Resetlenmek…

by

resetSeneler önce Erol ile başlayan proje birlikteliğim, sonrasında bir dostluğa dönüştü. Her fırsatta bunu yinelemekten kendimi asla kısıtlamadan, ondan öğrendiğim birçok hayat dersi için kendisine müteşekkirim…

Bu dostluğumuz zaman zaman farklı kulvarlarda birbirimize destek vererek hep devam etti. Bir alışveriş, beklentisiz olarak aramızda daima oldu. Ve birgün Patika daveti ile bereketli toprağa ilk adımımı attım. Çocuklarla ilgili bir kampdı ilk gidişim. Sonrasında rutin alışkanlığa dönüştü. Her sene gitmeden edemez oldum. Patikanın yapısız halinden başlayarak, kimi zaman fide diktim, kimi zaman taş duvar ördüm, kimi zaman sulama yapıp, kimi zaman çocuklara yardımcı olmaya çalıştım. Bazen de tembellik için gittim. Son birkaç sene gidişimde, çevremdekiler “nereye?”  diye sorduklarında “resetlenmeye gidiyorum” cevabını veriyorum. Patikada üstüme giydiğim önlük ne olursa olsun, ben kaos şehrime resetlenmiş olarak geliyorum. Özellikle motorsikletimle yapmışsam yolculuğumu, bu benim için bir hac ziyareti oluyor.

Sevgili dostlarım, Türkiye’nin hemen hemen her yerini gezdim gördüm. Her yörenin yerlisinin bir melek olduğuna tanıklık ettim. Çok bedava ayran içtim, kavun yedim, çay içtim, lokum yedim… Şaşırdım. Istanbul’da  bunlara hatırı sayılır paralar ödendiğini sizlerde biliyorsunuz. Bizim insanimiz güzek insan. Anadolu insanı, Anadolu toprağı kadar saf ve temiz. Karşılıksız vermek ortak özellik olmuş. “Bu köy nereye çıkar?” sorusunu yüzlerce yüze bakarak sordum. Hep sıcak bir gülümseme, bir ikram, bir sevgi yumağı aldım.

Ve ben hep, bu gülmsemeyi Erolda gördüm. Sevgili Erol sayesinde zaten hevesli olduğum Toprak işleri ile biraz daha haşır neşir oldum.

Patika…. Patika…. Yüzümde gülümsemeye neden olan o Toprak Ana… Bilmeyenlere bahsedeyim birazcık. Patika merdiven gibi set set yukarı çıkan bir yapıya sahip. Mutluluğa çıkan bir basamaklar dizisi. İlk sizi Koza karşılar.. Sevimli dost köpek Koza. Birde oyun arkadaşı Pati vardır ki; siz onu görmezsiniz ama o sizi mutlaka görür. Olması gerektiği gibi bir kedi. İlk karşılamadan sonra iki yol ayrımı gelir, soldan zemin katı devam ederseniz, Narenciye düzlüğüne gelirsiniz. Sağdan devam ederseniz, Taşyapıların olduğu ikinci set olan Yoncaların ve asmaların mükemmel uyumuna tanık olursunuz. Bir üst set diğerlerine nazaran biraz dar olsada avakado, asma gibi ağaçlarla taş yapının çatı hizasına kadar yükselir. En üst set ise genişliği, çeşitliliği, mutfağı, Kışlık deposu, anfisi, kamışları, domatesleri, asmaları, Gülümseri ile sizi selamlar…

Ama kabataslak anlattımki, bir gün gidip göresiniz diye. Hislerime gelince, uyumayı pek seven ben, orada da en uykucu olsam da; aslında Istanbuldaki alışkanlıklarıma nazaran yinede oldukça erkenciyim. 09:00 benim için ideal bir saat. Dışarı çıkıp sabah serinliğinin öğlen sıcağı ile nöbet değişimindeki o minik boşlukta derin bir nefes alırım. Ruhum bulutlara çıkarken ayaklarım üst kata çıkar. Biraz eli uzunluk yaparak Toprak Anaya teşekkür etmeyi ihmal etmeden, olmuş yiyeceklerden aşırırım. Salatalık, erik, kayısı, hatta maydanoz bile. Bir kötü alışkanlıkır bende siyah çay. Ama o seranomide bir bardak çay ile birşeyler atıştırmaktan geçiyor zıpkın gibi olmam. Bir güne herşeyi sıkıştırmak istiyorum sabah saatlerinde. Enerjim tavan yapmışken ne yaparsam kârdır diyorum ve girşiyorum işlere. Bir kaplumbağayı, tekrar geliceğini bile bile arazi dışına taşırken, yoldaki Adaçaylarını, kekikleri görüp, toplama önceliği konusunda kararlar alıyorum. Dönerken bir tutam kurumuş otu bir asmanın dibine koyuyorum. Yani yürürken bile çalışıyorum. Ve işin aslı ben buna çalışma demiyorum. Duvar örerken köylü Ali bey ile sohbet etmek, Gülümser ile cam bardakta çay içimek, denize giderken sessiz sessiz ağaçlara selam durmak, bir kucak dolusu otu taşırken onları koklamak, odunları dizerken simetrisinin bozulmasına engel olamamak, bebek denizin sırıtışına karşılık vermek, kucak açmak…. kısacası evrene kucak açmanın minik bir maketi Patika. Eğerki doğaya karşı sevginiz varsa, seveceğiniz, olgunlaşacağınız bir mekan Patika. Ancak sakın ha; Pa(r)tika havasında gitmeyelim a dostlar. Gerçekten ciddi işler var. Unutulan bir MFS veya hatırlanmayan bir musluk çok büyük emeklerin zayi olması demektir.

Biz Patikaya sahiplik yapmıyoruz. Sadece o toprak parçasına hak ettği değeri, borcumuzu, ve ihtiyaci olanı veriyoruz. O ise bıkmadan usanmadan bize fazlasını veriyor. Biz Patikada, temizliyoruz, dinlendiriyoruz, uygun bitki seçip, uygun sulama tercih ediyoruz, koruyoruz, bakıyoruz, topluyoruz, ayıklıyoruz. Biz Patikada Barış’ı yaşıyoruz.

Oktay Şancı
oktaysanci@yahoo.com

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: