Son Üzümler

by

Hepimiz patikalarımızda yol alırken benim de yolum Eskişehir e düştü (28 Ekim). Sizlerin de yolculuklarınızı öyle merak ediyorum ki… herkese tek tek soramaycağım için buradan sizlere sormak istedim…Dsc00748C

Bu yaz Faralya’da olmak benim için çok farklıydı. Hepimizin hayatında olduğu gibi benim de dönemeçlerimden birini oluşturuyordu bu yaz.  Yazılarımın oluşmasına ve yayınlanmasına destek veren yoldaş Çiğdem’le bir sürü güzel günler geçirdik sizlerle… Deniz Yücel’in bir bebek olarak Faralya’da oluşu onun için ne kadar büyük bir şans olduğunu düşünürsek keşke bir çok bebeği böyle olanaklar tanınabilse diye düşünmeden yapamadım. Hatta Deniz Yücel i yüzme öğrenirken görmeyi hayal ederek oluşturduğumuz havuzda pek çok bebeğin de var olmasını çok isterim.

Deniz Yücel’e Eskişehir’de güzel bir oda yaptık. Kışı patika nın en geç yolcusu Eskişehir’de Çiğdem’le geçirecek. Ben de İstanbul’da olacağım. Bir yanda yaratıcı dramada diğer yanda permakültür tasarımları gibi konularda ilerliyor olacağım.

Faralya’dan ayrılma hazırlıkları içersinde iken gözüm o bizim meşhur Nevazer üzümlerine takıldı. Hani şarapları olup tadına doyamadığımız. O üzümlerden Eda arkadaşımız sayesinde tatlısını yapmasını öğrenmiştik. Şimdi onu biraz daha geliştirdik.  Eskişehir’e doğru yola çıkarken son kalan üzümleri de toplayıp bir tatlı denemesine giriştim. Sözde ben yapıyor muşum gibi gözükse de ne kadar çok insanın emeği olduğun düşünüyorum her bir yaptığımız işin ve bu adı geçmeyen kahramanları unutup nasılda ben yaptım diye dolanıyoruz ortalıkta diye düşündüm. Taa Kandilli’deki eski evimizin bahçesinde olan annemin gözünün içine baktığı o şaraplık üzümlerden patikaya gelişi ve Yenidoğan mutfağında muhteşem bir tatlıya dönüşmesinin bir hikayesi var.

Şimdi şu tatlının nasıl yapıldığına geçmeden toprak anaya şükranlarımızı sunar ve bir organik patika şarabından kadehimi dolduruyorum. Yaklaşık bir büyük tencereyi dolduracak kadar Patika’da yetişmiş bol güneş almış organik yetiştirilmiş Nevazer cinsi üzümlerden konur🙂 Bunlar bir ince delikli torbaya konarak ya da elle suyu sıkılır (ancak elleriniz hassas ise üzüm suyu cildinizi kaşındırabilir dikkat edin). Suyunu aldıktan sonra geri kalan posayı az bir suyla kaynatarak bir daha sıkılır. Elde edilen her bir litre suya bir buçuk çay bardağı nişasta eklediğimizde pelte kıvamında bir tatlı sahibi olmuş oluyoruz. Nişastaların top top hale gelmemesi için nişastayı başka bir kapta az bir üzüm suyuyla erimesini sağlayın. Tencerenizi kısık ateşte koyulaşıncaya kadar sürekli karıştırınız. Bu arada uzun süren tüm buDSC_0393 işlemler arasında şarabınızı yudumlamayı ve bu benim yaptığım gibi bunu bir kutlamaya dönüştürebilir siniz:-). Şu yudumladığınız ekolojik sertifikalı patika üzümlerinden yapılmış şaraptan:-) bir su bardağı dolusu kadarını da ocaktan indirdiğiniz tencereye (her 1 litrelik üzüm suyuna yarım su bardağı olacak şekilde) şarap koyarsanız patika peltesinin sırrını yakalamış olursunuz:-).

Son üzümler böylece değerlendirilmiş, Eskişehir durağında bir sofrayı zenginleştirmiş bu yolculukta emeği geçenleri kadeh kaldırarak anmış olduk.

Erol B. Scott, erolbenjamin@yahoo.com

www.erolbenjamin.blogspot.com


%d blogcu bunu beğendi: