“İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi sertleşir”

by

kızılderili“Kızılderilinin sahip olduğu topraklarda hiçbir şey beyaz adamı memnun etmedi ve hiçbir şey onun değiştirici elinden kurtulamadı. Nerede kesilip indirilmemiş orman varsa, nerede hayvanlar kuytu köşelerinde dinlenebiliyorsa, nerede yeryüzü dört ayaklılardan mahrum değilse, soluk benizliler oraya ‘ehlileştirilmemiş yabani arazi’ dedi

Halbuki bize göre yabani, vahşi yer yoktur. Tabiat tehlikeli değil, misafirperverdir; korkutucu değil, arkadaşçadır. Bizim felsefemiz korkudan ve önyargıdan uzak, sağlıklı bir düşünce sistemidir. Bu noktada beyaz adam ve Kızılderili inançları arasında önemli bir fark buluyorum.

Kızılderili inancı, etrafını çevreleyen herşeyle insanın ahengini gözetir; beyazlar ise çevreye tahakkümü esas almıştır.

Kızılderililer aradıkları her şeyi, paylaşma ve sevgide buldu; ama beyazlar aradıklarını korkarak savaşmakta buldu.

Biri için dünya güzellik doluydu. Diğeri için öteki dünyaya gidene kadar, tahammül edilmesi gereken günah ve çirkinlik dolu bir yerdi; o daima Yaratıcı’ya yarattığı dünyayı değiştirmesi için dua eder, kötüleri cezalandırmasını, dünyaya ışık göndermesini diler. Bu adam bizi anlayamayacaktır.

Bizim yaşlılarımız bilir ki insan tabiattan uzaklaştıkça kalbi sertleşir. Yaşayan varlıklara saygı duymazsanız onlar da kısa bir süre sonra insanoğlunu hesaba katmaz olacaklardır. Bu sebeple biz çocuklarımızı tabiatın yumuşak eline yatkın yetiştiririz.”

Ayakta Duran Ayı,  Siyu Kabilesi

Hayallerimin izini sürerken hayallerimin çok iyi bildiği, gerçeğimin bihaber olduğu bu muhteşem arazide buldum kendimi. ‘Beyin hayal edilenle gerçeği ayırt edemez’ cümlesini hatırladım adımlarımda yankılanan bir sessizlikte. Muhteşem bir enerji çitiyle çevrelenmiş bir yer Patika-Faralya, her adımınızda tosladığınız. Sevmediğim ve yapmadığım- ya da öyle sandığım- herşeyi yaptıran ve sevdiğimi anlatan yer. Geldiğimden beri oturduğum tek noktadan saatlerce görüş alanımdaki bütün renk, şekil, hareket ve sesleri tarıyorum. Ve biliyorum ki sadece bakarak tüm bu devinimli dinginliği bitiremeyeceğim ki bu kadar küçük-benim için büyük-araziyi seyrederek bitirmem mümkün değil. Bu tamamıyla insanda dokunma isteği, bütünün parçası olma isteği uyandıran bir duygu.

İnsanlar her zaman güzelliğin peşinde olma eğilimindeyken doğayı da kendi görsel çerçeveleri içinde güzel bulduklarında kutsarlar. Burada yine Kızılderililerin bir sözünü aktarmak lazım: ‘Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır’. Aynı bu sözdeki gibi herşeyin özünde aynı enerji olduğunu, ilk anımızdan beri bizimle olan-ama hiç görmediğimiz yada görmemeyi seçtiğimiz- evrensel enerjinin huzurlu şarkısını dinlediğim bu yerde birgün çok daha uzun süre yaşama dileğiyle…

BAHAR DELİORMANLI


%d blogcu bunu beğendi: