İstanbul Sürdürülebilir Yaşam Festivali 2012!

by

Senlik erol photo 3Sürdürülebilir Yaşam düşüncesini yayabilmek için neler yapılabilir diye yola çıktığımızda dünyada yapılanları şöyle bir taradığımızda sergiler, film gösterimleri, tiyatro gösterimleri, festival organize etmek, geziler düzenleme, konuşmacılar davet etme, kitap günleri, söyleşiler organize etmek gibi etkinlikler gözüküyor.

Üniversitelerin ve gençliğin bu yeni kavramların benimsenmesinde ve yayılmasında öncü olmalarının çok kilit bir unsur olduğunu düşünüyorum. ÖDTÜ den böyle güzel bir haber geldi. İnci Gökmen’nin başını çektiği bir grup “sürdürülebilir üniversite” üzerinde çalışmalarını başlatmışlar. Tüm Türkiye’de bu çalışmaların yayılmasını ümit, ediyorlar. Türkiye’de sürdürülebilir kampüslerin oluşması hayalleri içersinde ilk meyvelerin oluşuyor olması insana cesaret veriyor. Daha hayata geçirilebilecek onca Sürdürülebilir Yaşam Projesi olduğu düşünülürse hem cesaret, hem bilgi, hem kararlılık, hem özen… çok şey gerekiyor.

Dünyanın daha yaşanabilir bir hale gelebilmesi için bir dönüşümden söz ediliyor. Dünyada bir takım insanlar “transition towns” oluşturmak için “transition movement” ve “transition network” un parçası olabilmek, sürdürülebilir yaşam projeleri yapmak ve böylece dönüşüm kültürünü oluşturmak için bir araya geliyorlar.

 Biz de film gösterimlerinden, permakültür uygulamalarına, festivallerden okullarda düzenlenecek şenliklere kadar pek çok alanda bu dönüşüm için dünyada yapılan örnekleri taşımaya çalışacağız. Hiçbir dönüşüme gerek duymayan Anadolu’nun değerlerinin ise korunması kendilerini var edecekleri alanların oluşması için canla başla çalışmak gerektiğini düşünüyoruz. Medyadan, özel sektörden, kamudan, sivil toplum kuruluşlarından, bireylerden aldığımız destekle bu etkinliklerin her birinin bir ritmin parçası olmasına çalışacağız.

 Sizi tüm bu etkinliklerin duraklarından biri olan “İstanbul Sürdürülebilir Yasam Festivali 2011″ e bekleriz o zaman:)) iki yıl var 2011 e ama olsun. O zamana kadar bir çok minik etkinlikle sizinle beraber olmayı planlıyoruz.

 Dünyanın en azından bazı yerlerinde bazı grupların etekleri tutuşmuş durumda. Bizler ne yapabiliriz diye çırpınıp dururlarken bizim de rüyalarımızda kolektif bilinçten şu imgeler sürekli dönüp duruyor:

 Farkındalık – gönülden iletişim – yaratıcılık – kampanya – gıda güvenliği – iklim değişikliği – dönüşüm – kutlama – festivaller – dirençli olma – permakültür- aklımda kalan anahtar sözcükler…

Gıdayı kontrol eden tüm dünyayı kontrol eder diyerek… Gıdayı güç olarak düşünenler harekete geçmiş durumdalar. Hala tohumlarımız kaldıysa (bu konuda GDO platformunun çalışmalarına bakılabilir) sahip çıkarak Monsanto gibi canavarları, içerdeki işbirlikçileriyle birlikte, durdurmamız gerekiyor.

 Hem bugün için hem yarın için hem de gelecek kuşaklar için yapılması gerekenler çok gibi gözükebilir ama hiçbir şey yapmamaktansa en etkin olabileceğimiz noktaları seçip harekete geçmemiz gerekiyor. Umarım bunu festivallere şenlikler katarak, projelerde hep sevgiyi, neşeyi, kutlamayı ön planda tutarak yapabiliriz.

Proje yönetiminde John Croft’un yazdıkları aracılığıyla bir şeyler öğrenmeye çalışırken dünyanın daha iyi bir hale gelmesi için yapılması gereken 6 şeyden söz ettiğini fark ettim:

 1)Daha sade bir yaşam sürdürülmesi

 2)Sağlıklı sosyal yapılar oluşturulması

 3)Yaratıcılığın coştuğu ortamların korunması

4)Gönülden iletişime (şiddetsiz iletişime) özen gösterilmesi

 5)Bilginin özellikle geleneksel ve köklü bilgilerin korunması için çaba harcanması

 6)İnsanlar arasında ekoloji temelli bir tinsel bağın oluşması

Tüm bu çalışmalarda, “biz” yapıyoruz demekten daha çok Anadolu’nun bilgeliğine ve doğunun öğretilerine de kulak vermemiz gerekiyor diye düşünüyorum.  

Önünüz açık rüzgarınız bol olsun

Erol B. Scott, erolbenjamin@yahoo.com

Not: Erol B. Scott hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

gandi[1]


%d blogcu bunu beğendi: