Gönüllü Yönetimi

by

Bizler sivil toplum örgütlerinde yer alan bireyler olarak içinde bulunduğumuz yapıların gönüllü yönetim becerilerini nasıl arttırabilir ve aynı şekilde yapılan işlerin kalitesini ve kapasitesini nasıl yükseltebiliriz.

Örgütlerin içinde profesyoneller çoğaldıkça sanki gönüllülere gerek kalmıyormuş ya da bir kişiye yaptığı iş için para verildiğinde, yaptığı işin kalitesi daha iyi olacakmış önyargısı gittikçe sorun olmaya başladı. Halbuki yapılması gereken işten para da alsanız parasız da yapsanız burada önemli olan gönlünüzün harekete geçmesi değil mi?

Buna aşçılardan örnek verebiliriz. Para alsa da almasa da pişirilen yemeğin güzelliği aşçının becerisine, yaptığı işi benimsemesine, yaptığı işe olan aşkına, mutfağın yeterliliğine ve ortamına bağlı değil mi?

Gönüllü kaynağı inanılmaz değerli ve özen gösterilmesi gereken bir konu olduğuna göre örgütlerin içinde kaliteli bir gönüllü yönetimine sahip olabilmek için bu konuya nasıl daha çok zaman ve para ayrılması sağlanabilir?

Zaman zaman profesyonel yöneticiler bir sivil toplum kuruluşunun can damarının gönüllüler olduğunu unutarak onların sorgulamalarından uzak kalabilecek bir yapı/işleyiş oluşturma çabasında olabiliyorlar. Gönüllüler olsa olsa sorgulamaları ve eleştirileri ile varolan yapıya sağlıklı bir akışkanlık kazandırmış olurlar. Gönüllülerin varlığı, bir yönetimde gerekli olan yaratıcılığı, dinamizmi, öz denetimi getirmekle kalmayıp amatör ruhun canlı kalmasını sağlarken işin kalitesinin sürekli daha iyi olabilmesi için de bir devinim oluşturur.

Bir sivil toplum örgütünün iyi yönetilip yönetilmediği nitelikli gönüllü sayısından anlaşılabilir. Çünkü insan; zamanını, enerjisini, becerilerini, bilgisini güvendiği, iyi yönetildiğinden emin olduğu oluşumlara vermek ister. Eğer bir sivil toplum örgütünde gönüllülerin beklendiği toplantıyı bir avuç gönüllüyle yürütüyorsanız ulusal proje toplantılarında 20-30 kişide kalıyorsanız burada bir aksama olduğunu birileri size söylemeden, bunun anlaşılması ve yeniden yapılanmaya gidilmesi gerekmektedir.

Acaba nitelikli gönüllüler çekebilmek için neler yapabiliriz…

Sivil toplum kuruluşunun her projesinin içinde emeğe/insana/zekaya saygı temelli bir yapılanma oluşturulmalı, bunu da yalnız içerde değil, paydaşların ve sokaktaki insanın hissedebileceği şekilde her uygulamaya yansıtılabilmelidir.

Karar verme mekanizmalarında, proje oluşum aşamalarında, beyin fırtınalarında projeye emek verecek ve bundan etkileneceklerin fikirlerinin alınması bir lütuf değil bir olmazsa olmaz olarak görülmelidir.

Gelen sorular/öneriler/eleştiriler/takdirler varolan yapıyı zorlayacak gibi gözükse de değerlendirmeye alınmalı, yanıtlanmalıdır. Tartışma platformları oluşturularak, buradan çıkan veriler değerlendirilerek yönetim mekanizmasının içine yerleştirilebilmelidir. Buna vesile olanlar takdir edilebilmelidir.

Sorunlara (yada sorunların dile getirilmesi) yıldırıcı birer saldırı olarak değil, çözüldüğünde var olan çalışma ortamını daha güçlendirecek oluşumlar gözüyle bakılmalıdır.

Toplumdan gelecek potansiyel gönüllü profili tespit edilerek bu profille çalışabilecek süpervizörlerle/yöneticilerle çalışılması gerekmektedir. Özellikle bilgi/zeka/deneyim açısından kendisinden daha güçlü kişi ve gruplarla çalışabilme becerisine sahip yöneticilerle çalışılabilmeli ve her yöneticinin çatışma çözümlemenin temel ilkelerini öğrenmeleri sağlanmalıdır.

Birileri öneriyle geldiğinde “siz bunu uygulamak ister misiniz” ya da birileri bir eleştiriyle geldiğinde “biz aslında bunu ne kadar iyi yapıyoruz, gelip bi de yerinde görseniz” gibi, ya da birileri bizi görmüyorsunuz-ihtiyaçlarımızı karşılamıyorsunuz dediğinde (varolan sorunlardan söz edildiğinde) “bu iletişim eksikliğinden kaynaklanmış olabilir” gibi klişe olmuş davranışlardan kaçınmak gerekmektedir.

İstenilmeyen davranışlar kimden gelirse gelsin, kişiliğe yönlendirilmeden yüzleşilmeli, bunun devam ettiği zamanlarda sosyal grup içinde çözümlenecek kültür oluşturulmalı bu da işlemiyorsa bu davranışın bir daha yenilenmemesi için kurumsal önlemler alınmalıdır.

Gönüllü emeğin değerinin, o örgüte verilen para ne kadar değerliyse onun kadar, hatta daha fazla öneminin olduğu günlük yaşamda da yansıtılabilmelidir.

Her ne kadar bazı gönüllüler her işi yaparım deseler de, fotokopi çekmek gibi sıradan ve basit işlerle yetinebildiklerini düşünselerde aslında bütünün parçası olduklarını hissedebilmeleri için neyi, neden, niçin, kimin için yaptıklarını bilmeleri gerekmektedir. Yaptıkları işin çeşidi değişse bile bir sürekliliğinin olması gerekmekte, yaptıkları işin karşılığında bir değerlendirme beklemektedirler.  Gönüllülere ortama kattıklarından çok daha fazlasını alacakları bir düzenek hazırlamak, çalışma ortamı yaratmak gönüllü yöneticilerinin en büyük başarısı olacaktır.

İnsanların olduğu her yerde var olabilecek sorunları önceden tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek. Kimse öğrenciler olmadan okulları yönetmek niyetinde olmadığına göre, gönüllü potansiyeline sırtını dönen ve buna yeterince özen göstermeyen yöneticileri de bir şekilde bu konulara eğilmeleri için motive etmemiz gerekmektedir. Pek çok bahçıvanın yaptığı gibi toprağınızı sağlıklı tutup, bahçenizdeki canlı türlerin çeşitliliğini teşvik ettiğinizde pek az sorunla karşılaşacağını bilmek gerekmektedir.

Yapılan işin yeterli tarif edilmesi, hangi zaman aralığında istenildiğinin söylenmesi, hangi kalitede işin yapılması beklenildiğinin belirtilmesi, karşılaşılabilecek olası sorunların ne olabileceğine dair ip uçlarının ve buna benzer bilgilerin süpervizörün/yöneticinin işe daha girişilmeden vermesi gerekmektedir. İşin akışında bir sorun oluştuysa buna %80 oranında yapıda oluşturulan sistemin sorumlu olduğunu baştan kabul edecek şekilde çalışılırsa bireylerin motivasyonu da o kadar artmaktadır.

Yeterli bir oryantasyonla, güçlü bir bilgilendirmeyle, sağlıklı bir çalışma ortamıyla, verimli toplantıların olduğu, sorgulamaya açık, şeffaf değerlendirmelerin yapılıp, kararların alındığı, soruların yanıtlanıp, önerilerin değerlendirildiği, iletişim kanallarının sürekli açık ve özenli olduğu yapılarda herkes çalışmak için can atacaktır.

Gönüllü yönetiminde; gönüllerin örgüte dahil olmalarından eğitimlerine, var olan yapıya entegre edilmelerinden değerlendirmelerine kadar her aşamada yeterli titizlik gösterilmiş olsa (örgütlerin para elde etmeye verdikleri önem kadar) bugün bir çok sosyal/çevresel/ekonomik mücadelelerde çok daha başarılı olabilirdik.

Örgütlü olmanın olmazsa olmazlarından biri olarak düşünülmesi gereken gönüllülüğün para gibi kolayca tüketilen/sömürülen bir malzeme olarak görülmemesi için canla başla çalışılması gerektiğini ve bunca mücadele edilmesi gereken konu varken insan harcama lüksünde olmadığımızı düşünüyorum.

erol b. scott, erolbenajmin@yahoo.com

Not: Erol B. Scott hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.


%d blogcu bunu beğendi: