Zulme karsı aydınlanma..

by

Siyaset degince de Prens’in yazari Machiavelli geliyor aklima. Kisaca amaclar icin her tur arac kullanilabilir der Machiavelli. Bu yuzden siyaset gelip, kapimi her caldiginda, icimde hep ayni sikinti belirir: Amaclar icin etik mahiyetine bakilmaksizin her turlu arac kullanılabilir. Ne melun bir tespit! En yasamsal amac ise, var olmak ve varligini surdurmektir, ki buna bekaa denir. Siyaset, tenimize cakili bir ucgen! Icimizde ise, bir daire var. Miskinler, dislarindaki bu ucgenden iclerindeki daireye kacarlar, siginirlar. Estetik, sonsuz secenegin birlikte olabilirligidir. Sonsuz bir ozgurluk alanidir. Cemberin sonsuzlugu ile temsil edilir. Etik sonlu secimler dizisidir. Secim, etik; secenekler estetiktir. Etik, bir secim olmasi nedeni ile sonludur ve ucgen ile temsil edilir. Mantik ise, etik olmasada durum icin dogru secenegi secer. Estetik, tum renkleri ayni oranda butuncul bir sekilde icerdiginden aydinlik beyazdir. Etik, secim nedeni ile renklerden herhangi biridir. Mantik, guzel-cirkin, iyi-kotu gibi kavramlari olmadigindan biraz karanliktir. Iste, siyaset de tam bu noktada sahneye cikar. Yani, yedi dervisin bir posta sigip, iki hukumdarin bir cihana sigmadigi yerde ki o yerde cogunlukla durum icin politik olarak dogru secenekten kan, ter ve goz yasi sizar. Cunku her secim yapildiginda, diger secenekler olur. Evet, siyaset tekrar kapimi caliyor ve icimde yine ayni sikinti: Amaclar icin etik mahiyetine bakilmaksizin her turlu arac kullanilabilir!

Aklima bu baglamda virusler ve bakteriler geldi simdi. Virusler ve bakteriler, Stephen Jay Gould’a gore gezegenimizin surdurulebilirlik acisindan gercek hakimleri. Zaman acisindan 3.5 milyar yildir varlar. Ilk cok hucreli hayvanlarin ortaya cikisinin 580 milyon yil once oldugunu dusunecek olursak, zamansal acidan virus-bakteri hakimiyetini daha iyi anlamis oluruz. Ozellikle virusler nedir? Canli ve cansiz arasindaki o incecik cizgidir. Viruste bilgi(DNA) var ama metabolizma yoktur. Ancak metabolizmasi olan bir varlik icine girebilirse, onun kaynaklarindan faydalanarak, kendini var edebilir ki bu varliklar bizim gibi kendisine dusman da olabilir. Ama virus icin bu fark etmez. Onun icin, zamanin birinde Cin Devlet Baskanı Deng Xiaoping’in dedigi gibi “Fare yakaladigi surece kedinin siyahi beyazi fark etmez!” Evet virus icin kaynaklarini kullandigi metabolizmanin dost veya dusman olmasi fark etmez. O sadece kaynaklarla ilgilidir; niyetlerle degil. AIDS, bu acilardan cok ilginc kabiliyetlere sahiptir. Icine girdigi organizmanin bagisiklik sistemi onu asla bir yabanci olarak tanimlayamaz. Surekli kilik degistirir. Gozle gozukmez kucuklukte olan toz tanesinden kat be kat kucuk bu bilgi kumesi, gozle gorulur devasa hucre ‘corporation’larinin kaynaklarini da bir guzel kullanarak, onlari topraga gomuverir. Ilginc bir yontem dogrusu.

Bakterilerin bir kismi da ilginc bir yoneteme sahip. Discover’da yayinlanan bir makalede soyle deniyordu: “Insan vucudunun bagimsiz biyolojik yapilarinin, yaklasik %90’i bakteri ve mikroplar!” İlginc bir tespit. Yani, ben dedigim sey, ben degil; onlar! Mitakondri aslinda bir bakteri ve kendi DNA’si var. Yani, anayasasi ve ic dunyasi farkli. Farkli bir ideolojiye sahip. Fakat hucre birligi icinde var olabilirler. Hucre icinde mitakondri bu ozellikleri ile yalniz degil. Ribozom gibi kendi DNA’si olan baskalari da var ama hucre icinde hepsi, kaynaklar ve varolus acisindan butuncul islevleri olan uretici-donusturucu rollere sahip.

Bu baglamda Paul MacLean’nin perspektifinden dogal bir organ olan beyne bakmak da ilginc olabilir. Buna gore bizlerde 3 ayri beyin vardir. Bunun ilki, beyin sapi ve cerebellumdur ki, evrim surecinin basilarinda gelismistir. Nefes almak, kalbi calistirmak, vucut sicakligi ve denge gibi en temel fonksiyonlari yerine getirir. Buna surungen beyni denir. Meditasyonda nefese odaklanma ile bu beyne odaklanilir ve evrim surecinde sonradan gelisen diger 2 beyin kapatilir. Bu yuzden Jim Morrison, “I’m the Lizard King. I can do anything” deseymis, daha iyi edermis diye dusunuyorum. Bu sureci OSHO soyle anlatiyor: “Nefesinize odaklanin ve once dusuncelerinize tepkisiz kalin. Birakin onunuzden akip gitsinler. Tepkisizliginiz onlari susturacaktir. Sonra, duygularinizi tepkisiz izleyin. Onlar da bir suru sonra sahneyi terkedeceklerdir. En son nefesinizle kalacaksiz!” Sufizmde de, nefes nefs demektir ve “Nefsini bilen, Rabbini; Rabbini bilen nefsini bilir!” derler. Birinci beyin, yani surungen beyni ya da “Lizard King” icin bunlar soylenir. Fakat sonra bu beyne eklenen memeli beyni vardir. Limbik sistem dedigimiz memeli beyni daha cok duygularla ve bilincle ilgili onemli islevlere sahiptir. Limbik sistem, tarihte kalp veya vicdan denen seydir. Bunun uzerine eklenen ucuncu beyin neokorteks akil oyunlari ile ilgilidir ve insanda barizdir. Bu neokorteks, akil denen kalpsiz medeniyeti uretmistir. Bu uc ayri beyin, evrim surecinde birbirlerini dislayarak veya yok ederek degil, daha ust bilincler icin birleserek varolmustur.

Yerel tarihe bakacak olursak, Osmanli Beyligi aslinda zit oldugu Bizans Imparatorlugu’nun oluru ile Bizans adina duzeni saglamak uzere Balkanlara gecmese, Edirne’de bir baskent kurabilir miydi? Ve Istanbul’u kendi baskenti haline donusturebilecek kaynak ve kabiliyete ulasabilir miydi? Kurtulus savasinda Sovyet kaynaklari kullanilmayabilir miydi?

Bu konu ile ilgili olarak bir de aklima Lenin’nin “Ne Yapmali?” adli kitabi geliyor. Bu kitapta Lenin acik bir sekilde burjuva sinifindan gelen entellektuellerin isci sinifina siyasi dusunceleri tanitarak, devrimde onemli bir rol oynayacaklarini soylemistir ve soyle devam etmistir: “Sosyal siniflari acisindan, Bilimsel Sosyalizmin kurucusu Marx ve Engels’in kendileri de burjuva sinifindan gelen entellektuellerdir.” Ornegin, Marx, Londra’da yasamaya basladiginda babasinin fabrikasinda mudur olarak calisan Engels tarafindan fabrikalardaki calisma kosullari konusunda bilgilendirilir. Engels, Marx’in Bilimsel Sosyalizm ile ilgili calismalarini yurutebilmesi icin Londra’daki kirasi dahil parasal tum ihtiyaclarini bir dost olarak, finanse eder. Ne Marx ne de Engels, fabrikadan gelen parayi emek somurusu olmasi nedeni ile kullanmayi red etmemislerdir.

Yine ayni konu baglaminda dogal aritmayi hatirliyorum. Pis diye kacmaktansa, ya da pislige tas atmaktansa, pislikten beslenen bir cicek olmak aritma icin daha iyi olur diye dusunuyorum. Aikido’da da zaten boyle bir sey yapilir. Hasimligin kaynaklari kendi kaynaklarimiz haline getirilerek, hasimlik aritilir. Fukuoka’nin hic birsey yapma ya da hic vurus tarimi da ozunde bunu dayanir.

Bir diger taraftan “sinif mucadelesi” ve “doga mucadelesi” acisindan soyle bir duyguya kapiliyorum siklikla: Ister patron olsun, ister isci; ister kurt olsun, ister kuzu; ister dag olsun, ister tas, her varlik, hakkini Gunes’ten alir ki bu hak ile halk edemiyen, zulmette halt eder; karanlikta halt edeni ise, aydinlik alt eder! Aslinda “sinif mucadelesi” ve “doga mucadelesi” de ozunde zulme karsi aydinlanmadir!

Oh yine unuttum siyaseti!

Sevgiler saygilar, Deniz Postaci

tdk sozluk: halt etmek
tkz. uygunsuz bir soz soylemek, uygunsuz davranmak, uygunsuz bir is yapmak

Ek paylasimi icin: :
http://adcordis.wordpress.com/2009/04/17/surdurulebilir-yasam-icin-politika-radikal-yolu-mu-yoksa-evrim-yolunu-mu-izlemeli/


%d blogcu bunu beğendi: