Üzümlerden tanrılara…

by

Dionysos’u kısaca anlatalım: Doğa tanrısı olan Dionysos, coşkunun, mutluluğun ve yaşama sevincinin tanrısıdır.IMG_2196 Üzümle simgelenen şarabın ve şarabın yarattığı sarhoşluğun, taşkınlığın ve sınır tanımazlığın da tanrısıdır.

Üzerinde durmamız gereken bir diğer konu da tiyatro oyunları. Tiyatro oyunlarının aslında Dionysos adına yapılan şenliklerden doğduğunu eminim pek çoğumuz bilmiyordur. Bu şenliklerde tekeler kurban edilirmiş. Batı kökenli bir sözcük olan ve bizim de benimsediğimiz “trajedi” sözcüğü, Yunanca’daki “tragodia” sözcüğünden kaynaklanıyor ve “teke şarkısı” anlamına geliyor.

Tanrılardan üzümlere…
Bugünlerde üzüm suyu küründeyiz… Üzüm suyundaki şeker, karışık kimyasal olaylar sonucunda şekere dönüşüyor ve biz de hergün tadarak bu dönüşümü izliyoruz. Şarap nasıl yapılır diye sorduklarında ‘çok kolay’ diyorum. Üzümü sıkıyorsun, üstünü kapatıyorsun, kışı geçiriyorsun oldu sana şarap! Hadi canım sende diyorlar… İnandıramıyorum… İsterseniz şarap tanrısı Dionysos a soralım. Ondan gelecek yanıtı beklerken ben de bizim hikayemizden söz edeyim…

Yıllar öncesinde bir hayalim vardı. Bir tarafta seramik atölyesi gibi atölyeler olacak, diğer tarafta koca bir mutfak,  ama içinde şaraptan, baharatlara kadar her türlü yeme içme kültürünü barındıracak.  Doğanın bize sunduklarıyla bütünleşirken, zihnimiz yaratıcılığın doruklarında hem elleriyle hem de usuyla galeyana gelecek.

Şarap tanrısı okuduklarıma bakılırsa yalnızca şarap tanrısı değil aynı zamanda doğa tanrısı olup coşkunun, mutluluğun ve yaşama sevincinin tanrısıymış. Üzümle simgelenen şarabın ve şarabın yarattığı sarhoşluğun, taşkınlığın ve sınır tanımazlığın da tanrısıymış.

Elimizdeki tüm üzümler denemek için alınmış üzümlerdi 20 yakın üzüm çeşidi var patikada. Kalecik karası gibi bizim yöreye uymayan üzümleri iyi sonuç veren nevazer ve merlotla aşılayacağız. Bu yıl ilk defa Hamburg Misket ten de şarap deneyeceğiz.

Hiç üzüm sevmeyen bir arkadaşımız geldi Eskişehir’den. Üzümleri bahçeyi gezdirirken tattırdım. Her bir taneyi büyük bir zevkle çiğnemesini ve yutmasını izledim… Sonunda üzüm sevmeyen sen miydin diye sordum… ‘Ama sizin üzümleriniz farklı’ demez mi!  Bizim üzümler Likya topraklarının üzümleri… Bizim üzümlerde patika yolcularının her birinin çok emeği var. Bazı üzümler o kadar lezzetli ki kokusuyla aromasıyla şarap yapmaya kıyamıyoruz, ne de olsa o üzüm tadı şarap olunca değişiyor… Yine de o meyvemsi tadı patika şarap serisinin doğmasına neden olacak galiba…  Seri meri bilmem ama daha biz çok başındayız şarap kültürünü yakalamak için… Şarap forumlarına baktıkça o jargon içinde kayboluyorum… ne de olsa bizim şarap kültürü ilk asmaları dikince başlamıştı…

Asmalarımız çok genç daha… Onlar büyüdükçe gözümde bağ bozumu şenliklerimizi canlandırıyorum… Şimdi beş kişiyle yapabildiklerimizi o zaman on beş kişiyle yapmamız gerekecek… Zaten tiyatro da şarap tanrısına yapılan şenliklerle doğmamış mı? Biz de üzüm suyunu içtikçe geleceğin o nefis şaraplarını hayal ederiz… Dionysos indiririz gökten yere, bir yıl önceden ayrılmış şarapların eşliğinde… Madem coşkunun da tanrısı, hep beraber dans edelim tek tek toplanan, ayıklanan üzümlerin tepesinde, bütün yıla dağıtalım mutluluğu, yaşama sevincini… Karanlıkları şimdiden üzümün ışığıyla aydınlatalım.sarap sisesi

İşte size de bir şişe şarap, işte size de bir şarap keyfi, İşte size de dansımızın coşkusu… Yeter ki doğa tanrısı Dionysos u hiç unutmayalım… Hep şükrederek onu besleyelim… Yaşamı çoğaltalım…

Erol B. Scott, erolbenjamin@yahoo.com

Not: Erol B. Scott hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.


%d blogcu bunu beğendi: