GDO’ya inat köylü tohumları ekiyoruz

by

“Politikaları değiştiremiyorsan, kendini değiştir.” Yunan Peliti Tohum Paylaşım Ağı lideri Panayotis Sainatoudis’in Türkiye’nin yeni gelişen Tohum Ağı’na verdiği mesajı buydu: “GDO, hibrit tohum, endüstriyel tarım kimyasalları ile mücadele edemediğin noktada, yaşam tarzını değiştir ve yerel tohumları bulmayı, ekmeyi, büyütmeyi, saklamayı, paylaşmayı öğren. Hem sen mutlu bir yaşam sür, hem doğa kazansın”.

Türkiye’de yarınlara yerel ve köylü tohumlarını taşıma misyonu üstlenen Muğla’dan Kars’a çeşitli illerden 20 tohum dostu 14-15 Kasım’da Yalova’da buluştu.  Aralarında, Meyve Mirası Grubu, İmece Evi, Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği, Emanetçiler Derneği, Buğday Derneği, Başka bir Gıda Mümkün Girişimi’nin olduğu 10 sivil toplum örgütü temsilcisi, bir adil organik gıda ticaret şirketi, bir yayınevi, avukatlar, küçük çiftçiler ve gönüllülerinin buluşmasına, Yunanistan Peliti Tohum Paylaşım Ağı ve Fransız Küçük Çiftçi  Sendikaları Konfederasyonu’ndan katılımcılar katkı verdi.  Buluşmanın gündeminde genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) karşı eylemler, tarımsal kimyasallarla mücadele, hukuk savaşları yoktu… “Kirlenen gıda sektörüne inat, doğa-dostu yerinde üretken yaşamlar için yerel tohumları kendin koru-kendini koru” fikri ağır bastı: “karanlıktan korkmak yerine, bir ışık yak” toplantının akıllarda kalan cümlesi oldu.

Bu vizyon içinde Türkiye’nin Tohum Ağı; Balıkesir, Çanakkale, Aydın, Samsun, Kars, Çorlu, Kastamonu, Muğla, İzmir’de “tohum ambarları” girişimini başlatıyor. Tohum ambarları, ilk çağrıştırdığı gibi tohumların depolanacağı yapıları değil,  tohum ve tohumun bilgisini derleyen ve paylaşan insanları tanımlıyor. Bunlar öncelikle bölgelerindeki yerel ve nesilden nesile aktarılmış atadan kalma köylü tohumlarının varlığını araştıracak; bunların yerinde üretiminin takipçisi olacak, bir kısmını kendi arazisinde ekip, paylaşım için çoğaltacak ve az miktarda numuneyi tohumluk olarak saklayacak.  Ayrıca bulunan yerel ve köylü çeşitleri basit bir sistemle fişlenecek ve bir web sayfası altında elektronik olarak defterlenecek. Bu tohumların paylaşımı için ayrıca ilki eylül 2010’da Balıkesir’de olmak üzere her yıl tohum takas festivalleri düzenlenecek.

Köylü çeşitleri ve gıda güvenliği

Türkiye’nin biyoçeşitliliğinde, tarımında ve kültüründe önemli yeri olan, laboratuvarlara girmemiş, hatta kimi yerde bir köyün sınırlarından çıkmadan yüzyıllardır ata topraklarına ekilmiş tohumların devamlılığı gıda güvenliğimizin de garantisi. Tarımda tek tipleşme; toprağa uyumsuz, hastalık, kuraklık ve böceklere karşı hassas tohumların yaygınlaşması gıda güvenliğimizi tehdit ediyor. Tarımsal ürünlerde sadece üretim-hasat kolaylığı, verim ve pazarlama avantajlarına göre yapılan ıslah çalışmaları, besin değerlerinde önemli düşüşler meydana getirdi. Oysa, yüzyıllar içinde geçirdiği evrimle toprağına bağlı, dayanıklı yerel çeşitler küresel iklim değişiminde oluşabilecek ani değişimlere de en kolay uyum sağlayabilecek çeşitler olabilir.

Fransız tohum mücadelesi

Toplantıda, barışçıl hava estiren Yunanlı davetlilerin yanında, fransız küçük çiftçi sendikaları konfederasyonundan gelen katılımcılar, Fransa’nın eylemci yüzünü tanıttılar. Fransa’da yerel ve köylü tohumların korunması için değişik ayaklardan çalışmalar sürüyor. Bunların en eylemcilerinden Kokopelli Tohum Vakfı’nın halen 6 binin üzerinde vakadan mahkumiyeti var. Suçları yerel tohum satışı. Türkiye’nin de mevzuatını uyumlaştırdığı AB kurallarına göre yerel ve köylü çeşitlerinin halen ürün satışı serbest ancak, bunların tohumluk satışı yasak. Kokopelli ise tükenmeye yüz tutmuş yerel tohum mirasını çoğaltmaya, takasa ve satışa devam etmenin bir temel hak olduğunu savunuyor ve yüklü tazminatlara inat satışa devam ediyor. Fransa’nın bir diğer girişimi Köylü Tohumları Ağı ise yerli tohum çeşitliliğinin gayriresmi olarak kayıt altına alınması ve takası için çalışıyor.

Türkiye’de girişimler

2007’de Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği sekreteryası ile başlayan buluşmaların, Emanetçiler Derneği ev

Zeynep Bilgi Buluş

 sahipliğinde devam eden bu dördüncüsü ile kısaca tohum ağı olarak bilinen, “Türkiye’nın Tarımsal Biyoçeşitliliğinin Korunması için Tohum Ağı”, ilgili tüm tarafları bir araya getirmeyi hedefliyor. Gıda ve beslenme kültürü erozyonuna rağmen, tarımsal çeşitliliği koruma çabasında çeşitli sivil örgütler ağ içinde bölgelerinde etkili çalışmalar yürütüyor: Meyve Mirası Grubu, Muğla’nın 10 ilçesinde 28 meyve türünde 400’ün üzerinde yerel meyve adı saptadı, bunlardan 200’ünü örnekledi, halen bunların kaç çeşit ve tipe ayrıldığının araştırmasına devam ediyor. Ayrıca bölgede yeni kurulan meyve bahçelerinde yerel çeşitlerin tercih edilmesi için çalışıyor ve Datça’da bir kooperatif ile yerel bademlerin işlenerek değerlenmesine yardımcı oluyor. Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği, Kars’ta 6 köyde, yüzlerce çiftçi ile başta kavılca olmak üzere yerel buğdayların ve yerel ketenin organik üretiminin yaygınlaşmasına çalışıyor. Kirazlı Köyü Ekolojik Yaşam Derneği (Aydın) yerli osmancık üzümleri, karakirazları ve yerli sebze çeşitlerinin devamlılığı için pazar imkanlarını geliştiriyor. İmece Evi (İzmir), Meyvelitepe (Karamürsel), Parslar (Çorlu), Emanetçiler (Balıkesir) gibi girişimler halen yerel tohumların derlenmesi ve çoğaltımına katkı veriyor. UNDP GEF Küçük Destek Programı (SGP), 2006’dan bu yana, Türkiye’deki yerli ve köylü çeşitlerin korunmasında sivil toplum çalışmalarına ve tohum ağının gelişimine destek sağlıyor.

Zeynep Bilgi Buluş


%d blogcu bunu beğendi: