YAŞAM ALANLARIMIZI ŞEKİLLENDİRMEK…

by

Bunu bir bahçe düzenlemesine benzetmek geldi içimden bugün.erol

İnsan sosyal bir yaratık ve içinde bulunduğu sosyal ortamdan çok etkileniyor. Bununla beraber acaba bu sosyal ortamın kültürü için yeterince çaba harcıyor muyuz?

Sabahtan beri bahçenin bir bölümünü nasıl tasarlamalıyım diye düşünürken aslında her an yaptığımız seçimlerle çevremizdeki pek çok şeyi tasarladığımız aklıma geldi. Hatta bizler birer proje yöneticisiyiz günlük akışımızı mercek altına aldığımızda.

Asıl üstünde durmak istediğim konu aslında bizler sesimizi çıkarmadığımızda da, tepki göstermediğimizde de aslında bir oluşumun parçası oluyoruz. Hele hele bizler enerjiler, değerler, akışlar açısından bakarsak, bir bütünün parçası olduğumuzu kabul edersek, sorumluluk alsak da almasak da çevremizde olan pek çok şeyden sorumluyuz.

Hem bir bahçeden hem de sosyal yaşamdan örnek vermeliyim.Bahçede çeşitlilik olsun istiyorum ve yerel bitkilerin hepsinin var olabileceği bir ortam istiyorum, bu bahçenin küçük bölümünde olsa bile. Ancak bazı urun veren yerel bitkilerin daha ön planda olması çok işime geliyor. Hatta bu bahçenin içinde, mutfağa yakın olduğu için, sebzelerin de olmasını istiyorum. Permakültür tasarımını bilenler şimdi hemen ‘zon’ lar üzerinden kafa yormaya başlamışlardırJ  Neyse, benim derdim  neyi görmek istediğime göre, bahçenin bütününe göre, neyi oturtmak istediğime göre… burada nasıl bir kültür görmek istediğime dair bir tasarım yapacağım.  Eğer bunu bir grup insanla beraber yapacaksak o zaman bu öyle veya böyle ortak bir çaba gerektiriyor. Tüm bu süreç içersinde istenmeyen durumlar için bazen hiç önlem almama gerek kalmadan (hastalıklar, bir bitkinin fazla popülasyonu, köpeğin üstüne yatması, tavukların didiklemesi) baştan iyi bir tasarım ve arkasından iyi bir takipçilikle olumsuzluklar en aza indirgenmiş oluyor. Daha sonra çıkacak sorunlar için baştan hazırlıklı olmak gerekiyor. Hastalık çıktıktan sonra onu kurtarmaya çalışmak tabi ki çok zor oluyor. Simdi bu bir örnek… ve ben sözü bizim yaşam alanlarımıza getirmek istiyorum.

Bizler görüntüde ilişkilerimize ve yaşam alanlarımıza özen gösteriyoruz gibi ama aslında çok ama çok daha fazla çalışmamız gerekiyor.

*Daha çok hayır diyerek altında kalkamayacağımız sorumluluklara girmemeliyiz.

*Dilimizi, özellikle ortada bir sorun olduğunda toplumsal öğrenilmişliklerden kurtararak daha az yargılayıcı, daha çok tespit ve net isteklerden oluşan bir hale getirmeliyiz.

*Tepki göstermeyerek veya yüzeysel tepkiler göstererek çevremizde işlenen suçların sorumluluğunu almadığımızı sanıyoruz.

*Sorun çözme becerilerimizi geliştirmemiz gerekiyor.

*Yaratıcılığımızı daha çok kamçılayarak çözümler için seçenekler üretebilmeliyiz.

Benim için en önemlisi bana ayna olacak, bana kibarlık yapmayacak dostlarımı bu konuda bana yardımcı olmaları için teşvik etmek.

Bu düşünceler eminim daha uzun bir yazıda daha çok örnekle pekiştirilebilir. Ama ana fikir şu ki; kendi düşüncemizi, değerlerimizi, enerjimizi koymadığımız alanlar ne yazık ki istemediğimiz enerjilerin etkisi altına girme potansiyeline sahip ve bunun sorumluluğunu almamız gerekiyor. Sessiz kalsak bile aslında taraf oluyoruz ve belki de daha büyük bir sorunun parçası oluyoruz. Daha da kötüsü eleştirdiğimiz oluşumların oluşmasına aslında bizler yeterince ev ödevimizi yapmadığımız, tepki vermediğimiz, takipçi olmadığımız için neden olabiliyoruz.

Haddimi aşarak zor bir konuya girdim ama benim görüşüm budur. Değişim için önce kendimden başlamam gerekiyor ve yolculuğumu sizinle paylaşmam gerekiyor ki birbirimize yardımcı olabilelim.

Hani ben uyuduğumda beni uyandırasınız diye…

Hani benim dilim yeterince yumuşak değilse diye…

Hani ben içinde bulunduğum yaşam alanları için yeterince emek ve özen göstermiyorsam diye…

Erol B.  Scott – erolbenjamin@yahoo.com

Not: Erol B. Scott hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

Etiketler:


%d blogcu bunu beğendi: