Archive for the ‘Patika’ Category

Patika’da Etkinlikler

06/05/2012

Patika her yıl bedenimizi ve iç dünyamızı keşfettiğimiz yoga ve sağlıklı beslenme kamplarına, ekolojiyi, doğadaki dengeleri ve döngüleri, yerel değerleri öğrendiğimiz, doğayı keşfettiğimiz çocuk kamplarına, çocuklu aileler için temalı tatillere, “permaculture” tekniklerini öğrendiğimiz ve uyguladığımız atölye ve modern dans kamplarına ev sahipliği yapıyor.

Patika’da kaldığınız süre boyunca, kas/eklem ağrılarınız, postur bozuklukları ve omurga problemleriniz için Miyotrepist Gamze De Lisen’den seans alabilirsiniz. Kendisi ve terapileriyle ilgili daha fazla bilgiye www.anatrabodyworks.blogspot.com dan ulasabilirsiniz.

Mevsiminde gelirseniz bağ bozumu ve şarap yapımına katılabilir, pekmez, tarhana, zeytin gibi ürünlerin işlenmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Patika’nın günlük akışı içerisinde hem sanat çalışmaları yapmanız, hem de yürüyüş rotalarını izleyerek büyülü Likya yollarını keşfetmeniz mümkün.

Konulu bir kampa gelmek yerine alternatif tatilinizi kendiniz oluşturmak isterseniz yanınızda getireceğiniz malzemelerle bunu yapmanız da mümkün. Kitaplarınız, yürüyüş ayakkabılarınız, dalış malzemeleriniz, fotoğraf makineniz, aikido kıyafetleriniz ilk aklımıza gelenler. Yaratıcılığınızla bu yelpazeyi oldukça genişletebilirsiniz.

Orman ve denizin birleştiği ilham veren bu eşsiz coğrafyanın tarihteki uygarlıklara ev sahipliği yapmasına şaşmamak gerek!

Patika da hangi donemde  gelirseniz gelin sabahlari yoga yapiyor olacagiz. Haftada bir gun disinda her gun yoga yapmak gibi bir gelenegimiz var. Hem yoga dersleriyle kendimizi gelistirme sansimiz oluyor hem de gune bambaska hislerle baslamis oluyoruz.

Patika’da var olan etkinliklerimizden bazıları:

  • Patika çevresinde yürüyüşler
  • Yoga kampları
  • Çocuklu Ailelere Yönelik Bilgi ve Tecrübe Paylaşım Kampları
  • Çocuk Kampları
  • Sanat Aktiviteleri
  • Permaculture Aktiviteleri
  • Kozalak Aktiviteleri (Tarhana, Şarap yapımı gibi)

>>> Bu yılın etkinlik takvimi (sezon içinde eklemeler olacaktır)

>>> Patika Projesini incelemek için tıklayın.

Reklamlar

2012 patika takvimi

30/01/2012

Patika’da cumartesileri dışında sabahları toplu olarak katıldığımız yoga dersleri yapılmaktadır.  Eğer eğitim kampları ise özelliğine göre burslu öğrenci kabul edilmektedir. Duşun ve tuvaletin içinde olduğu taş odalardan çadırlara kadar değişik kalma ortamlarımız mevcut.  Ödemler nakit olup kredi kartı kabul edilmemektedir. Üç ay öncesinden yapılan rezervasyonlarda indirm yapılmakadır.   Tüm başvurular ve daha ayrıntılı bilgi almak için patikafaralya@yahoo.com a yazabilirsiniz yada erol b. scott a 533 650 80 70 den ulaşabilirsiniz.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

25 Mart 2012 Patika Açılışı

Bu dönemde 21 Mart Ekinoks oluşuna denk getirerek 19-25 Mart arası yogalı, yürüyüşlü, gezili bir program düşündük.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Nisan da Patika Kampları

10 Nisan – 25 Nisan Günleri arasında 5 günlük yoga ve yürüyüş kampları olacak.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Tay (Thai) Masajı ve Yoga Kampı

5-10 Mayıs tarihleri arsında miyoterapist Gamze De Lisen katılımcılara “1. Seviye Tay Masajı” nın nasıl uygulanacağını öğretecek. Daha ayrıtılı bilgi almak icin tıklayınız.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Yürüyüş Kampı

12 – 17 Nisan tarihleri arasında sabahları kahvaltı oncesi temel yoga tekniklerinin uzerinden gectikten sonra her gun degisik yerlere gunu birlik yuruyuslerimiz olacak.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

TaiChi ve Yoga Kampı

19-24 Mayıs tarihleri arasında sabahları TaiChi öğleden sonra Yoga yapacağımız bir kampımız olacak. Zeynep ve İrem eşliğinde yapılacak bu programla ilgili bilgiler için tıklayın.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Ashtanga Yoga Kampı

26 Mayıs ile 1 Haziran arasındaki kamp Peter Bertero eşliğinde olacak olup daha fazla bilgiye ulaşmak için tıklayın.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Kate Beckel Yoga Kampı

2-6 Haziran tarihleri arasında olacak kampla ilgili daha fazla bilgi almak için tıklayın.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

9-13 Haziran Yoga Kampı

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Çocuklu Ailelerle Kamp 2012

16 -23 Haziran tarihleri arasında 3-6 yaş arasındaki çocuklarla kamp yapacağız. Bu kampla ilgili ayrıntılar için tıklayın.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

23-28 Haziran Yoga Kampı

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Çocuklu Aileler için Sanat Kampı I

1 – 7 Temmmuz arasında 3-5 yaşlarındaki çocuklara yönelik çocuk kampı olacak. Bu kampla ilgili ayrıntılar için tıklayın.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Çocuklu Aileler için Sanat Kampı II

8 – 14 Temmmuz arasında 3-5 yaşlarındaki çocuklara yönelik çocuk kampı olacak. Bu kampla ilgili ayrıntılar için tıklayın.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

14-19 Temmuz Plates Kampı

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Beden Çalışması

21-26 Temmuz tarihleri arasında tarihlerinde miyoterapist Gamze De Lisen ile yapılacak çalışmada anatomi ve fizyoloji bilgilerinin gündelik hayatta kullanılmasıyla daha sağlıklı bir yaşam için gerekli bilgiler öğrenilecek. Daha fazla bilgi alabilmek için tıklayın

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

BİTKİSEL ÖZ YAĞLAR REHBERLİĞİNDE GELEN ŞİFA

28 Temmuz-2 Ağustos tarihlerinde Avustralya’ dan  gelen hocalar, bitkisel öz yağların bilgeliğiyle duygusal ve fiziksel sağlığımızı nasıl iyileştireceğimizi,  ses titreşimleriyle içsel frekansı yükseltmeyi öğretecekler. Daha fazla bilgi için tıklayın.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Varoluşun Simyası ve Dansı

4 – 8 Ağustos tarihlerinde yapacağımız bu çalışmada; varoluşun bütünlüğünü ve akışını deneyimleyeceğimiz meditasyonlar, enerji ve şifa çalışmaları, bilgi paylaşımları, mistik dans ve doğayla çeşitli ritüeller gerçekleştireceğiz. Elemetler, çakralar, dişil-eril enerjiler ile çalışacağız. Daha fazla bilgi için tıklayın.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

2012 Ağustos Çocuk Kampı :)))

9-16 Tarihleri arasında 8-11 yaşları arasında çocuklara özel (yalnız 8 çocuk) tohumdan yemek yapımına, yaratıcı dramadan Anadolu hikayelerine, satrançtan sanata kadar pek çok konuyu işlediğimiz gönüllü olarak her yıl yürüttüğümüz kampımız olacak.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Şeker Bayramında

19 – 23 Ağustos tarihleri arasında yer alacak etkinliklerimiz üzerinde çalışıyoruz. Sabahları yoga olacak. Muzik çalışmalarıı, Aqudrum egitimi düşünüyoruz. Akşamları değişik müzik dinletileri… daha fazla bilgi için 533 650 80 70 den erol scott i arayabilirsiniz.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Permaculture and Yoga

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

30 Agusots – 4 Eylül Şiddetsiz iletişim iç eğitim kampı

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Elementlerin Simyası–Yoga

5-9 Eylül, 2012

Ayurveda ve Daoism’ın kadim bilgeliği ile gençleşin ve yenilenin.

Ulli Allmendinger (MSc. Ayurveda, RYT) ve

Dr. Onur Aydınoğlu (DAOM) ile 5 Günlük İnziva ve Atölye.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

12-17 Eylül tarihleri arasında astanga kampı selda koksal

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

19-24 Eylül tarihleri arasında

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Yoga Terapi ve Detoks Tatili

9-17 Ekim tarihleri arasında Yogha tarafında tasarlanan bu kamp hakkındaki daha fazla bilgi için tıklayın.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Kurban Bayramında Yoga

25-29 Ekim tarihler arasında Jiva Yoga tarafından tasarlanan bu kampın detaylarını nisan ayında yayınlayacağız.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Çok sevdik Anadolu’yu.

27/01/2012

Çok sevdik Anadolu’yu.
Gittik gördük pek çok yerini dünyanın ,
Anlar olduk başka dillerinden,
Keşfettik başka mutfakların tadlarını da.
Kitaplar okuduk başka coğrafyalardan,
Filmler izledik,
Neruda’da Nazım’ı bulduk biraz,
Garcia Marquez’de Yaşar Kemal’i.
Bizden uzakta bir memlekete yazılmış sevda ya da burukluk kokan dizelerde,
Biz de bir kez daha anımsadık bu toprakları niye sevdiğimizi,
Ve kıyamadığımızı ona yapılanlara.
Mevlana’nın, Yunus Emre’nin dizeleriyle yanyana oturdu
yeri geldi Buddha’nın hikayeleri.
Harmanladık kendimizce,
Dünyadan
Bize akanları.
Ama
Hep döndük,
Dolaştık,
Anadolu’ya,
Mayamızın çalındığı yere.
Çünkü,
Anadolu’ya sevdalıydık.
Anadolu’nun yaratma gücünün
Ete, kemiğe durmuş haliydik.
Anadolu doğurmuş, beslemişti bizi.
Zamanı geldiğinde de Anadolu’ya karışacaktı bedenimiz.
Nazım gibi
Anadolu’da bir ağacın altına gömülmeyi istemekten doğalı var mıydı?

Derinden bu sevda ve bu bilgiye
Rağmen,
Kahrolası bir YABANCILAŞMA!
Bu altımızdaki zeminin kayıp duruşu,
Yüzüne tükürülüşü bize anlamlı gelen,
Kutsal ve yaşatılmayı hak ettiğini düşündüğümüz
Çok şeye!
Tükendiğini hissetmek bazen
Umudun
Zamanın.
Anadolu’nun zincirlendiğini görmek
Yüreklerin, hayallerin, nefeslerin
Hapsedildiğini görmek.
Yoruyor ınsanı!

Bugün
Can Yücel’i Anma Gecesi’ndeydim.
Anladım ki bu aile yüceltmek için
Gönderilmiş
Anadolu’yu
Köy Enstitüleriyle
Şiirle, isyanla.
Behice Boran
Nazım Hikmet
Yaşar Kemal
Sebahattin Eyüboğlu
Ve nicelerinden hikayeler dinlemek,
Hele de Yeni Türkü’den Can Yücel şiirlerinin
Ezgiye karışmış hallerini
Soylemek
Ne iyi geldi!

Bir de Titi Robin’den
Gül Yaprakları albümü
Bugün karşıma çıktı
Karacaoğlan
Yaşar Kemal
Yunus Emre
Bağlama
Zurna
Akordion
“Gün yavaşça ağarıyor
Derin bir uykudan uyanan bir genç kız gibi
Bu gece düşümde
Yunus Emre
Yaşar Kemal’i omzundan tutmuş
İki kardeş misali dünyayı geziyorlardı”
İşte
Anadolu’yu hissetmek için
Buralarda doğmanın da şart olmadığının
Kanıtı Thierry Robin
Buralarda doğup da
Buraları hiç anlayamayanlar olduğu gibi
Çokça.

Anadolu’nun
Bu epey bayat kokan zamanlarda
Tarihin bu noktasında
Doğmak için seçtiği
Bizlere bir kaç
Naçizane
Önerim olacak
Bitirmeden önce
Bu hepimize yazdığım
Günlük sayfasını.

Bir arada duralım
Şiirler okuyalım
Şiirde başka bir direniş var
Bize iyi gelecek
Anadolu’yu bize yeniden yeniden
Anımsatacak
Sözler dinleyelim, söyleyelim.
Hatırlayalım
Neden sevdalıyız buralara
Canımız yanıyor anımsadıkça
Ama biz inadına anımsayalım
Çünkü
Unutulmadıkça
Beslendikçe
Hissedildikçe
Sağlamdır Anadolu’nun ruhu
Buğday’ın birden bin yaratma gücü
Bize de bulaşır
Gece Anadolu’nun ninnileriyle uyuruz mışıl mışıl
Herşeye rağmen
Ve sabah
Gece boyu anasının sütünü emmiş bir bebek gibi
Uyanırız!
Usul usul büyümeye
Serpilmeye
Mucizeler yaratmaya
Hazır!
Gözümüzde muzip bir gülüş
Düşsek de ayağa kalkmaya
Niyetli
Yılmayan
Ve yaşamı yudum yudum içen
Çocuklar gibi!

Anadolu’nun tüm çocuklarına
Ne yaşta olursa olsunlar
Selam ola!

Ebru Tokuç

Doğal Doğum Öncüleri Patika’da!

22/07/2011

“Annelik doğada  yaşamak gibidir”:

Doğal Doğum Öncüleri Patika’da! 

İçsel enerjinin, sağlığın ve ‘doğanın’ merkezi Patika, hayatımızın belki de en önemli anı olan “doğum” ve hayat enerjimizin ana kaynağı olan doğanın bir araya geldiği “Doğal Doğum, Reiki, Homeopati ve Refleksoloji” kampını açılmış enerji kanalları, atılan bolca kahkaha ve içilen türk kahveleri eşliğinde bitirmiş bulunmakta. 2007’de Ebe Asude Oflaz tarafından kurulan İstanbul / Beşiktaş merkezli Hamile Okulu’nun doğal bir ortamdaki ilk eğitim aktivitesi olan ve “Doğal Doğum Doğal Kalmalı” sloganı ile düzenlenen bu kampa ev sahipliği yapmış olmaktan Patika ailesi olarak çok gururluyuz.

Denizli, Adana, Kayseri, İstanbul, Muğla, Antalya gibi türkiye’nin değişik şehir ve hastanelerinden gelerek Patika’da buluşan ebeler 7 gün boyunca sabahları yoga, reiki, homeopati ve refleksoloji tekniklerinin annelerin doğal doğum yapmalarına yardımcı olacak inceliklerini üzerine eğitim aldı.

Pakistanlı homeopati uzmanı Dr. Muhammed Shafi, 7 yıldır Türkiye’de Refleksoloji eğitimi veren Almanya doğumlu Tatiana Rottenberg ve aynı zamanda Reiki eğitmeni olan Asude Ebe tarafından verilen derslerde bir araya gelen hem deneyimli hem de yeni mezun genç kuşak ebeler, tamamlayıcı tıp yöntemlerinin doğal doğum sürecindeki faydalarını hem teorik olarak öğrenip, pratik olarak uyguladılar. “Normal doğum annenin doğasına kodlanmıştır. Gereksiz sezaryanlar ile anne-çocuk sağlığı markete dönüşmemeli”  diyen Asude Ebe bu projenin ortaya çıkış macerasını şöyle anlatıyor:  “Ben anneliği doğada, doğanın zorluklarını ile birlikte yaşamaya benzetiyorum. Sizi içine çeken ve kendi şartlarına uymaya zorlayan bir şey annelik, tıpkı doğa gibi. Bu yüzden bu eğitimi özellikle Patika gibi her şeyi ile doğanın bir parçası olan bir mekanda yapmayı seçtik. Biz annenin doğasında Doğum sürecini medikal yardım olmadan geçirebilecek fiziksel ve ruhsal enerjinin var olduğuna inandığımız için yaptığımız eğitimlerde ‘en az medikal müdahaleli’ doğumun yöntemlerin arıyoruz. Bunu da en güzel yapabileceğimiz yer doğanın kendisi. Katılımcı ebeler aldıkları eğitim sonrası homeopati gibi yöntemleri hamilelik ve doğum sırasında kullanan Türkiye’nin öncü gruplarından biri olacak.”  Sabah yogasında yapılan özel hareketler ile ‘hamilelik, yaşam enerjisi ve vücut’ konusunda da taze bir keşife çıkan genç ve deneyimli ebeler dersler aralarında verilen molalarda  başlarından geçen ilginç doğal doğum anılarını türk kahveleri eşliğinde paylaşarak Patika’nın paylaşımcı ve  katılımcı ortamına çok güzel bir renk kattılar.

Homeopati, Reiki ve Refleksoloji nedir?

1755 yılında Almanya’da doğan tıp doktoru Christian Friedrich Samuel Hahnemann tarafından “Benzerinin ilacı benzeridir (similia similibus curentur)” anlayışından yola çıkılarak oluşturulan Homeopati semptomlar yerine hastanın kendisini iyileştirmeye odaklı bir alternatif tıp yöntemidir. Homeopatik tedavide, bitki, hayvan ve minerallerden elde edilen maddelerin seyreltilmesi ile oluşturulan ilaçlar vücudun doğal iyileşme gücünü tetiklemeyi amaçlar. “Rei” (Her şeyde var olan) ve “Ki” (ruhsal yaşam enerjisi) kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşan reiki ise bedende meydana gelen enerji dengesizliklerini ve negatif enerji bloklarını çözerek ruhsal, bedensel ve fiziksel iyileşmeye odaklı bir pratiktir. Refleksolojiye göre ise insan ayağında her bir organa denk gelen belirli basınç noktaları mevcuttur ve bu noktalara belirli tekniklerle basınç uygulanması ile vücutta eşitli elektrokimyasal mesajlar oluşur ve bu mesajlar nöronların yardımı ile ilgili organı uyarır. Bu yöntemin özellikle panik atak ve depresyon tedavisinde tamamlayıcı etkisi olduğuna inanılır.

patika habercisi:)

patikafaralya@yahoo.com

Patika’ya gelirken…

13/06/2011

– Kısa süreli kalmalar yerine uzun süreli kalmaları yeğliyoruz. Gönüllü çalışmaya gelenlerin en az iki hafta kalmalarını yeğliyoruz.

– Patika’ya gelenlerin projemizin yapısına  bir göz atmalarını rica ediyoruz.

– Çalışmaya gelen arkadaşların dikkatine:

Yoğun temposu olan Patika’ nın mevsimsel değişik işleri olmakla birlikte, ana konu eko-turizm olduğu için yüksek sezonda, ziyaretçi ağırlama ve etkinlik alt yapıları üzerinde çalışıyor oluyoruz. Bunun yanı sıra mutfak, bahçe, inşaat işleri, bahçeden toplananların değerlendirilmesi, ekmek, tarhana, pekmez ve şarap yapımı gibi arazide birçok farklı alanda çalışmalar devam etmektedir. Yanınızda çalışmaya uygun giyisiler getirmeniz iyi olur.

–  Tahmin edeceğiniz gibi burada, alıştığınız şehir hayatından çok farklı bir yaşantı sürmektedir.  Bizimle kaldığınız süre boyunca, siz de bunun bir parçası olursunuz. Yoga dersleri, kahvaltı, öğle ve akşam yemeklerini hep birlikte yaparız.

– Yanınızda getirmeniz gereken en önemli şeyler:  İyi bir fener, terlik, yürüyüş ayakkabısı, güneş ve sivrisinek koruyucuları, mayo, fotoğraf makinesi. Ayrıca başkalarının seyretmesini istediğiniz bir film hoş olabilir. Köyümüzde eczane ve market olmadığı için ihtiyacınız olan şeyleri önceden almanızda fayda var.

– Atık çıkaracak şeylerden ne kadar az getirseniz o kadar iyi.

– Kampta sigara belirli alanlarda içiliyor olup diğer otun içimi ise kesinlikle söz konusu değildir.

– Belirli alanlarda kablosuz internet olanağımız olduğu için bilgisayarınızı getirebilirsiniz.

– Yoga dersleri için matınızı ya kendiniz getirin yada bizden karşılayabilirsiniz.

– Arabayla geliyorsanız yanınızda eski çarşaf gibi kullanmadığınız ve elinizden çıkartmak istediğiniz şeyleri değerlendirilmek üzere buraya getirebilirsiniz.

Bunların dışında beraberinizde getirdiğiniz sevgi, neşe ve enerjinizi arttırmak için çaba gösteriyor olacağız.

Sorularınız olursa iletişim bilgileri:

erolbenjamin@yahoo.com / patikafaralya@yahoo.com

erol scott: 00 90  533 650 80 70

İhtiyacınız olan ulaşım bilgilerini size e-posta aracılığıyla gönderebiliriz.

Akdeniz’in büyülü, kekik kokan rüzgarları sizinle olsun…

Yeni Yılda Patika

22/03/2011

Frezya

(Patika Mart 2011)

Bugün şamanlardan etkilenen kültürler için yeni yıl kutlamaları var. Ben de sizin yeni yılınızı, Nevruz Bayramınızı, dönenceniz,”yeni gününüzü” kutlamak istiyorum. 

Dünyada onca şey olurken hangi olayların gündemimizde ne kadar yer alacağı da her gün yaşadığım bir heyecan. İnsanin duydukları, gördükleri, hissettikleri yaşantımız o kadar çok yönlendiriyor ki buna ek olarak tatlar, kokular, dokunmaları da eklediğimizde 2 yaşının tüm güzelligini tasiyan oğlumu izliyorum bahcede. Şu siralar yurdun dort bir tarafinda yagan yagmurlardan sonra baharın bizim bulundugumuz topraklara gelisini gun be gun izliyoruz.  Frezyaların kırmızı ve beyaz ciceklerinden yayılan kokulardan, baklanın ciceklerine, topragın bize sunduklarindan gunes batimina kadar pek cok guzelligin icinde yasiyoruz… 

Patikanin 24 nisanda sezon açılışı olacak. Nasıl bir duyuru yapsak bize gelemeyenlerle bu senligi nasıl paylassak diye dusunuyoruz. Pazar günü bu yöredeki arkadaşlarımızla Patika’da 4 yıldır yaptığımız gibi yine piknik yapacağız. Bize gelebilen arkadaslarla baharın keyfini çıkarmayı düşünüyoruz bahçe işleriyle boğuşurken… Onu izleyen hafta; 23-30 Nisan’da gelenlerle yogun yoga calismalari yapacagiz.

https://patikayolculari.wordpress.com/2011/03/20/patikada-nisanda-yoga-tatili-23-30-nisan-2011/

Bu sezon acilisini yaparken patikanın da etkinliklerini duyurmak istiyoruz.. patikanın aclisinda daha neler yapilabilir acaba..?

Patika’da bu yıl yer alacak diger etkinlikler aşağıdaki linkte:

https://patikayolculari.wordpress.com/etkinlikler-2/

Etkinliklerinin programı ise taslak olarak aşağıdaki gibi

https://patikayolculari.wordpress.com/2000/03/03/patika%e2%80%99nin-2011-yili-etkinlik-takvimi/

Nisan başında, Patika’nın açılışından önce tüm sezon etkinlikleri kesinleşmiş, içerikleri dolmuş olacak. 

Arkadaşlarım zaman zaman Patika’da neler oluyor hiç paylaşmıyorsun dediklerinden beri yani bir yıldır hem facebook u kullanarak hem İstanbul’daki toplantilarla daha çok Patika’da olup bitenleri paylasmaya calisiyorum. Sizler de bana e-posta atıp sizlerin patikasında neler olup bitiyor anlatirsaniz cok hos olur. Aksamlari onlari okuyarak yorgunluk atarim.

Her hafta sizlerle Patika cevresindeki konularla ilgili paylasimlar yapmaya calisacagim. DenizYücel den bahçe işlerine yoga platformunun bitirilmesinden bu yıl Patika’da yer alacak 20 nin ustundeki etkinliğin alt yapısını oluşturmasına kadar çeşitli konular var bu haftanın gündeminde.

Bir de sizinle  “Yaşantımızdaki şamanizm izlerinden bir kaçı…” adlı yazıyı paylaşmak istiyorum.

https://patikayolculari.wordpress.com/2011/03/19/yasantimizdaki-saminizm-izlerinden-bir-kaci/

Sizin de yaşantınızda, yolculuklarınızda neler oluyor paylaşırsanız sevinirim..

Akdenizin kekik kokan büyülü rüzgarları sizinle olsun..

Erol B. Scott, erolbenjamin@yahoo.com

Not: Erol B. Scott hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

Erol Benjamin Scott Hakkında…

02/03/2011

  

Foto: Efsun Sertoğlu

Soruyorlar hep bana…

Nerden geliyor bu enerjin nedir bu telaşın diye…
Valla bu biraz bizi biz yapan şeylerle ilgili… Sanki onlara borçlu hissediyorum kendimi… Toprak anaya, Anadolu’ya, anneannelere, babaannelere, dedelere…

Hele dedem ki, “Aydınlanma Devrimcisi*” Hasan-Âli Yücel, bakanlığı döneminde bir eğitim reformu yapmakla kalmayıp ekibiyle birlikte Köy Enstitüleri modelini oluşturmuş ve 21 tanesinin Anadolu’nun dört bir yanında kurulmasını sağlamıştır. UNESCO, Köy Enstitüleri’ni tüm gelişmekte olan ülkelere önermekle kalmayıp, Hasan-Âli Yücel’in 100. doğum yıldönümü olan 1997 yılında tüm tünyada, onun “saygı ile anılması” kararını aldı.

Hasan-Âli’yi bilenlerin onları anlatırken gözlerinin parlayışını bir görseniz daha iyi anlarsınız insana ne kadar çok misyon yüklediğini böyle bir dedenin torunu olmanın…

Öbür tarafta dayım; “Can Baba”, şiirleriyle etkili, güçlü, en muhalif şair

Diğer tarafta Afrika’dan gelen köklerim…

Belki ondandır turuncuları, morları, sarıları, parlak kırmızıları pek severim. Afrika renkleri diye… Renkler, sesler, desenler, kültürler hepsi bir kampanyaya doğru götürüyor beni, insanlığın bu çok kısa kalan zaman diliminde bir değişim gerçekleştirme şansı var. Ben, beni yetiştiren bunca güzel öğretmenim için, öğretmenlerimle yapacaklarımı düşünüyorum.

Ben, benden daha çok beni yetiştirenlerin bir meyvesiyim. Gelişen bu meyveyi artık siz olgunlaştıracaksınız. Hani rahatsız olmayın benim telaşımdan, amacım uyuyanları uyandırmak, olayların olması gerektiği gibi akmasını çabalamak.

Tüm bu koşuşturmanın içinde “dinginliği” ne oranda yakalayabilirim, koşarken bir an durup nasıl fotoğraf çekerim bunu öğrenmeye çalışıyorum.

—————–

* Alev Coşkun’nun “Hasan-Âli Yücel” kitabından alıntıdır.
**Erol Benjamin Scott İstanbul’lu bir annenin, zenci bir babanın çocuğu olarak Kaliforniya’da 1962 de doğdu. Üniversiteyi Teksas’ta sistem analisti olarak bitirdikten sonra hem Amerika’da hem Türkiye’de sistem analisti ve proje yöneticisi olarak çalıştı. Yoga Eğitmenleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Yeşiller Partisi’nde ve Greenpeace, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak çalıştı. Ekip çalışması, iletişim, proje yönetimi, kampanya yönetimi, yaratıcı drama, yoga eğitmenliği üzerine kendini yetiştiriyor.

Erol Benjamin Scott, ekoloji, gençlik, örgütlenme, gönüllü, eğitim projeleriyle ilgilenir, aikido, modern dans çalışmalarına katılır, taştan ev yapmayı, bahçıvanlığı ve marangozluk yapmayı çok sever, bebek bakıcılığı yapmıştır ve çocuklara yüzme, kayak, satranç öğretmek için fırsat arar, “Toplam Kalite Yönetimi” ni yönetim tarzı olarak benimser. Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi projelerini destekler. Sürdürülebilir yaşam idealine yoğun eğitim çalışmalarıyla ulaşılabileceğine ve Anadolu’nun köylerine, kültürüne ve değerlerine sahip çıkılması gerektiğine inanıyor. “Permaculture” teknikleriyle ve prensipleriyle toprağa yakın yaşamayı tercih ediyor.

Zeynep Aksoy ile 200 saatlik Hatha Yoga Temel Hocalık Eğitimini tamamlayarak hocalık sertifikası almıştır. Daha sonra Chris Chavez tarafından verilen ve bir yıl süren 200 saatlik Anusara Yoga Hocalık Eğitiminden sonra Patika Yoga merkezinin iki yıl yöneticiliğini yapmasının ardından Taylandaki Agama Yoga Okulu’nda yaklaşık yedi ay kalarak Yoga Alliance onaylı 500 saatlik üçüncü eğitici eğitimini almıştır. Almakta olduğu kişisel gelişim kurslarınla yaşam deneyimlerini birleştirerek çocuklar, gençler ve yetişkinlerle olan çalışmalarına devam eden Erol, düzenli olarak İstanbul’da yoga dersleri vermenin dışında Ankara, İzmir gibi şehirlerde yoga dersleri ve ekolojik-sosyal-ekonomik sürdürülebilirlik üzerine seminerler vermektedir.
*** Erol B. Scott’ın bazı yazıları ve fotoğarafları:

” Bir Değerlendirme ve Yardım Çağrısı “

Katılımcılık “

Eko-Köy Hayelleri “

Neden Yoga Yolculuğun Çıktım “

Yoga Fotoğrafları “

Not: Bu bloktaki diğer yazılarına ana sayfadan arama kutusna “Erol B. Scott” yazarsanız tüm yazılarına erişebilirsiniz.

Yoga at Patika

01/01/2011

(The word “Patika” means a path in the countryside) 

Yoga, which occupies a special place in the Patika project, is a teaching with a history dating back over 5000 years.   It is suitable for all body types and can be practiced by all people. At Patika, we embrace Yoga as a practice that empowers our inner selves as well as those around us.

We believe that if a person practices Yoga even just for a period of 4-5 days, especially in nature, and if it is complemented with healthy nutrition, it has the potential to inspire positive changes both in our bodies and inner selves.

We are currently working on what we call “YogaPatika”, which is guided primarily by  Hatha Yoga but includes aspects of “Anusura Yoga”, “Shadow Yoga”, “Yin Yoga”, “Theraphic Yoga” and the training we have received from the  Cihangir Yoga School (where we received our first Teaching Certificates).   Our approach also includes a strong focus on Nature. (See the YogaPatika link for further information.)

The Yoga practices at Patika are aimed at helping you discover your body and to connect with it on a deeper level, thus guiding the way you work on and with it.

Our body is our primary guide on the path of Yoga leading us to a sense of unity. Our connection to our body determines our life style, our outlook on life and our standards. Yoga done in nature helps us to feel our inner rhythm and gives us tools to synchronize this with the rhythm of nature.

You do not need to change all of your life style or give up all your habits. Patika simply offers you an opportunity to listen to your inner voice and the sound of nature by surrounding you with its garden (that stimulates all 5 senses), the pine forest, the sea, the sun and the wind.

In the city, it is much more difficult to isolate ourselves from external stimuli, with the challenges of urban life and daily hassles and responsibilities demanding our attention and energy. It is becoming much more difficult to find the time, energy and determination to turn inwards. However, when we are stepping on the earth, feeling the sun and the wind on our face and breathing clean air, when everything around us is simple and natural, we automatically become able to hear our inner rhythm and to feel the unity around us. 

Patika can offer you a different perspective. You can attend our morning Yoga classes on our outdoor Yoga platform overlooking the Mediterranean and the pine forest and spend the rest of your day taking walks in nature and swimming.

If you would like a more intensive yoga program as part of your holiday, please check the yoga programs link.

We hope to see you at Patika.

Patika’ya Ulaşım

09/10/2010

Istanbul’dan yada Ankardan Fethiye’ye akşamları yayladan Afyon üstünden gelen otobüslere binmek en iyisi oluyor. Fethiye’ye Varan, Ulusoy, Pamukkale, Kamil-Koç (Metro yu hiç önermiyoruz) la gelebilirsiniz.

Fethiye otobüs terminalinde bulunan Carefour un önünden çok sık olarak ölüdeniz dolmuşları geçiyor. Faralya köyüne yaz aylarında yaklaşık iki saatte bir bu Ölüdeniz dolmuşları var. Bunlardan bazıları bizim köye devam ediyorlar Ölüdeniz’den sonra.  Ölüdeniz dolmuşlarından ölüdeniz e devam edenlerin camlarında FARALYA yazıyor. Fethiye ölüdeniz arası 45 dak. Ölüdeniz Faralya arası 15 dak. Yani Fethiye’den bizim bulunduğumuz Faralya köyüne bir saat sürüyor. Bizim köyün 3 ana mahallesi var. Birinci mahalle ünlü Kelebekleri vadisinin üstü oluyor. Orta mahallede PATİKA var. Son mahallede Kabak koyunun olduğu son durak oluyor.  Birinci mahalleyi (hasar mahallesi) geçince bir km sonra ikinci mahalle başlıyor. Solda sağlık evini, solda okulu, sağda camii yi geçtikten 400 metre sonra sağda PATİKA levhasını görebilirsiniz. 100 metre ilerde de muhtarın işlettiği bir yer var. Dolmuştan patika levhasını gördükten sonra inip deniz doğru inen yolda 150 metre hep sağda kalarak yürüdüğünüzde PATİKA nın girişini göreceksiniz. Ama giriste PATİKA yazmıyor, “lütfen zili çalın” yazıyor.:.-))

Dolmuşlar careforu un önünden yaklaşık şu saatlerde geçiyor:

07:10

09:10

11:10

13:10

15:10

18:10

(bu saatler yaz dönemi için geçerlidir)

eğer beş dakikayla filan kaçırırsanız bir sonraki ölüdeniz dolmuşuna binip şöförden rica ederseniz öndeki minimüsü arayıp sizi faralya minibüsüne ovacık girişinde aktarabiliyor.

Aceleniz olup veya acil bir durum olursa bana telefon edip 50TL ye taxi ile 40 dakikada gelme şansınız var.

Uçakla Dalamana gelirseniz oradan Havaş a binip 20 TL karşılığında Fethiye ye geliyorsunuz. Eğer 150TL ye minibüs ayarlamamı isterseniz kapımızın önüne taxiden ucuza bile geliyor.

Arabayla gelinirse

Fethiye’den Patika yaklaşık 24km. Fethiye’den çıkp Ölüdeniz oklarını izleyerek devam edin, Ovacık kı geçtikten sonra Ölüdeniz’e inen yokuşun hemen bitiminde Tokgöz marketin (13. Km) önünden sola dönülüyor. Bu yolu izleyerek köye varabilirsiniz. Eğer herhangi bir yol ayrımı görürseniz deniz tarafında kalmaya ve Faralya yada Kabak koyu levhalarını izleyiniz. Yol üzerinde ölüdenizden sonra Likya World tati köyünü (16. km) göreceksiniz köyün Kıdrak Mah olur. Sonra Kelebekler vadesinin bulunduğu Hasar mah (22. km) sonra Kızılcakaya Mah (bizim bulunduğumuz mah) en sonda Kabak mah. her bir mahlle arasında yaklaşık 2m var. Kızılcakaya mahallesinin Sağlık evini ve okulugeçtikten sonra 400 metre ilerde sağda PATİKA YOGA CENTER yazan bir tahtadan levha göreceksiniz. Oradan sağa dönüp 150 metre ilerlediğinizde bir toprak meydana geliyorsunuz. Sağda bizim araba girişini göreceksiniz. Üzerinde Patika yazmıyor, “Zili çalıp lütfen bekleyin” yazıyor:)  Telefonla bizi arayın (533 650 80 70) sizi içeri alalım.

************

The following bus companies provide (in order of expensiveness) transport to Fethiye from istanbul: Varan (the best one), Ulusoy, Pamukkale, Kamil Koç and Metro. Generally, these buses set out at night to arrive in Fethiye in the early morning.

From Fethiye: At bus terminal there is Carefour shoping center. In front of the Carefour there are minibusses to OLUDENIZ.  Some of them writes FARALYA (our villages name) on its front window.  Almost every two hours they pass.  After leaving Fethiye minibus first it goes hisaronu then to oludeniz. From there it takes 20 min to reach our vilage. In total journey will take about 1 hour to reach Patika. Patika, is located at middle of the village of Faralya. 10 minutes after passing through the Hasar district (Butterfly Valley), you will arrive at the central neighbourhood (orta mahalle), 300 metres after passing the mosque and school, you will see Patika’s (PATİKA YOGA CENTER) signpost on the right-hand side of the road. You should get out here and walk down the path for about 150 meters. Patika is on the right side with no sign on it:)

it is good idea to plan your travel to arrive lates afternoon so you can catch the last dolmus to our village otherwise you need to come by taxi which about 30 euro. You can write to me if you are arriving late…
Call me if you run into a problem. if you dont have a phone ask somebody else to call me or call from public phone.  I will call back the number which calls me:) hava a nice journey..
From Dalaman
From Dalaman to Fethiye you will catch a shuttle called HAVAS which 20 TL from Dalaman to Fethiye (about an hour)
When you arrive to Dalaman you need to get in touch with 0090 537 770 17 70 Taxi driver (Oben YILDIZ) to bring you to Patika
The taxi will charge our reduced price of 25 euro. He will pick you up when shuttle arrives I will be another end of the phone anyway. it will take about half hour to Patika..
In any way if you catch a taxi from any way just ask driver to give me ring.. so I will call him back to describe the way to him..that is how it works:))
Normally we have village dolmus but when people arrive late they catch taxi..

Ben Dionysos…

06/10/2010

Kutsal dansların; ilahi mistisizmin; ölümle yaşamın ve şarabın tanrısıyım. Bir mitolojik tanrıya sahip olan bu kutsal içeceğin 7000 yıla varan geçmişiyle, ilk olarak Gürcistan, Türkiye’nin doğusu ve İran’ın Zagros Dağı arasındaki üçgeni içine alan bölgede üretilmiş olduğuna dair arkeolojik bulgular bulunmaktadır. Şarabın uzun yıllara damgasını vurmasının başlıca sebebi, üzümün suyu çıkarıldıktan sonra kendi haline bırakıldığında bile gerek üzüm kabuğu üstünde bulunan mantarlar gerekse havada uçuşan doğal mayalar sayesinde fermente olup şaraba dönüşebilmesi olsa gerek.

Tarihsel surecine baktığımızda, şarabın önemli bir kültür fenomeni haline gelmesinin Hitit ve Antik Yunan uygarlıkları döneminde olduğunu görürüz. Bunun yanında Mısırlılar ve Babilliler’ inde de şarap üretip ticaretini yapmışlar. Antik Yunan uygarlığından Roma’ya ve oradan da Hıristiyan kültürüne geçiş süreci ise şarabın günlük hayatın vazgeçilmez parçalarından biri olmasının yolunu açmıştır.  Şarabin tarihindeki uygarlıkların yerleşimlerine dikkat edersek surecin Anadolu toprakları ve civarında gelişmiş olduğunu fark edebiliriz. Şaşırtıcı olan günümüzde şarabın merkezi olarak kabul edilen Avrupa’nın şarapla tanışmasının Roma dönemine rastlaması. Romalılar istila ettikleri bölgelerde diktikleri bağlarla, başta İtalya olmak üzere Fransa ve İspanya’yada şarapçılığı getirmiş oluyorla. Avrupa’da şarap kültürünün devamını ise manastırlar ve rahipler sağlamıştır.

Asırlardır tüketilen şarabın sağlığımıza etkilerinden de bahsedelim biraz

Şarabın Yararları; Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda, kırmızı şarabın faydalarını az içilmesi şartıyla şöyle özetlenir;

  •  Kandaki pıhtılaşma, şarabın içindeki maddeler vasıtasıyla azaltılarak kanın akışkanlığını artırır.
  • Kandaki kötü kolesterolü azaltır. Bu demektir ki iyi kolesterolü de yükseltiyor.
  •  Koroner kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.
  • Tümör oluşumunu engeller.
  • Şarabın içindeki bioflavonoidler kolesterolün okside olmasını önler. Kötü kolestrol okside olmadıkça damar çeperinde birikmez.
  • Kansere karşı vücudunu korur.
  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor
  • Önemli antioksidanlardan biridir.Serbest radikallerin zararlarını engeller.

 

Kırmızı şarabın insan ömrünü uzattığı ile ilgili söylemler değişik bir sekilde bizi kucaklıyor. Bazı kırmızı şaraplarda etkin madde olarak bulunan resveratrol maddesi laboratuar ortamında farelere enjekte edildiğinde oksidasyon seviyelerinin hızla düştüğü gözlemlenmiş. Bilindiği üzere, oksidasyon hücre yaşlanmasının kimyasal ifadesi oluyor.

Kırmızı şarabın yararlarına daır yenı buluntular ıse ıcerdığı resveratrol adlı maddenin diğer etkileri. Şöyle ki resveratrol iltihaplanmaya karşı önemli rol oynayan iki protein üzerinde de etkili oldugu gozlemlenmıs. Burdan yola cıkılarak artritten (eklem iltihabı) musdarip olanlara da kırmızı şarabın iyi geldiği ortaya çıkarılmış. Resveratrolün daha önce bulunan yararları da, akciğer kanseri riskini düşürebileceği, bağırsak ve prostat kanserlerine karşı koruyucu olabileceği ve yaşlanmaya karşı etkili olabıleceğiydi.

Bu arada beyaz şarabın hakkını da vermek gerekir. Beyaz şarabın da kalp hücrelerinde baston şeklinde olan ve enerji üreten “güç kaynağı” mitokondrileri koruduğu ortaya çıktı. Dolayısıyla kalp krizi geöirme olasılışını düşürüyor.

Peki üzüm mü, şarap mı daha faydalı desek? Şaraptaki sağlığa yararlı madde olan antioksidanların miktarı, üzümden iki kat daha fazla J

‘Az içildiğinde şarap ilaç gibidir. Yaşlıları gençleştirir hastaları iyileştirir.” Akdenizlilerin sofralarından eksik etmedikleri şarap bütün çağlar boyunca en çok içilen en kibar ve yararlı içki olarak tarihe geçmiştir.

Herkesin şerefine kadeh kaldırıyorum.

Ayca Gulcin ULGEN