EDE’lerin Hikâyesi – 1

by

Yıl 2006, Ekim ayı, 9 ay önce apar topar bir aylığına diye ayrıldığım Findhorn’dan kalan eşyalarımı toplamaya

SürdürülebiirYaşam Çalıştayı'ndan

gidiyorum (Findhorn İskoçya’nın kuzeyinde yeralan ekolojik köy). Bir nevi tamamlama. Niyetim, iki seneye yakın yaşadığım bu yere, topluluğa, dostlara teşekkür ve veda etmek.

Eko-köy Eğitimi için 2004 yılında Findhorn’a ilk gidişimde ve orada olduğum süre boyunca bana çok destek olan May East ile de vedalaşma amacıyla öğle yemeğinde buluştuk. Havadan sudan konuştuktan sonra, söz döndü dolaştı, benim orada yaşadığım dönemde hazırlıkları yapılan, Ecovillage Design Education’na (EDE, Ekoköy Tasarım Eğitimi) geldi. Biz orada öğle yemeği yerken, üst katta bu eğitimin ilk pilot denemesi yapılıyordu. May, biraz sitemkâr, “senin de yukarıdaki odada olmanı beklerdim” dedi. May’in benden böyle bir beklentisi olduğunu daha önce farketmemiş olmanın şaşkınlığıyla ve biraz da durumu kurtarmak için “Canım ne var, bende Türkiye’de düzenlenen EDE eğitimine katılırım” deyiverdim. Sözlerime şaşırdım fazla cüretkar geldi ama ağızdan çıkmıştı bir kere! May’in gözleri parladı ve hemen çantasından ajandasını çıkararak “Ne zaman yapıyoruz?” diye atladı. Biraz olur mu acaba diye düşünceli biraz da yine durumu kurtarma amaçlı “2007 Haziran ya da Ağustos nasıl?” dedim. May “olur ayarlarız” diyerek hemen ajandasına not etti.

Görüşmemizin sonunda, hem şaşkın hem de heycanlanmış olarak ayrıldım ve bu heyecanla da Türkiye’ye döndüm! Bu konuyu ilk olarak Güneşköy Kooperatifi’nin kurucularından ve bu eğitimden haberdar olan İnci ve Ali Gökmen ile paylaştım. Onların da gözleri parladı ve EDE’yi Türkiye’de düzenlemenin yollarını aramaya başladık. Önce bağımsız bir eğitim olarak düşündük ama bir türlü yerine oturmayan bir şeyler vardı, bir yandan da yoğun bir çabayla fon arıyorduk. May ile sayısız kez e-postalaştık ve konuştuk, bunlardan birinde May, “Biz bu eğitimi üniversitelerle ortaklaşa da yapıyoruz, Türkiye’de bu eğitimi düzenleyebileceğimiz bir üniversite var mı?” diye sordu. Üniversite mi!? ) Olmaz mı! Olur tabii hem de, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biri olabilir, hem de benim mezun olduğum üniversite, hem de bugüne kadar üç eko-köy girişimine ilham veren bir üniversite, hem de ODTÜ!

Sürdürülebilir Yaşam Çalıştayı'nda Güneş Köy ziyareti

ODTÜ ile görüşmelere başladık. İnci ve Ali Gökmen’in ODTÜ’de öğretim üyesi olmaları kilit oldu. Hem ODTÜ hem de May ile uzun süren görüşmelerden sonra, Türkiye’de düzenlenecek ilk EDE eğitiminin duyurusu, 2007’nin Ağustos ayında çıktı. O zaman üniversiteyi kaygılandıran şeylerden biri yeterince katılımcı olmama tehlikesi idi. Hem eğitimin süresi –bir hafta- hem de beklediğimiz katılımcı sayısı -40- çok gelmişti. Ama başvuruları almaya başlayınca hepimiz şaşırdık; kapasitesi 40 olan eğitime 120’nin üzerinde kişi başvurdu!

Hem şaşkın, hem mutlu hem de başvuran herkesi kabul edemeyeceğimiz için üzgündük. May ile yapılan o kısa görüşmeden tam bir yıl sonra, 2007 Ekim ayında Türkiye’de ilk EDE eğitimi, Hollandalı Fred Vakfı’nın desteğiyle, ile ücretsiz olarak, 40 kişinin katılımıyla gerçekleşti. İlk eğitimin ortakları; ODTÜ Toplum ve Bilim Merkezi, Güneşköy Kooperatifi ve Gaia Eğitimdi.

Odada öyle bir enerji vardı ki, anlatması zor! İlk eğitime katılan bu grup sonrasında çok güzel projelre imza attı.

Daha ilk eğitim gerçekleşirken ikincisinin tarihlerine karar verildi. Üniversite hem eğitimlerden hem de başvuru yoğunluğundan çok memnundu! Hem ilk eğitimde edinilen deneyimleri değerlendirmek hem de ikincisini daha ‘yerel’ hale getirebilmek için beyin fırtınası yapmaya başladık. İlk eğitimin başlıkları arasında ‘Dünya Barışı’ diye kısa bir bölüm vardı. Biraz bu başlığın da verdiği ilhamla, ikinci eğitimde iki şeyin gerçekleşmesini çok istiyordum: İlki Yürekten İletişimi bu eğitimin bir parçası yapmak, diğeri de ‘Barış ve hoşgörü’ deyince bu topraklarda yaşayan herkesin ilk aklına gelen isim olan Mevlana’yı bir şekilde bu müfredata taşımak. İlki için, sağolsun, Hale Meriç Karabekir bizi kırmadı ve kısa bir ‘Yürekten İletişim’ semineri verdi. İkincisi içinse sevgili Bilgi Buluş aracılığı ile ulaştığım Uluslararası Mevlana Vakfı’nın kurucularından olan Mevlana’nın küçük küçük küçük…. torunu Esin Çelebi misafirimiz oldu ve bize bir sunum yaptı. Mevlana bilgeliğinin bir şekilde bu eğitimin bir parçası yapmayı çok önemsiyordum çünkü maalesef ben Mevlana’nın gerçekten kim olduğunu Findhorn’da öğrenmiştim. Bunun bize Türkiye’de öğretilmemiş olması içimi acıtıyordu.

Sürdürülebilir Yaşam Çalıştay Organizasyonu

Tüm parçalar birleştikten sonra sonunda, ikinci eğitim Heinrich Boell Vakfı’nın desteğiyle, bu kez 55 katılımcıyla 2008 Şubat ayında yine ODTÜ’de gerçekleşti. Bu seferki ortaklarımız ODTÜ Toplum ve Bilim Merkezi, Güneşköy Kooperatifi, Heinrich Boell Vakfı ve Gaia Eğitimdi. Yine başvuruların yarısından çoğunu kabul edemedik!

İkinci eğitime Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nden katılan Prof. Dr. Mehmet Tunçer “Ya ben bu eğitimin Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde de gerçekleşmesini çok isterim” deyince üçüncüsünün nerede olacağı az çok belli oldu. Ama üçüncü eğitimin doğum süreci diğerlerinden biraz daha farklı gelişti! Arkası yarın diyemiyorum zira arkası bir sonraki makaleye….Sevgiyle

Deniz Dinçel
Gaia Eğitim-Türkiye

Sürdürülebilir Yaşam Çalıştayı-II Katılımcıları


%d blogcu bunu beğendi: