol Benjamin Scott ve Çiğdem Scott çiftinin kurduğu, denize yakın, modern görünen ve en önemlisi kalbimin en son mutlu attığı “Faralya”da olan PATİKA…Gidip orada anılarımla ve kendimle barışmalı, toprakla uğraşmalı ve uzun uzun yüzmeliyim dedim. Gönüllü olmak istediğime dair bir e-mail yazdım. İçimde bir heyecan! Ya okumazlarsa diye de telefon numarasını cep telefonuma kaydettim. Sanki her şeyi organize etmişim ve kesin gidiyormuşum gibi … 30 dk sonra cep telefonum çaldığında ve ben açıp konuşurken hala şok geçiriyordum çünkü arayan “PATİKA/Faralya” idi yani; Erol!

Bir tünelden Erol tatlı tatlı seslenir insana… Neşeli, canlı, heyecanlı, dinamik ve karmakarışık bir adamın sesi bu dersin. Daha çok şey duymak daha çok bilmek istersin. Hele öğrendiklerinin tadı damağında kaldığında tüm bu olacaklar için sabırsızlanmaya dahi başlarsın. Pür dikkat kesilip iyice tünele yaklaşırsın. Kulaklarını diker en ufak sesi kaçırmak istemezsin. Dayanılmaz, tahrik edici bir merak, anlama, tanıma ve yakın olma duygusu etrafında dönmeğe başlar ve sonra tünelde bir girdap oluşur. O girdap seni çeker… İşte o girdap’a kapılırsan bir “Patika yolcusu” olmak yolunda ilk adımı atmışsın demektir. Bunu neden anlattım? Hayatımda birşeyler oluyor ve çorap söküğü gibi gidiyor da o yüzden!

Erol sayesinde; İstanbul da Gökkuşağı Projesi (link/tanım)katılımcıları ile çok güzel toplantılar ve sohbetlere katıldım, Permakültür, Sürdürülebilir Yaşam Kollektifi, Tıbbi Bitkiler Bahçesi ve FSD (Fikir Sahibi Damaklar), Yeşiller, Greenpeace ve daha birçok kurum kuruluş ve insanla tanıştım. İşimden anlaşarak boşandımJ Permakültür’e giriş, 3. Sürdürülebilir Yaşam Çalıştayı derken kendimi yolda buldum. Yanımda Erol oturuyorduJ Biz bir otobüsteydik ve kalbimin en son mutlu attığı yere Faralya ‘ya PATiKA ‘DA YOLCULUK çiftliğine gidiyorduk.

Aslında tüm patika yolcularının PATİKA’yı mutlaka bir gün ziyaret etmeleri çok önemli çünkü ben ne kadar anlatmaya çalışacak olsam da  en başından söylemem gerek; burası Yaşanmalı! Yaşamalısınız!

Öğlen mutfağın önündeki masaya oturup yeşilliklerin arasından lacivert  denizin huzurunda ev yapımı yoğurdunuzu yerken  yazı yazmalı ve hayallere dalmalısınız… Bir uçtan bugün ne işler yapsam diye düşünmekten kendinizi alıkoyamamalısınızJ Bahçede dolanırken sağ kolunuzu “melissa“ yaprakları okşamalı ve sol yanağınıza “meşe”nin gölgesi konmalı.  Akşamüzeri denize giderken kalbinize “yasemin” esmeli. Ekmeği koklayarak yemeğe hazır olana kadar saat saat heyecanla beklemelisiniz. Takip eden yazılarımda sizlerle hergün bir konu paylaşıp elimden geldiğince buradaki duygularımı ve izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım. Umarım yolunuz birgün bu gizli gönül bahçesinden; PATİKA’dan geçer.

Duygu Erturan

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: