Ben Dionysos…

by

Kutsal dansların; ilahi mistisizmin; ölümle yaşamın ve şarabın tanrısıyım. Bir mitolojik tanrıya sahip olan bu kutsal içeceğin 7000 yıla varan geçmişiyle, ilk olarak Gürcistan, Türkiye’nin doğusu ve İran’ın Zagros Dağı arasındaki üçgeni içine alan bölgede üretilmiş olduğuna dair arkeolojik bulgular bulunmaktadır. Şarabın uzun yıllara damgasını vurmasının başlıca sebebi, üzümün suyu çıkarıldıktan sonra kendi haline bırakıldığında bile gerek üzüm kabuğu üstünde bulunan mantarlar gerekse havada uçuşan doğal mayalar sayesinde fermente olup şaraba dönüşebilmesi olsa gerek.

Tarihsel surecine baktığımızda, şarabın önemli bir kültür fenomeni haline gelmesinin Hitit ve Antik Yunan uygarlıkları döneminde olduğunu görürüz. Bunun yanında Mısırlılar ve Babilliler’ inde de şarap üretip ticaretini yapmışlar. Antik Yunan uygarlığından Roma’ya ve oradan da Hıristiyan kültürüne geçiş süreci ise şarabın günlük hayatın vazgeçilmez parçalarından biri olmasının yolunu açmıştır.  Şarabin tarihindeki uygarlıkların yerleşimlerine dikkat edersek surecin Anadolu toprakları ve civarında gelişmiş olduğunu fark edebiliriz. Şaşırtıcı olan günümüzde şarabın merkezi olarak kabul edilen Avrupa’nın şarapla tanışmasının Roma dönemine rastlaması. Romalılar istila ettikleri bölgelerde diktikleri bağlarla, başta İtalya olmak üzere Fransa ve İspanya’yada şarapçılığı getirmiş oluyorla. Avrupa’da şarap kültürünün devamını ise manastırlar ve rahipler sağlamıştır.

Asırlardır tüketilen şarabın sağlığımıza etkilerinden de bahsedelim biraz

Şarabın Yararları; Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda, kırmızı şarabın faydalarını az içilmesi şartıyla şöyle özetlenir;

  •  Kandaki pıhtılaşma, şarabın içindeki maddeler vasıtasıyla azaltılarak kanın akışkanlığını artırır.
  • Kandaki kötü kolesterolü azaltır. Bu demektir ki iyi kolesterolü de yükseltiyor.
  •  Koroner kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.
  • Tümör oluşumunu engeller.
  • Şarabın içindeki bioflavonoidler kolesterolün okside olmasını önler. Kötü kolestrol okside olmadıkça damar çeperinde birikmez.
  • Kansere karşı vücudunu korur.
  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor
  • Önemli antioksidanlardan biridir.Serbest radikallerin zararlarını engeller.

 

Kırmızı şarabın insan ömrünü uzattığı ile ilgili söylemler değişik bir sekilde bizi kucaklıyor. Bazı kırmızı şaraplarda etkin madde olarak bulunan resveratrol maddesi laboratuar ortamında farelere enjekte edildiğinde oksidasyon seviyelerinin hızla düştüğü gözlemlenmiş. Bilindiği üzere, oksidasyon hücre yaşlanmasının kimyasal ifadesi oluyor.

Kırmızı şarabın yararlarına daır yenı buluntular ıse ıcerdığı resveratrol adlı maddenin diğer etkileri. Şöyle ki resveratrol iltihaplanmaya karşı önemli rol oynayan iki protein üzerinde de etkili oldugu gozlemlenmıs. Burdan yola cıkılarak artritten (eklem iltihabı) musdarip olanlara da kırmızı şarabın iyi geldiği ortaya çıkarılmış. Resveratrolün daha önce bulunan yararları da, akciğer kanseri riskini düşürebileceği, bağırsak ve prostat kanserlerine karşı koruyucu olabileceği ve yaşlanmaya karşı etkili olabıleceğiydi.

Bu arada beyaz şarabın hakkını da vermek gerekir. Beyaz şarabın da kalp hücrelerinde baston şeklinde olan ve enerji üreten “güç kaynağı” mitokondrileri koruduğu ortaya çıktı. Dolayısıyla kalp krizi geöirme olasılışını düşürüyor.

Peki üzüm mü, şarap mı daha faydalı desek? Şaraptaki sağlığa yararlı madde olan antioksidanların miktarı, üzümden iki kat daha fazla J

‘Az içildiğinde şarap ilaç gibidir. Yaşlıları gençleştirir hastaları iyileştirir.” Akdenizlilerin sofralarından eksik etmedikleri şarap bütün çağlar boyunca en çok içilen en kibar ve yararlı içki olarak tarihe geçmiştir.

Herkesin şerefine kadeh kaldırıyorum.

Ayca Gulcin ULGEN


%d blogcu bunu beğendi: