Özgürce başımı alıp gittim…

by

Bu sabah yataktan ‘’ozgurluk ve basini alip gitme’’ hisleri ile uyandim. Dun Naz’in yoga dersindeki o meditatif halim hala devam ediyordu, icimdekileride cikararak…

Bahar’i okula gonderdikten sonra kahvaltimi hazirlarken mutfagin acik camindan iceri giren havanin kokusu ile bu hissim sanki dogruladi kendini. Sadece bu degil…Her dinledigimde beni muzigin ritimleri ile alip goturen o muhtesem sesin yorumladigi mantra ile daha da costu icim…Tesekkur ettim icimden Sevgili Naz’a dun aksamki ders icin ve Sevgili Mey’e muziklerini paylastigi icin…

‘’Ozgurluk ‘’ ve ‘’alip basini gitmek’’

Arada hep hissettigim ve  yaptigim birseydi benim… Itiraf etmek gerekirse hatta sevdigim, ozledigim,deneyimledigim…

Hava ne olursa olsun, hangi kosullarda olursam olayim…

Yalniz yasadigim donemde bedenimde kapiliyordu bu hisse ve ben kendimi buluveriyordum bir yerlerde…Baska bir mekanda/mekanlarda…

Bir suredir ayaklarimi gozlemliyorum… Yoga derslerinde soyledigimiz gibi ayagimi dort kosesinden kok salabiliyormuyum ; ‘’bas parmagin kokunden ic topuga, serce parmagin kokunden dis topuga’’ kadar ayak tabanlarim
dort kosesinden yere kok salabiliyormu? Ciplak ayakla dolasir oldum evde.  Camasir sererken, odadan odaya yururken, ayakta dururken surekli bir arastirma icindeyim. Ayak parmaklarimi olabildigince aciyorum. Sandalyede otururken, ikili koltukta
televizyon seyrederken,yorganin altinda bedenimin yatakla temasini algilarken ayak parmaklarimin aralarinin genislemesi keyif veriyor bana… Her ne konumda olursa olsun bedenim dikkatim ayagima gittiginde hemen ic gudusel olarak gerceklesiveriyor bunlar….

Dengem nereye kayiyor, bedenin merkezindemiyim, ya ayagim disinda bedenimin diger kisimlari ne yapiyor, popom oturma kemiklerini cok mu disari cikardi, karnimi one dogrumu sisirdim, omuzlar onemi kaydi, boynum nasil? Hemencecik bedenimdeki merkezi enerji hattima geliveriyorum ve basimin tepesinden gokyuzune dogru uzuyorum. Ayaklarim yere kok salarken, bu uzama hissi ilede ’’ozgurce alip basimi gidiyorum bedenimde’’. Bir dag gibi, guclu, kuvvettli, saglam oldugumu hissediyorum bunlari yasarken…Mevsimler gelip gececek , hisler degisebilecek, ama ben dag gibi durabilecegimi
hissediyorum…

Dun aksam Naz’in dersinde iken ayni seyleri ellerim icinde arastirdim. Asaga bakan kopekte omuz genisliginde acilmis ellerimin parmak aralarinin mata dogru genisleyip yayildigini, ellerimin mat ile temas eden her bir noktasinin topraga kok saldigini hissettim. Bunu fark ettigimde oynamaya basladim. Ellerimi , avuc iclerimi, parmak koklerimi hissederken
dokunuslarimla, bedenimin diger bolumleri ilede ayni anda butunlestim…Kok salmaya devam ederken ‘’ozgurce basimi alip gittim bedenimle’’

Sabah bu hislerle evden ciktigimda araba kullanirken Zeynep’in haftasonu egitim bulusmamizda anlattigi hikaye geldi aklima ‘’Zen budistler ogrencilerinin meditasyon yapip yapmadigini anlamak icin sirtlarina sopa ile vururlarmis. O anda meditasyonda  olan ogrenciler egilip sopadan kurtulurken, baska diyarlarda gezen ogrenciler spodan nasiplerini alirmis’’. Eskiden bedenimi alip gotururdum, ozgurluk ve alip basini gitme halinde herne mekan ise orasi… Simdi ise burda , bu anla ozgurlesip alip basimi bedenimle butunlesebiliyorum… Evet belki hala bir caba var icinde,  ama kacmadan hicbirseyden, olanla kalabilecek ve bunun keyfini surerek bedenimde ve hislerimde ‘’gucum/cesaretim’’ var…

Ogle tatillerinde kendimi ara ara Yildiz Parki’na atiyorum. Kosusturma icinde nefes almak icin muhtesem bir yer… Bahar’da cok seviyor… Cimlerde yuvarlanip, cocuklugumuzdaki gibi saklambac oynamak, cimlere yatip gokyuzunu, tepemizdeki agaclari ve kuslari, sincaplari izlemek ise Cengiz ile benim Bahar’i bile unutup kendimizden gecersesine dalisimiz…Kim cocuk bazen
unutabiliyoruz J Bu oglende bunlari dusunurken ayaklarim beni Yildiz Parki’na dogru goturuyordu…Gozlerim bu sefer
nedense ne gokyuzunde nede goz hizamdaki algilara acikti. Yururken hep yere bakiyormusum. Bunuda ekte fotografini cektigim cicegi fark edince anladim. Kaldirimla duvarin birlestigi yerde, uc tarafi duvar- kaldirim tasi ve asfalt ile cevrili cicek , hic gunes almayan bir noktada tum varligi ile bana dogru bakiyordu… Yururken bir an durdum.. Yildiz Parki’ndaki diger cicekler gibi
ozgurce, kendi cinsleri ile doga icinde degildi ama ‘’herseye ragmen tum canliligi ve varligini yasayarak’’ benim bile dikkatimi cekmisti. Ve ilk aklima gelen dusunce ‘’ Fotograftaki cicek gibi durabilmek. HAYAT ’’

Bir bank buldum kendime, gunesin isinlariyla da hasir nesir olabilecegim. Elimde kalemim ve not defterim. Oturdum bir sure oylece. Etraftakileri gozlemledim. Bir cift bankta sarmas dolas oturmus asklarini yasiyordu, anne ve cocuk acikmis halde yemek yeme ozlemi icinde oyun parkini terk ediyordu. Gunese yatmis kopek gunesten en cok nasibini alandi herhalde. Bu arada ezan sesi ile kuslarin sesi karisti birbirine… Benimde icimden sarki soylemek cikti…Arkasindan da ‘’ne cok seyle ozlestiriyoruz kendimizi’’ diye dusundum… Is yerindeki statumuzle, evli olup olmadigimzla, sevgilimiz olup olmadigiyla, hobilerimizle, kazandigimiz parayla, basariyla, yasadigimiz mekanla, arkadaslarimizla, vs… Daha cok sey yazabilirim… Ve donup baktigimda
goruyorumki hepimiz azina/coguna tutunuyoruz hayatlarimizda… ‘’Niye?’’ diye sordugumda bugun kendime ‘’tutunmamak birakmanin en derin, temiz ve kolay yolu’’ olsa gerek diye cevap geldi …

Ne cok tutundugum sey varmis meyersem benimde. Derin bir nefes aldim ve nefesimi verirken ‘’ hep basit seyleri kaciriyoruz kosusturma telasi  icerisinde…Oysa cok kolay ‘’ sadece bir nefes alis verisi kadar durup bakmak’’ yeterli. Aslinda hersey burda bu anda….Gulumsedim icimden ve sonra Sevgili Zeynep’e egitim boyunca bize bunu ogrettigi ve hatirlattigi icin tesekkur ettim…

Ayrilma vakti geldiginde Yildiz Parki’nin kestirme yay cikisindan cikarken orda oldugunu bildigim ama her ordan gecisimde atladigim parkin duvarlari disinda tek basina duran kapi dikkatimi cekti… Tarihi bir kapi oldugu icin muhtemelen orda hala duruyordu. Bakimsiz, benim gibi bir cok kisi tarafindan defalarca dikaktinden kacmis ama hala varligini surduru
bicimde… Bir cember cizdim kapinin etrafinda. Kimbilir kimler gelip gecti bu kapidan… Ve sonra not aldim defterime ‘’ bir kapi kapansa bile, diger kapi acilir mutlaka’’ diye…

Bildigim birsey varki, ruzgar beni alip goturuyor havada, karada, suda, bazen ateste…Ama ben tum varligimla burdayim. Hemde suanda, tamda burda…

Iyi ki yoga yapiyorum… Yoga yapmama vesile olan o guce, her sebebe, hayatimdaki insanlara, bedenime tesekkur ederim…

Namaste…

Harika Uyanık, 16.03.2011


%d blogcu bunu beğendi: